YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4879
KARAR NO : 2006/7868
KARAR TARİHİ : 16.10.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalılardan Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 104 ada 155 parsel sayılı 607299,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mer’a niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Askı ilan süresi içinde …, … ve …’ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı açtıkları davalar birleştirilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve fen bilirkişisinin 3 nolu krokisinde (A) harfi ile gösterdiği 32142,02 metrekarelik kısmın … adına, fen bilirkişisinin 2 nolu krokide (A) harfi ile gösterdiği 12229 metrekarelik kısmın … adına, fen bilirkişisinin 1 nolu krokisinde (A) harfi ile gösterdiği 6042,59 metrekarelik kısmın … adına tapuya tesciline, geri kalan kısmın tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında 104 ada 155 parsel numaralı taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilmiş, davacılar, taşınmazın dava ettikleri bölümlerinin mera olmayıp miras bırakanlarından kaldığını ve zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek dava açmışlardır. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık 155 nolu parselin ve dolayısıyla bu parsel içerisinde dava edilen bölümlerin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Öğretiye ve devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre bir yerin mera olarak kabulü için yetkili makamlarca verilmiş mera tahsis kararının ve kaydının olması, olmadığı takdirde o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mera olarak kullanılması gerekir. Mercilerinden gelen yazıda mera tahsis kararının olmadığı bildirilmiş ise de kadimlik üzerinde yeteri kadar durulmamıştır. Öte yandan birleşen dosyalardan birinde 1946, diğer ikisinde 1972 doğumlu kişilerin yerel bilirkişi olarak bilgilerine başvurulmuş tanık dinlenmesi yoluna gidilmemiştir. 1946 ve özellikle 1972 doğumlu olan kişilerin yaşları itibariyle taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı konusunda yeterli bilgiye ve görgüye sahip oldukları söylenemez. Ayrıca haklı bir nedene dayanmadığı sürece tesbit bilirkişilerinin tutanak içeriğine aykırı düşen sözlerine de değer verme olanağı yoktur. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yerel bilirkişilerin yetersiz sözlerine dayanarak hüküm tesisi yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacılardan ve istemleri halinde hazine ve köy muhtarlığından taşınmazı ve öncesini ve de yöreyi iyi bilen komşu köylerden olmak üzere elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi seçiminde de aynı yöntem izlenmeli, daha sonra gösterilecek tanıklar ve belirlenecek yerel bilirkişilerle daha önce keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tesbit bilirkişileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan 155 nolu parselle bu parsel içerisinde dava edilen taşınmaz bölümlerinin öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değilse kim yada kimlerden kaldığı, davacılar ve miras bırakanlarının zilyetlerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, komşu parseller hakkında verilip kesinleşen kararlar olduğunda kararların bir sureti dosyaya konularak delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, yine 155 nolu parseli dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tutanakları ve tesbitlerine esas alınan kayıtlar getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı,fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 16.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.