YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/846
KARAR NO : 2023/428
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1254 E., 2021/1351 K.
DAVA TARİHİ : 04.12.2019
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak (faiz alacağından kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan Ordu ve çevre illerinde ihale usulü ile elektrik işleri aldığını, taraflar arasındaki sözleşmelerde vade tarihi olarak ‘’ …’a uygun finansman planına
göre …’ta ödenir ‘’ hükmü bulunduğunu, ancak bu madde hükmüne göre alacaklarının çok geç ödendiğini, TTK’nın 1530. maddesine göre davalının fatura tarihinden sonra 60 gün içinde ödemesi gerektiğini, davalının 60 gün geçmesi ile bedeli ödemediğinden temerrüde düştüğünü, ancak bu sürede geçtikten sonra yapılan ödemelere faiz işletilmediğini, kendi hesaplamalarına göre ödenmemiş faiz alacaklarının 7.384.617,86 TL olduğunu, hesap hatası yapılması ihtimaline karşı kısmi dava açtıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1000,00 TL faiz alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinden alacaklarını üçüncü kişilere temlik ettiğinden eldeki davada davacı olarak yer alamayacağını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, TBK’nın 131. maddesi uyarınca asıl borç ifa ile sona erdiğinden faiz isteminde bulunulamayacağını, davacının basiretli tacir olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında imzaladığı hükümlere yönelik sonradan itirazda bulunamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin davalıdan faiz dışında herhangi bir alacakları kalmadığını açıkça beyan etmiş olduğunu, borcun tamamının ödenerek kapatıldığı konusu tarafların kabulünde olduğu, davacının, tahsilatlar sırasında faiz alacağına ilişkin bir çekince ileri sürdüğünü veya “hâl icabı” faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin herhangi bir eylem ya da işleminin bulunduğunu ispat edemediğini, asıl alacak sona erince feri haklar da sona ermiş sayılacağından ve taraflar arasındaki sözleşmede asıl borç tutarı ödendikten sonra faizin ayrıca istenebileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunduğu ileri sürülüp ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; taraflar arasındaki sözleşmede ödeme günü olarak belirli bir tarihin bulunmadığını, davalı …’ın ödeme tarihine ilişkin bir ibare bulunmamasını kötüye kullanarak kanunen ödemenin yapılması gereken tarihten bir yıl sonra ödemenin yapıldığını, TTK’nın 1530. maddesinin göz önüne alınmadığının, bu maddeye göre davalının fatura tarihinden sonra 60 gün geçmesi ile temerrüt duruma düştüğünü, bu nedenle mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TBK’nın 131.maddesine göre davacı alacaklının ihtirazı kayıt koymaksızın alacağını tahsil etmesi karşısında (Y.11. Hd. 30/10/2017 gün, 2016/3803 E., 2017/5880 K), faizi de talep edemeyeceği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın miktar itibarı ile kesinlik sınırının altında kaldığı belirtilerek kesin ve temyiz yolu kapalı olarak verilmiş ise de alacağın tamamı üzerinden yapılacak incelemede kararın kesin olamayacağını, taraflar arasındaki sözleşmede ödeme günü belirtilmemiş ise de TTK’nın 1530. maddesinin göz önüne alınmadığını, bu maddeye göre davalının fatura tarihinden sonra 60 gün geçmesi ile temerrüde düştüğünü, bu maddeye göre davacı müvekkilinin yapılan ödemeler karşısında işlemiş faiz hakkını saklı tuttuğuna ilişkin beyanda bulunmasına gerek olmadığını, TBK’nın 100. maddesine göre ödemelerin önce işlemiş faize sayılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın zamanında ödenmediği gerekçesi ile faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı TBK’nın 131/1,470-486. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının bir hukukî ilişkiden doğan ve aynı kişiden olan alacağının veya hakkının şimdilik belli bir kesimi (bölümü) hakkında hüküm verilmesi talebi ile açtığı davaya kısmî dava denir.
Başka bir deyişle, bir davanın kısmî dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik bir bölümünün dava konusu edilmesi gerekir. Bu durumda daha fazla bir miktar üzerinden tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarımın saklı tutulması” ya da “alacağımın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterlidir.
Somut olay incelendiğinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde alacaklarının tahminen 7.384,617,86 TL olduğu, ancak hesap konusunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile şimdilik 1000,00 TL alacağını dava konusu ettiği, belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davacının davasının HMK 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. HMK 362/2. maddesinde ‘’ Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir’’ düzenlemesinin mevcut olduğu, tüm bu açıklamalar çerçevesinde, davanın miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığının söylenemeyeceği, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
3. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Faiz için açılan davada faize hükmolunabilmesi için, asıl alacağın, tahsil edilmemiş veya ihtirazî kayıtla tahsil edilmiş olması gerekir. Faiz yan edim olup, hukuki niteliği itibariyle asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle, faiz borcunun varlığı ve devamı, herşeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa faiz borcu da doğmaz. Keza faiz borcu asıl alacak devam ettiği sürece devam eder. Faiz, asıl alacağa bağlı yan hak olduğu için, asıl alacak sona ererse, faiz de sona erer (TBK m 131/1). Alacaklı asıl alacak sona erince, işlemiş faiz alacaklarını isteyebilmek için, bu hakkını saklı tutmak zorundadır. Gerçekten TBK’nın 131/1. maddesine göre, daha önce işlemiş olan faizleri isteme hakkının saklı tutulduğu bildirilmiş veya durumun özelliğinden anlaşılmış olmadıkça, bu faizler istenemez. Somut olayda; davacı vekili asıl alacağın süresinde ödenmediği iddiası ile davalıdan temerrüt faizlerinin tahsilini istemiştir. Dosya kapsamı ve davacı beyanlarına göre davalı, asıl alacak miktarlarını davacıya ödemiştir. Davalı asıl alacak sona erince, işlemiş faiz alacaklarını isteyebilmek için, bu hakkını saklı tutmamıştır.
Yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 131/1. maddesi uyarınca asıl borç ödenmiş olup, davacı aynı Kanunun 131/2. maddesi uyarınca hakkını saklı tutmadığından, feri alacak olan faiz hakkı da düşmüş olur.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına,
Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
06/02/2023 gününde oy birliği ile karar verildi.