Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/1598 E. 2009/4308 K. 16.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1598
KARAR NO : 2009/4308
KARAR TARİHİ : 16.06.2009

MAHKEMESİ : Küçükçekmece Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.6.2009 Salı günü davacı … vekili Av. …..ve davalılar … ve ….. vekili Av………geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı … aleyhine ortağı olduğu dava dışı …. Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin vergi borçlarından dolayı icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek, davalı …’nin dava konusu taşınmazı davalı …’a satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların vergi alacağının doğumundan sonra taşınmazını devretmesinden dolayı amme alacağının tahsil edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş;
hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
HUMK.nun 388. maddesinin 3-5 bentleri hükümlerine göre mahkeme kararlarının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olay ve meselelerin özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunlu bulunmaktadır. Yine Anayasa’nın 141.maddesinin 3.fıkrası hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını gereğini içermektedir. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebeplere dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK.nun 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Somut olayda temyize konu yapılan mahkeme hükmü HUMK.nun 388. ve Anayasa’nın 141/3 maddesinde belirtilen unsurları ve özellikle gerekçenin ne olduğunu ihtiva etmemekte; sadece tasarrufun iptali için bazı dava şartlarının var olduğu sayılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Böyle bir karar, gerekçe içermediği için yasaya aykırı olduğu gibi HUMK.nun 428. maddesine göre Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davalılar vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Davalı … ile dava dışı … Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin ortağı olan ….. arasında, nüfus bilgileri değerlendirilerek yakınlık bulunup bulunmadığı belirlenmeden yazılı şekilde bir gerekçe gösterilmeden davanın kabulüne karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 625.000.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 16/06/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.