YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3787
KARAR NO : 2009/6626
KARAR TARİHİ : 20.10.2009
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili dava dilekçesi ile, Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğünün 2007/993 Esas sayılı dosyasından, davacının bir süre birlikte yaşadığı ancak daha sonra ayrıldığı borçlunun, danışıklı takiple yaratılan borcu nedeniyle evindeki eşyalarının 08.10.2007 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğunu, davacı ile borçlunun müşterek çocukları olduğu, dava konusu mallara ilişkin faturaların borçlu adına düzenlendiği ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, davacı ve borçlunun haciz adresinde beraber otururken 1-2 ay önce aralarının bozulması nedeniyle ayrı yaşamaya başladıklarını ve eşyaların borçluya ait olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece, davanın konusunun 08.10.2007 ve 15.10.2007 tarihli hacizlerin oluşturduğu, davacı ve borçlunun beraber yaşadıkları anlaşıldığından, mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğunu ve borçlu adına düzenlenen faturaların hacizli mallara uymakla beraber, çamaşır makinesi, fırın ve bulaşık makinesinin ev kadının işinin gereği olarak kullandığı eşyalar olduğundan 08.10.2007 tarihte haczedilen eşyalardan, belirtilen 3 eşya yönünden davanın kabulüne
diğer eşyalar yönünden reddine ve 15.10.2007 tarihli hacizdeki malların davacı tarafından alındığının anlaşıldığından bahisle tümü yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davası niteliğindedir.
1.Davacı 3.kişi, Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğünün 2007/993 Esas sayılı dosyasından, yapılan 08.10.2007 tarihli hacizdeki ev eşyaları için istihkak davası açmış olup, davanın konusunu belirtilen haciz oluşturmaktadır. Bu davanın konusu olmayan bir başka takip dosyasından yapılan 15.10.2007 tarihli hacizle ilgili davacının bir talebi bulunmadığı halde HUMUK 74 maddesindeki talepten fazlaya hükmedilmeyeceği ilkesi de bertaraf edilerek 15.10.2007 tarihinde haczedilen ev eşyaları yönünden de karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2.Dosya içerisindeki bilgi, belge, tanık anlatımı ve borçlu tarafından yapılan açıklamalardan, borçlunun resmi olarak bir başkası ile evli olduğu ve İstanbul’da ikamet ettiği halde gayri resmi olarak davacı ile birlikte yaşamaya başladıkları ve haciz yapılan adresteki evi 1/2 hisse olarak satın aldıkları, ortak yaşam süresince bir kısım ev eşyalarının alındığı, ancak 2007 yılı Mayıs ayında ayrıldıkları, bu tarihten sonra hacizden önce borçlunun haciz yapılan adresi terk ettiği ve davacı ile aralarındaki anlaşmazlıkların adli makamlara intikal ettiği ve borçlunun davacı aleyhine ecri misil davası açtığı, dava konusu haciz sırasında da zorla eve girdiği anlaşılmaktadır.
Borçlunun, haciz tarihinde adreste oturmadığı belirtilen olgularla sabittir. Bu halde İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi davacı 3.kişi lehinedir.
Öte yandan, borçlunun davacı ile ayrılmalarından sonra aralarındaki anlaşmazlıklar devam ederken dava dayanağı takip başlatılmıştır. Takip sırasında borçluya haciz adresine çıkarılan tebligat iade edildiği halde borçlu haciz mahalline zorla girerek borcu kabul etmiş ve teminatın iadesine muvafakat ettiğini bildirmiş, bilahare icra müdürlüğüne gelerek ödeme emrini bizzat tebliğ almış hiçbir itiraz ileri sürmemiştir. Bu hacizden sonra borçlunun gerçek ikametgah adresi veya işyeri araştırılarak başka hacizler yapma yoluna gidilmemiş aksine sadece davacının oturduğu evin haczi ve satışı istenmiştir.
Tüm bu olgular karşısında, davalı borçlunun sebepsiz zenginleşme hükümlere gereğince genel mahkemelerde alacak davası açmak yerine danışıklı bir takiple davacıdan olan talebini kısa sürede ve daha garantili bir yolla elde etmeye çalıştığı sabittir.
Ne var ki, bir kimsenin yasaların kendisine vermiş olduğu hakkı kötüye kullanarak yarar elde etmesi, hukukun genel prensiplerinden olan ve MK’nun 2.maddesinde ifadesini bulan iyiniyet kuralları ile bağdaşması mümkün değildir.
Bu nedenlerle davacı 3.kişinin davasının tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3. Davalı alacaklı vekili yararına red edilen eşyaların satış bedeli üzerinden avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken fazla avukatlık ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir.
4. Davacıya ait olduğu kabul edilen eşyalar İİK’nun 97/a birinci fıkra, 3 ve 4.cümle kapsamında belirtilen niteliği veya örf adet, sanat meslek ya da meşgale gereği kadına ait eşyalardan olmadığı halde bu kapsamda değerlendirilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı ve borçlu vekillerinin temyiz itirazlarının, 2.nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının ve 3.nolu bende açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi 4. nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı borçlu ve alacaklı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.