YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/12939
KARAR NO : 2006/1190
KARAR TARİHİ : 21.02.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tesbite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kabulüne ilişkin Konya/Ereğli Kadastro Mahkemesinden verilen 31.5.2005 gün ve 1/3 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi bir kısım davalı … ve arkadaşları tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 21.2.2006 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalılar … ve … ve müşterekleri vekili avukat … …, avukat … geldi, karşı tarafdan davacılar … ve müşterekleri vekili avukat …’un hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Davalı … ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kaydına, güneydeki yoldan başlayıp ada harkıyla bağlantı kurularak haritasındaki kenar uzunluklarına göre kapsam tayin edilip, tapu kapsamında kalan yerin payları nispetinde … ve arkadaşları, 216, 218 ve 219 nolu parsellerin geri kalan bölümleri ile 217 ve 220 nolu parsellerin tümünün, adına kayıtlı tapu kaydı uyarınca … mirasçıları adına tesciline, yapılacak araştırma sonunda 187, 188, 189, 192, 208, 209, 210, 211, 212, 213 nolu parsellerin tesbitlerinin kesinleşmemiş olmaları halinde asliye mahkemesindeki davaya konu olmadıkları dikkate alınarak genel hükümler uyarınca kadastrolarının tamamlanması için tutanak asıl ve eklerinin kadastro müdürlüğüne, kesinleşmiş iseler kesinleşen tespitleri uyarınca işlem yapılmak üzere tapu sicil müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak karar verilmiş, hüküm bir kısım davalı … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin açıklanan kısa kararının 3 nolu bendinde 216 nolu parselin kalan kısmı sadece 101 metrekare olarak gösterilmiş, 4 nolu bendinde ise 218 nolu parselin krokide (A) harfiyle gösterilen 16100 metrekarelik kısmının davalılara ait olduğundan bahisle davacıların taleplerinin reddi ile bu bölümün “davacı … mirasçıları” adına tesciline karar verilirken taşınmazın kalan kısmı hakkında bir karar verilmemiştir. Buna karşılık gerekçeli kararın 3 nolu bendinde 216 nolu parselin kalan kısmı 101000 metrekare olarak yazılmış, 4 nolu bendinde de 218 nolu parselin krokide (a) harfiyle gösterildiği yazılan 16100 metrekarelik kısmı hakkında yine aynı nedenle davacı taleplerinin reddi ile yetinilmiş ve bu bölüm hakkında karar verilmeyerek taşınmazın kalan kısmı olarak krokide (b) harfiyle gösterildiği belirtilen 54950 metrekarelik bölümün “davacı … mirasçıları” adına tesciline karar verilmiştir. Ayrıca kısa kararın 2 ve 5 nolu bentlerinde 216 ve 219 nolu parsellerin değinilen bölümleri hakkında “davalılar … mirasçıları”, gerekçeli kararın aynı numaralı bentlerinde ise söz konusu bölümler hakkında “davalılar … ve arkadaşları adlarına” tescil kararları mevcuttur.
Şu hale göre mahkemenin açıklanan kısa kararı ile gerekçeli karar birbirine aykırıdır. 1086 sayılı HUMY’nın 381 ve takibeden maddelerine göre gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Bu olgu kamu düzeni, duruşmaların açıklığı ve mahkeme kararlarına karşı duyulan güven ilkesinin kaçınılmaz sonucudur. Aksi halde söz konusu ilkenin zedeleneceği kuşkusuzdur. O halde mahkemece 10.9.1992 gün ve 7/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekir.
Kabule göre de; düzenli sicil oluşturmakla görevli kadastro hakiminin dava konusu taşınmazların paylarıda belirtilmek suretiyle kim yada kimler adına tesciline karar verildiğini hüküm yerinde göstermesi gerekirken, paydaşların kimler olduğu ve açıkça pay durumu belirtilmeden soyut olarak “davacı … mirasçıları ile davalı … ve arkadaşları adlarına hisseleri oranında” denmek suretiyle infazda duraksama yaratacak şekilde tescile karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi 213 nolu parsel hakkında da bozma ilamında belirtildiği gibi işlem yapılmamış olmasıda doğru değildir.
Davalı … ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve Yargıtay duruşması için takdir edilen 450.00YTL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekil ile temsil edilen davalılar Tahir Öztürk ve müştereklerine verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 21.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.