YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4409
KARAR NO : 2007/42
KARAR TARİHİ : 23.01.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılar … … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 3, 6, 7, 34, 35, 36, 37, 51, 56, 57, 59, 60, 46, 71, 73, 74, 104, 105, parsel sayılı sırasıyla 186200,46000, 65528, 3900,3000, 13000, 7200, 20400, 4600, 5606, 5600, 20300, 2200, 15120, 5400, 29592, 42800, 162600 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 46 parsel tapu kaydı, vergi kaydı, satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle İsa Kılınç ve arkadaşları 73 parsel tapu kaydı, satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Ramazan Biçer, 3, 6, 7, 34, 35, 36, 37, 51, 56, 57, 59, 60, 71, 74, 104, 105 parsel sayılı taşınmazlarda tapu kayıtları, vergi kayıtları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2 payların oranında … ve … Üldeş adlarına tesbit edilmiştir.
Tesbit tarihinden sonra askı ilan tarihinden önce davacılar … ve … tarafından davalılar … ve … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine devir edilmiştir. Mahkemece, dava konusu 46 ve 73 parseller hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine tesbit gibi tapuya tesciline, 3, 6, 7, 34, 35, 36, 37, 51, 56, 57, 59, 60, 71, 74, 104, 105 parseller hakkındaki davanın reddine tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm 46 ve 73, parsel dışındaki taşınmazlar yönünden davacılar … ve Mahmut Üldeş tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında temyize konu edilen taşınmazlar tapu ve vergi kaydı ve zilyetliğe dayalı olarak davalılar adına tesbit edilmiş, tesbitten sonra ve fakat askı ilanından önce davacıların davalılar aleyhine açmış oldukları tapu iptali ve elatmanın önlenmesi davası görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Tesbite esas alınan ve taşınmazlara uygunluğu keşif ve uygulama sonucu belirlenen tapu kayıtları … çocukları … ve … tarafından Hazine hasım gösterilmek suretiyle açılan tescil davası sonunda verilen tescil ilamına dayalı olarak oluşturulmuştur.Davalılar, davacıların dayıları olmaktadır. Tescil ilamının ve de ona göre oluşturulan tapu kayıtlarının tescil ilamının tarafı olmayan davacıları ve miras bırakanları anneleri … kızı … yönünden bağlayıcılığı yoktur. Davacılar taşınmazların ortak miras bırakan dedeleri …’tan kaldığını ve bu nedenle anneleri olan … kızı … gelme miras payları bulunduğunu ileri sürerek payları oranında tapuların iptaline ve paylarına vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmektedirler. … oğulları … ve … tarafından asliye mahkemesine verilen 15.4.1968 tarihli dava dilekçesinde taşınmazların babaları …’tan kaldığına dair bir kayda yer verilmediği gibi davanın görülmesi sırasında da bu konuda açık bir beyanları bulunmamaktadır.Eldeki davada davacılar, taşınmazın ortak miras bırakan …’tan kaldığını ileri sürdüklerine göre uyuşmazlığın çözümü taşınmazların …’tan kalan yerler mi, yoksa davalıların üçüncü kişilerden satın aldıkları yerler mi yada kendilerinin bağımsız olarak edindikleri yerler mi olduğu yönlerinde toplanmaktadır.Tescil davasının görülmesi sırasında yapılan 21.10.1968 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi … taşınmazların büyük bir kısmının davacılara yani eldeki davanın davalılarına babalarından kaldığını, kendilerinin sonradan satın aldıkları yerler varsa onu bilmediğini, dinlenen tanıklarda taşınmazın öncesinin kime ait olduğu konusunda açıklamada bulunmamışlar,taşınmazların … ve …’in zilyetliğinde olduğunu söylemişlerdir. … ve … tarafından açılan eldeki davanın yapılan keşfi sırasında dinlenen yerel bilirkişi Hasan Kılıç ile davacı tanığı … taşınmazların ortak miras bırakandan mı kaldığı yoksa davalılar tarafından üçüncü kişiler tarafından satın alınan yerlermi olduğu konusunda bilgi sahibi olmadıklarını fakat zilyetliğin davalılarda olduğunu bildirmişlerdir. Vergi kayıtları mülkiyet belgesi olmadığından taşınmazların bir bölümünün davalılar adına vergide kayıtlı olması taşınmazların davalılara ait olduğunun kabulüne yeterli değildir. Kaldıki 1928 doğumlu … ve 1929 doğumlu … adlarına vergi 1936 tarihinde vergi kaydının tesis edilmiş olmasıda hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Mirasçılar arasında zamanaşımı hükümleri yürümeyeceğinden taşınmazların … kalan yerler olup olmadığı önem kazanmaktadır.Az yukarıda açıklandığı üzere gerek tescil davası sırasında dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ve gerekse eldeki iş bu dava nedeniyle yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri bu konuda yetersiz olup hüküm tesisine elverişli bulunmamaktadır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, dava dilekçesinde,dava konusu edilen taşınmazlar yönünden tescil ilamında belirtilen taşınmazlara yollamada bulunulduğu ve tapu kayıtlarınında taşınmazlara aidiyeti uyuşmazlık konusu olmadığına nazaran öncelikle 19.12.1969 tarih 23 ve 24 sıra nolu tapu kayıtlarının kadastro sırasında hangi parsele yada parsellere revizyon gördüğü tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak varsa revizyon gördüğü parsellerin tutanaklarının onaylı birer örneği getirtilmeli,taraflardan taşınmazları ve öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, takiben önceki keşiflerde dinlenen bilirkişi ve tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde taşınmazların başında yeniden keşif icra edilerek,19.12.1969 tarih 23 ve 24 sıra numaralı tapu kayıtlarının uygulaması yapılarak hangi parsellere ait olduğu keşfen saptanmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların tümünün yada bazılarının tarafların ortak miras bırakanı … ’ten kalıp kalmadığı bazılarının … ’ten kalması halinde hangi parseller olduğu, … kalmayan taşınmazların davalılara hangi yoldan intikal ettiği, davalıların müstakilen imar ve ihya yada başka yolla taşınmaz edinip edinmedikleri olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup, davalıların bir kısım taşınmazları ücüncü kişilerden satın aldıklarını bildirmeleride nazara alınarak (tesçil ilamını içeren dava dilekçesinde) satan kişilerin isimleri bildirildiğinde ve de hayatta olmaları halinde tanık sıfatı ile bilgilerine başvurulmalı, yine taşınmazların tümünün yada bazılarının …’tan kalması halinde …’ın sağlığında taşınmazlara oğulları … ve …’e satış yada bağış süretiyle devredip devretmediği, böyle bir tasarrufun olmaması durumunda ölümünden sonra terekesinin mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği, edilmişse hangi tarihte taksim edildiği, taksime davacıların annesi …’nin bizzat yada temsilci yoluyla katılıp katılmadığı her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiği, … taşınmaz mal verilmediği takdirde ne şekilde razı edildiğide keza bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı,bilir kişi ve tanık sözleri arasında aykırılık olduğunda giderilmeli, bu arada uzun süre kullanımın ve çekişme yaratılmamış olmasının da taksimin karinesi sayılması gerektiği hususu göz önünde bulundurulmalı, geçerli devir veya taksim işlemlerinin yapıldığının kanıtlanamaması veya sabit olmaması durumunda tereke taksim edilmediği sürece mirasçılar arasında zamanaşımı hükümlerinin işlemeyeceği dikkate alınmalı, mahkemece lüzüm görülecek deliller re’sen toplanmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacıların … ve …’intemyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 23.1.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.