Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6295 E. 2022/8347 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6295
KARAR NO : 2022/8347
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECEMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 29. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 20/12/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları …’in maliki olduğu 120 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümü 28.05.1979 tarihinde davalı eşi …’e satış suretiyle devrettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, iddiaların doğru olmadığını,mirasbırakanın 38 yıl önce kendisini terk ederek davacıların annesi ile birlikte yaşamaya başladığını, o tarihten itibaren kendisi ve çocukları için hiç bir maddi ve manevi destekte bulunmadığını, bir kısım ziynet eşyasını satarak ailesinin de maddi katkısı ile dava konusu taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın temlik dışı çok sayıda taşınmazının bulunduğu, temlikin mal kaçırmak amacıyla yapılmadığı, muvazaa iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. İstinaf Nedenleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanık beyanlarının yanlış yorumlandığını, davalı tanıklarının davalının çocukları olup, kararın lehlerine olması halinde çıkar sağlayacak kişiler olduklarını, kaldı ki yargılama devam ederken davalı …’in öldüğünü,davacı tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, davacıların annesi … adına mirasbırakan tarafından alındığı iddia edilen taşınmaz bakımından da davalılarca tapu iptali ve tescil davası açıldığını, ancak davanın reddine karar verildiğini, davalılar tarafından açılan davanın, eldeki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, mirasbırakan tarafından davacılara herhangi bir kazandırmada bulunulmadığını, ancak mirasbırakanın davalıdan olma çocuklarının her birine taşınmaz devrettiğini, temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığının ispat edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 05/07/2022 tarihli ve 2021/2512 Esas 2022/1212 Karar sayılı kararıyla; davacıların mirasbırakanın imam nikâhlı eşinden çocukları oldukları, davalının ise mirasbırakanın resmi nikâhlı eşi olduğu, mirasbırakanın varlıklı bir kişi olduğu, davalı eşi ve çocukları ile bu taşınmazda ikamet ettiği, ancak daha sonra davalı eşini fiilen terk ederek davacıların annesi ile yaşamaya başladığı, mirasbırakanın evi terk ettikten sonra davalı ve çocuklarını evden attığı, dava konusu evi kiraya verdiği ve eşi ve çocukları ile ilgilenmediği, bu süreçte mirasbırakan ve davalı eşinin beşeri ilişkisinin bozuk olduğu, boşanma aşamasında oldukları, daha sonra davalının taşınmazın bodrum katına yerleştiği, yakınlarının yardımı ile taşınmazı mirasbırakandan satın almak istediği, bu istemin mirasbırakan tarafından kabul edildiği, davalının bu şekilde taşınmaza malik olduğu, mirasbırakanın davacıların annesi olan dava dışı ikinci eşine ise Emirgan semtinde taşınmaz alarak ev yaptırdığı, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabildiği, somut olayda ise, varlıklı bir kişi olan mirasbırakanın davalı eşini ve beş çocuğunu terk ettiği, davalının bu süreçte zor durumda kaldığı, temliktekin mirasçılardan mal kaçırma iradesi ile değil eşi ve çocuklarını güvence altına almak amacıyla yapıldığı, keza davacıların annesi olan ikinci eşi içinde ev yaptırdığının beyan edildiği, satış senedinde bedelin düşük gösterilmesinin tek başına muvazaanın kabulüne yeterli bir sebep olmadığı, terekesinde başka mal varlığı bulunan mirasbırakanın mal kaçırma iradesi içinde olması durumunda tüm malvarlığını devir olanağı varken bu şekilde bir tasarrufta bulunmadığı, muris muvazaasının şartlarının mevcut olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1.Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.2.2. Öte yandan, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2.) no.lu paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) no.lu paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK’nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, 03/09/2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalılar vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, onama harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 20/12/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.