YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/30113
KARAR NO : 2023/407
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Hakaret suçundan hükmolunan 1.860,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının, tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın, tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, hakaret suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın yokluğunda karar verilerek savunma hakkının ihlal edildiği, suçun haksız tahrik altında işlendiği, lehe olan yasal hükümler uygulanmadan karar verildiği ve resen tespit edilecek nedenlerle hükümlerin bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Eşinin, bacanağı olan şikâyetçinin evinde kalmasına sinirlenen sanığın iki farklı günde gönderdiği dokuz adet mesajla şikâyetçiye yönelik “….sana evlat acısı tattırayım, oğlunun canını aldıktan sonra, baldız kaç para gecelik, pe….nk, bende karını alacam, pe…sin bacanak…” biçimindeki sözleriyle tehdit ve hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada Mahkemenin, oluşu iddianamedeki gibi kabul ederek 09.06.2010 tarih ve 2010/43 E. 2010/397 K. Sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine yönelik hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdiği, kararın 25.06.2010 tarihinde kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle Mahkemece açıklanması geri bırakılan hükümlerin aynen açıklandığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Hakaret Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyizde
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Tehdit Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyizde
1. Haksız Tahrik ve Lehe Hükümlerin Uygulanmamasına Yönelik Temyizde
Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmemesi, Mahkemenin son kararının, açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına yönelik olması nedeniyle de sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 50 nci ve 51 inci maddeleriyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasının, aynı kanun maddesinin on birinci fıkrası uyarınca mümkün olmaması karşısında, bu yöndeki Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sair Nedenler Yönünden
a) 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince açıklanması geri bırakılan hükmün aynı Kanun maddesinin on birinci fıkrası uyarınca, denetim süresinde kasıtlı bir suç işlenmesi nedeniyle açıklanabilmesi için, sanığın usulüne uygun bir biçimde duruşmadan haberdar edilerek savunmasının alınması gerektiği, sanığa bu amaçla gönderilen tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese MERNİS şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek, 7201 sayılı tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligatın bu adrese yapılmasında zorunluluk bulunmasına karşın, duruşma gününü bildirir ihtarlı çağrı kağıdının sanığın MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci bendi gereğince tebliğ edilerek, yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilmesi ve yapılan tebliğ işleminin geçersiz olması karşısında, usulüne uygun bir biçimde duruşmadan haberdar edilmeyen sanığın, savunma hakkı kısıtlanarak yokluğunda karar verilmesi,
b) Ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması,
c) 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren ve Ceza Muhakemesi Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında, sanık hakkında atılı suça ilişkin 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
ç) Bir önceki bozma nedeni uyarınca taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamaması halinde, 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’u ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde basit yargılama usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
A. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.