YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7098
KARAR NO : 2023/365
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.01.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “… kuvvetler alay komutanı olarak görev yapmakta olan müvekkil suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve yasaklanan bilgileri temin etmek suçlarından beraatine karar verilen … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında, 02.07.2012 tarihinde gözaltına alınarak 05.07.2012 tarihinde serbest bırakılmış, 06.07.2012 tarihinde yeniden gözaltına alınarak 07.07.2012 tarihinde tutuklanmış, 23.01.2014 tarihinde hakkında tahliye kararı verilmesine rağmen 24.01.2014 tarihinde serbest bırakılmıştır. Bu süreçte; müvekkilin hakkında yakalama kararı çıkarılması sebebiyle vekili ile birlikte yaptıkları yol masrafları, cezaevinde kaldığı dönemde yaptığı harcamalar, ailesinin ve vekilinin müvekkili ziyaret için yaptıkları harcamalar, vekilinin duruşmaları takip etmesi sebebiyle yaptığı harcamalar, avukatlık sözleşmesi gereğince vekiline yaptığı ödemeler, … kesintileri sebebiyle uğradığı zarar, haksız tutuklama sebebiyle daha avantajlı olan atama yerinin değişmesi ve terfi edememesi ile uğradığı zarar, tutuklu kaldığı dönemde eksik ödenen maaş ve tazminatların beraat kararı sonrasında faizsiz olarak ödenmesi sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 188.621,00 TL maddi tazminat ile haksız tutuklama ve yargılama sebebiyle müvekkilin yaşadığı üzüntü, elem ve ızdırabın karşılığı olarak 2.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 28.02.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın yetki, süre, 5271 sayılı Kanun’un 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen koşullar açısından incelenerek usulden reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacı hakkında yapılan işlemler yürürlükte olan yasal hükümler çerçevesinde gerçekleştirilmiş olduğundan davacının istemi haksızdır. Usulsüz bir işlem söz konusu ise bu işlemi gerçekleştiren kamu görevlilerinin tespiti ile davanın ihbarını talep ederiz. Davacının ihmali ve kusurlu hareketleri ile tazminat konusu işleme sebebiyet verip vermediği araştırılmalıdır. Davacının adli sicil kaydının olup olmadığı, gözaltı ve tutukluluk süresinin başka bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği araştırılmalıdır. Davacının yol masraflarını, cezaevi harcamalarını, vekilinin duruşmaları takip etmek için yaptığı masraflarını, avukatlık sözleşmesi gereğince ödediği avukatlık ücretini, SGK ve … kesintilerini, atama yerinin değiştirilmesi ve terfi edememesi sebebiyle uğradığı zararı, kendisine ödendiğini belirttiği özlük haklarına ilişkin faizi maddi tazminat olarak talep etmesi mümkün değildir. Davacı ancak tutuklu kaldığı dönemde gerçekleşen maddi zararını tazminat olarak isteyebilir ve talep etmesi halinde faiz başlangıcı dava tarihinden itibaren olmalıdır. Davacının talep ettiği manevi tazminat miktarı fahiştir ve manevi tazminatın faiz başlangıcı da karar tarihinden itibaren olmalıdır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.09.2017 tarihli ve 2017/48 Esas, 2017/219 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.06.2019 tarihli ve 2019/2503 Esas, 2019/1754 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.10.2021 tarihli ve 2019/78397 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının … ve SGK kesintileri ile maaşının eksik yatırılmasından doğan zararın, cezaevinde yapılan harcamaların, ailesinin ziyaret yaptığı yol masraflarının, terfi edememesinden doğan zararın, vekalet ücretinden doğan zararın maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesine, manevi tazminat miktarının azlığına, davacı lehine nisbî vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Davalı vekilinin temyiz istemi; manevi tazminat miktarının fazlalığına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat davasının dayanağını oluşturan … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas ve 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinden; davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve yasaklanan bilgileri temin etmek suçlarından 02.07.2012 – 05.07.2012 ile 06.07.2012 – 07.07.2012 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 07.07.2012 – 24.01.2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.10.2016 tarih, 2016/6202 E., 2016/5088 K. sayılı ilamı ile onandığı, kesinleşen beraat kararının davacı veya vekiline tebliğ edilmediği, tazminat davasının 20.01.2017 tarihinde, 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süre içinde, yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacının ceza infaz kurumunda kaldığı sürede yaptığı masraflar, davacının eşi, ailesi ve avukatının cezaevi ziyaretleri için yaptıkları yol masrafları, davacının hakkında yakalama kararı çıkarılması sebebiyle yaptığı yol masrafları, avukatın duruşmaları takip ettiği dönemde yaptığı harcamalar, avukatına yaptığı ödemeler, haksız tutuklanması nedeniyle generalliğe terfi edememesi nedeniyle uğradığı zarar, özlük haklarının faizsiz olarak ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın belgelendirilememesi nedeniyle denetlenen kalemlere ilişkin davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki belgelere ve bilirkişi raporuna göre; davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin özel kuvvetlerden ayrı kalması sebebiyle uğramış olduğu maaş kaybı sebebiyle 4.689,58 TL, … nema kaybı sebebiyle 1.104,62 TL ve 960,00 TL vekalet ücreti olmak üzere, toplam 6.754,20 TL maddi zararının olduğu anlaşılarak, bu miktarın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacının haksız olarak gözaltında ve tutuklu kaldığı, bu şekilde Anayasa ve ilgili mevzuatta güvence altına alınan kişi hürriyetinin ihlal edildiği, ayrıca yazılı ve görsel medya ile internet ortamında çıkan haberlere göre de davacının manevi yönden kişilik haklarının, ve bu kapsamda lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği anlaşılmakla, bu hakların kullanılmasının kısmen veya tamamen engellenmesi durumunda hukuk devleti ilkesinin gereği olarak ilgililerin tazminat talep etmeleri tartışmasız olup, davacının ihlal edilen bu hakları sebebiyle 5271 sayılı