YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18353
KARAR NO : 2009/15351
KARAR TARİHİ : 23.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, maluliyetinin tespiti ile maluliyet aylığı bağlanması gerektiğine, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının malul olduğunun tesbiti ile maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 28.05.2008 gün ve 4014 sayılı, raporuna göre dava kabul edilmişse de eksik inceleme ile sonuca gidilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının ilk defa 10.9.1976 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı TSK Elazığ Askeri Hastanesi’nin askerliğe başlarken verdiği 16.8.1974 tarihli raporda davacının 8 yaşındayken elma ağacından düşerek sağ dirseğinin kırıldığı, alçı çıkarıldıktan sonra dirsek hareketlerini tam yapamadığı, sağ dirseğin deforme olduğu, 45 derece ekstansiyon yapamadığı, 100 derece kadar fleksiyon yaptığı, sağ humerusta 4 cm sağ ön kolda 1,5 cm’lik kısalık mevcut olduğu, eklem aralığında radinata şekil bozukluğu gözüktüğü, askerliğe elverişli olmadığı bildirilmiş, Elazığ Devlet Hastanesinin 15.9.1988 tarihli Sağlık Kurulu raporunda %40 oranında malul olduğu, 27.12.2005 tarihinden itibaren 3. derece sakatlık indiriminden yararlandığı, Elazığ Devlet Hastanesinin özürlüler için verdiği 27.12.2005 tarihli raporunda %58 oranında çalışma gücünü kaybettiği, Elazığ Harput Hastanesinin 10.5.2006 tarihli Sağlık Kurulu raporunda çalışma gücü kayıp oranının %30 olduğu, davalı Kurumca çalışma gücünün 2/3’ni kaybetmediği gerekçesiyle maluliyet aylığı talebinin reddedildiği, F.Ü. Tıp Merkezi Başhekimliğince düzenlenen 9.8.2007 tarihli raporda Kronik Obstrüktif akciğer hastalığın bulunduğu, YSK’ca 24.8.20077 tarihinde çalışma gücünün 2/3’ni kaybettiğine karar verildiği, ATK 3. İhtisas Dairesinin 28.5.2008 tarihli raporunda sağ dirsek 140o ekstansiyonda, 5-10o fleksiyon yapabildiği, ön kol pronasyon da supinasyon yapılamadığı, el bileği ve parmak hareketlerinin tama yakın olduğu beden çalışma gücünün 2/3’ni kaybettiği bildirilmiştir.
YSK raporu ile ATK 3. İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki bulunduğundan mahkemece bu çelişkinin ATK Genel Kurulundan alınacak raporla gidilmesinin gerekirken çelişki giderilmeksizin sonuca gidilmiş olması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; ATK Genel Kurulundan Çalışma Gücü Kaybı Oranı Yönetmeliği hükümleri gereğince rapor alınarak çelişkinin giderilmesi, davacının çalışma gücünü yüzde kaç oranında kaybettiği, çalışma gücünün 2/3’ni kaybedip kaybetmediği, ilk defa sigortalı olduğu 10.9.1976 tarihinde çalışma gücünü yüzde kaç oranında kaybettiği, işe girdiği tarihte çalışma gücünün 2/3’ni kaybedip kaybetmediği çalışma gücünü daha sonra %60 oranında veya 2/3 oranında kaybetmiş ise maluliyete giriş tarihi belirlenerek 506 sayılı ve 5510 sayılı Yasa’da yer alan düzenlemeler gözetilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 23.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.