Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/3363 E. 2007/3530 K. 08.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3363
KARAR NO : 2007/3530
KARAR TARİHİ : 08.11.2007

-Y A R G I T A Y İ L A M I –

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kabulüne ilişkin …Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.10.2006 gün ve 2005/188 – 2006/166 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalılar … Sigorta A.Ş. vekili ile ….mirasçıları vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 25.9.2007 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı… mirasçıları vekili Av. … geldi, karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, 2004/80 Esas sayılı dosyada davalıların ilgilisi bulundukları aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araca çarparak hasara neden olduğunu, davalı tarafın kusurlu olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini açıklayarak, 15.725.00-YTL’nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, zamanaşımı itirazı ile birlikte faizin başlangıç tarihini kabul etmediklerini, poliçe limiti ile sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiş, davalı…’in ise davadan önce ölmüş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı, mahkemenin 2005/8 esas sayılı dosyasın ile ölü… mirasçıları aleyhine aynı olaya dayalı olarak dava açmış, davalar birleştirilerek yargılamaya devam edilmiş, davalılar vekili, derdestlik itirazı ile birlikte olayda zamanaşımının da gerçekleşmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, birleştirilen 2005/8 Esas ve mevcut 2005/188 Esas sayılı davaların kabulüne, 15.725.00-YTL’nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm asıl davanın davalısı sigorta şirketi vekili ile birleştirilen davanın davalıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Birleştirilen davanın davalıları Mehmet Şenel ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
a) KTK’nun 109.maddesinde 2 yıllık zamanaşımı öngörülmüş olup, bu süre sigortalıya halef olan sigorta şirketi açısından da kaza tarihinden başlar. Somut olayda tazminatı doğuran kaza 6.11.2002 tarihinde meydana gelmiş ve… mirasçıları hakkındaki dava da 7.1.2005 tarihinde açılmıştır. Sigortalının tabi olduğu zamanaşımı süresi halefi olan davacı … şirketi yönünden de 6.11.2004 tarihinde dolduğundan davalılar vekilinin süresinde yapmış olduğu zamanaşımı itirazının kabulüne karar vermek gerekirken itirazın reddedilmesi doğru görülmemiş, davalılar …. ve arkadaşları açısından davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir, bozma nedeni ve şekline göre, bu davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
b) Davalılardan…’in trafik kazası nedeniyle davadan önce ölmüş olduğu, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. 4.5.1978 gün ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca dava tarihinden önce ölmüş olan kişiye karşı dava açılamayacağından ve bu kişi hakkında açılan dava dinlenemeyeceğinden ölü… hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
2- Davalı … şirketi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
a) 2918 Sayılı KTK’nun 99.maddesi ile ZMMS Genel Şartlarının B-2 maddeleri uyarınca sigortacı, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminat ödemekle
yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrütün gerçekleşeceği ifade edilmiştir. O halde kaza tarihini kapsayan ZMMS poliçesi getirtilmeli, davadan önce davalı … şirketine rücu yazısının tebliğine dair dosya içerisinde bilgi ve belgeye rastlanmadığına göre bu davalı yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmelidir. Ödeme tarihinden tazminata faiz yürütülmesi isabetli değildir.
b) 2918 Sayılı KTK’nun 96.maddesi ile ZMMS Genel Şartlarının B-2 maddesine göre, sigorta hakkında dava açılması halinde sigortacı sigorta poliçesinde yazılı limit oranında harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumludur. Ancak hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlüdür. Bu durumda davalı … şirketi harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden poliçe limitinin tazminata oranı dahilinde sorumlu tutulması gerekirken yazılı biçimde harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1-a-b) nolu bentte yazılı nedenlerle davalılar…. ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalılar yararına BOZULMASINA, (2-a-b) bentte açıklanan nedenlerle davalı … şirketinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı … yararına BOZULMASINA ve 500.00-YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı… mirasçılarına verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar…. Sigorta A.Ş. ile… mirasçılarına geri verilmesine, 8.11.2007 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

KARŞI OY YAZISI

…’in sevk ve idaresindeki … plakalı aracıyla çarpması sonucu araçta hasar meydana gelmiş, olay esnasında sürücü… ölmüştür.
Trafik kazası 6.11.2002 tarihinde meydana gelmiş, davacı …, sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle… mirasçıları aleyhine davayı 2 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra 7.1.2005 tarihinde açmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, kasko sigortasından kaynaklanan TTK’nun 1301.maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta rücu davalarında zamanaşımı 17.01.1972 gün ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği gibi halefiyet ilkesine göre sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi olup aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacının halef olduğu sigorta ettiren ile zarar sorumlusu olan davalılar arasındaki ilişki trafik kazasına dayandığından 2918 Sayılı KTK’nun 109.maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir.
2918 Sayılı KTK’nun 109/1 maddesinde “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri içinde geçerlidir.” hükmüne yer vermiştir. Maddenin özellikle 2.fıkrasında ” dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise ceza zamanaşımı uygulanacağını belirtmiştir. Somut olayda davalıların miras bırakanı… trafik kazasına neden olup tam kusurlu olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.10.2000 gün 2001/19-652 esas, 2001/705 sayılı kararında “2918 Sayılı Kanun’un anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar içinde geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanunu’na göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmaktadır. Bu düzenlemenin
iki ayrı sonucu bulunmaktadır: Söz konusu yasa hükmü ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte, bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, sözkonusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrımda yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağını” belirtmiştir. Ayrıca ceza zamanaşımı ile ilgili Dairemizin, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin ve 19.Hukuk Dairesi’nin Hukuk Genel Kurulu kararına paralel kararları uygulamada mevcuttur.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; birleştirilen davada davalıların murisi…’in neden olduğu olay esnasında kendisinin de öldüğü ve davacı sigortalı aracın hasarlanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının, aynı zamanda TCK’nun 455. maddesi çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması, bu eylemle ilgili ceza davasının anılan hükmünde öngörülen cezanın süresi ve türü itibariyle aynı kanunun 102.maddesi uyarınca 7.5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 2918 Sayılı KTK’nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli bulunması davanın kaza tarihinden itibaren 7.5 yıl geçmeden açılmış olması karşısında somut olayda zamanaşımın gerçekleşmediği görülmüştür. Bu durumda birleştirilen dava yönünden; mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak belirlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre çoğunluğun bozma doğrultusunda oluşan (1-a) bendindeki bozma kararına iştirak edilmemiş, diğer bentlerde oluşan bozma kararlarına iştirak edilmiştir. 8.11.2007