Kanun’un 141 ve devamı maddeleri gereğince manevi tazminat talep edebileceği değerlendirildiğinden, davacının ekonomik ve sosyal durumu, ihlal edilen hakları nedeniyle yaşadığı manevi elem ve ızdırap ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmamasına yönelik olarak Yargıtay’ın manevi tazminat miktarının belirlenmesinde göz önünde tutulmasını istediği kriterler birlikte ele alınarak, takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Dava dilekçesinde yer alan davacının cezaevinde iken yaptığı masraflar, ailesi ile avukatının cezaevi ziyareti ile duruşmalar için gidiş-dönüş giderleri, terfi edememesinden kaynaklı zararlar ile özlük haklarının faizsiz ödenmesi nedeni ile uğranılan zararlar şeklindeki taleplerin, 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi kapsamında değerlendirilebilecek talepler olmadığı, gerçek maddi zarar kapsamında bulunmadıkları, bir kısmının ise varsayıma dayalı ve muhtemel gelir kayıplarına, idari takdire ilişkin tasarruf niteliğinde oldukları anlaşılmakla, mahkemece bu taleplerde yer alan miktarların maddi tazminat kapsamına dahil edilmemelerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dava dilekçesinde yer alan ve … kesintileri nedeni ile uğranıldığı belirtilen zararın gerçek maddi zarar kapsamında bulunmadığı, yine davacının daha avantajlı bir üst göreve atanamaması nedeni ile uğradığı belirtilen zararın da 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, idari takdir ve tasarrufa bağlı bu işlem nedeni ile uğranıldığı ileri sürülen zararın varsayıma dayalı ve muhtemel gelir kaybına ilişkin olduğu; diğer taraftan tazminat davasının dayanağı olan … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ve 26.02.2016 karar tarihli dosyasında, kendisini dosyaya vekaletname sunan bir müdafii aracılığı ile temsil ettiren ve beraat eden davacı yararına, beraat kararının verildiği tarihte geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.600,00 TL maktu vekalet ücreti takdiri gerektiği, buna göre aynı avukat ile temsil edilse bile beraat eden birden çok sanık olması durumunda her bir sanık yararına ayrı maktu vekalet ücreti tayini gerektiği, fakat mahkemece davacının başka 18 sanıkla birlikte ve ancak aynı avukat ile temsil edildiğinden bahisle sadece 7.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, bu hususun ise temyiz konusu yapılmadığı, ayrıca ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücretinin yargılama gideri kapsamında olup bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı ve bu kapsamda asıl ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamına dahil edilmesinin mümkün bulunmadığı; ayrıca 17.12.2013 tarihli serbest meslek makbuzunun da 960,00 TL bedelli olduğu ve miktar itibarı ile beraat kararı ile birlikte hükmolunması gereken maktu vekalet ücretinin altında kaldığı, öte yandan Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından gidilen ve Dairemizce de benimsenen görüş değişikliğine göre, tazminat talebinin dayanağı olan dava dosyasında davacının beraat etmiş olması nedeni ile lehine kısmen de olsa maktu vekalet ücretine hükmolunduğu, maktu vekalet ücretini aşan ve belgelendirilmeyen kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı anlaşılmakla, işbu tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği de gözetilerek; hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “Davacının davasının kısmen kabulü ile 6.754,20 TL maddi” ibaresinin çıkarılması ve yerine “Yasal koşulları oluşmadığından davacının maddi tazminat isteminin tamamen reddine” ibaresinin yazılması;
Hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, 07.07.2012 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi sureti ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nefaset kurallarına uygun, makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği, mahkemece bu ölçülere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunduğu anlaşılmakla, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan manevi tazminat miktarı olarak yazılı “50.000” ibaresinin çıkartılması ve yerine “120.000,00” ibaresinin yazılması sureti ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2016/37 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme suçlarından 02.07.2012 – 05.07.2012 ile 06.07.2012 – 07.07.2012 tarihleri arasında 4 gün gözaltında, 07.07.2012 – 24.01.2014 tarihleri arasında 566 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespitinin gerektiği ve bölge adliye mahkemesince bu hususlar göz önünde bulundurularak manevi tazminat miktarının takdir edildiği anlaşıldığından; tebliğnamede manevi tazminat miktarı yönünden bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden
1. Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden,
Bölge adliye mahkemesinin; dava dilekçesinde yer alan davacının gözaltına alındığı dönemde avukatı ile birlikte yaptığı yol masrafları, cezaevinde iken yaptığı harcamalar, ailesi ile avukatının cezaevi ziyareti ile duruşmaların takibi için yapılan harcamalar, terfi edememesinden ve … kesintilerinden kaynaklı zarar ile özlük haklarının faizsiz ödenmesi nedeni ile oluşan zarar, daha avantajlı bir üst göreve atanamaması nedeni ile oluşan zarar, maktu vekalet ücretini aşan ve davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanan avukatlık ücretinden doğan zararın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden,
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak; bölge adliye mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.
3. Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden,
5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göz önünde bulundurularak; ilk derece mahkemesince hükmedilen avukatlık ücretinde isabetsizlik görülmemiştir.
B. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden
1. Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden,
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak; bölge adliye mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden,
Davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olduğu gözetilerek; davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.06.2019 tarihli ve 2019/2503 Esas, 2019/1754 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.