Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/16341 E. 2009/14419 K. 09.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16341
KARAR NO : 2009/14419
KARAR TARİHİ : 09.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.5.1988-10.1.2006 tarihleri arasında hizmet akdiyle sürekli olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR

Dava, davacının davalıya ait işyerinde 15.05.1988- 10.01.2006 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 01.09.1990-10.01.2006 tarihleri arasında 15 yıl 4 ay 9 gün sürekli çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır.

Davalı işyerinde davacının 16 yıla yakın çalışması tespit edilmiştir.Tesbite konu dönem içinde işyerine 3 defa SSK müfettişi gelmiş, hepsinde de başka kişilerin çalıştığı görüldüğü halde davacının çalışmaları tesbit edilememiştir. Her ne kadar davacı tanıkları davacının sürekli çalıştığını ileri sürmüşlerse de bu tanık ifadeleri ile müfettiş tutanaklarının aksinin kanıtlandığının kabulü doğru değildir.
Yapılacak iş; işyeri prim bordro fotokopilerinde yer alan önceden dinlenmiş tanıklar dışında tesbite konu tüm dönemde çalışanlar arasından resen seçilecek kişiler ile müfettiş tutanaklarında imzası bulunan tanıklar dinlenerek davacının bu işyerinde çalışıp çalışmadığını araştırmak, çalışma yeri ile ilgili fotoğraf v.b. gibi başka delilleri varsa davacıdan ibrazının sağlandıktan sonra tüm deliller birarada değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.