YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7387
KARAR NO : 2023/48
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kardeşini kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 Tarihli ve 2021/4 Esas, 2021/387 Karar Sayılı Kararı
Sanık hakkında kardeşi maktulü kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
B. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 17.03.2022 Tarihli ve 2022/661 Esas, 2022/1037 Karar Sayılı Kararı
İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılanlar vekilleri ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar …, … ve …Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Suçun tasarlanarak işlendiğine,
2. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde haksız tahrik indirimi ve takdiri indirim sebepleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın eyleminin, meşru savunma veya savunmada sınırın aşılması kapsamında kaldığına,
2. Öldürme kastı ile hareket edilmediğine,
3. Haksız tahrik indiriminin üst sınırdan yapılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Maktul ile sanığın kardeş oldukları, iki katlı bir binada altlı üstlü ikamet ettikleri, aralarında miras meselesi yüzünden önceye dayalı anlaşmazlık bulunduğu ve olay günü ikamet ettikleri
binanın çatı kısmında bulunan ve ortak olarak kullandıkları bölüme giriş konusunda yaşadıkları tartışma sırasında, sanığın adlî emanetin 2020/1889 sırasında kayıtlı av tüfeği ile maktule ateş ederek öldürdüğü anlaşılmıştır.
Meşru savunma yönünden; somut olayda maktulün, doğrudan sanığa yönelik bir saldırısının bulunmadığı, bilakis sanığın elinde av tüfeği bulunur şekilde eylemi gerçekleştirme halinde olduğunun anlaşıldığı, sanıkta bir darp ve cebir izinin bulunmadığı, maktulün elinde ya da üzerinde bir suç aletinin olmadığının anlaşılmış olmakla, yine sanığın ve müdafiinin maktulün çıktığı yerden tüfek alabileceğinden ve öncesinde sanığı öldürebileceğine dair sözleri üzerine sanığın meşru müdafaa kapsamında eylemi gerçekleştirdiğine dair savunmalarında cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş ve bu yöndeki savunmaya da itibar edilmediği kanaatine ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Haksız tahrik yönünden; olay öncesi meydana gelen tartışmanın, maktulün, sanığa ait evin kapı camını kırarak kapıyı açıp çatıya çıkması üzerine sanığın korkarak yanında bulundurduğu silahla ateş etmesi sonucunu doğurmuş ve sanığın haksız tahrik altında atılı suçu işlediği kabul edilmiştir. Bu bağlamda, sanığın olay öncesi maktulden kaynaklı olarak gerek kendisine karşı gerçekleştirdiği değerlendirilen ve haksızlık içerdiği anlaşılan yine aşamalarda sanık savunmasına yansıyan maktul eylemi, gerekse maktulün diğer aile bireylerine karşı tutum ve davranışlarının sanıkta oluşturduğu etki nazara alınarak makul oranda uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği belirlenmiştir.
3. Tanıklar ….,….,….,….,…..,…..,.’nın beyanları dava dosyasında mevcuttur.
4. Olay Yeri Görgü Tespit Tutanağı ve olay yeri fotoğrafları dava dosyasında bulunmaktadır.
5. … Adli Tıp Kurumunun 02.12.2020 tarihli otopsi raporunda, maktulün,
”Av tüfeği saçma taneleri yaralanmasına bağlı sol alt ekstremite kırıkları ve iç organ (ince bağırsak) yaralanmasıyla birlikte büyük damar (popliteal artel, popliteal ven, femoral arter, femoral ven) yaralanmalarından gelişen dış kanama sonucu yaşamını yitirdiğinin, maktulde iki adet av tüfeği toplu giriş yarası mevcut olduğunun, her iki giriş yarasını oluşturan atışın meydana getirdiği yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu”
Şeklinde görüş açıklandığı görülmüştür.
6. … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 16.10.2020 tarihli uzmanlık raporunda;
”Olay yerinden ele geçirilen 3 adet av fişeği kovanıyla iki adet av fişeğinin, suçta kullanılan av tüfeğinin üst namlusuyla atıldıkları, diğer bir adet av fişeğinin ise tüfeğin alt namlusuyla atıldığına” ilişkin uzmanlık raporu dava dosyasına eklenmiştir.
7. Sanığın güncel adlî sicil kayıtları dava dosyasında bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri
1. Tasarlama
1. Kasten öldürme suçu 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş,
“Nitelikli hâller” başlıklı 82 nci maddesinde;
“(1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
…
İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
Şeklindeki düzenleme ile tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli hâlleri arasında sayılmıştır.
2. Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde tasarlama kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından “soğukkanlılık” ve “planlama teorisi” olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail, öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise tasarlama ile işlenen öldürme suçlarında, suç, önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık, pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hile ile öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır.
3. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 09.07.2002 tarihli ve 2002/138 Esas, 2002/301 Karar sayılı kararı ile 03.12.2002 tarihli ve 2002/247 Esas, 2002/414 sayılı kararlarında; “Failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükûnete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması hâlinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı
suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır.” sonucuna ulaşılmıştır.
4. Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 16.04.2013 tarihli ve 2013/3 Esas, 2013/144 Karar sayılı kararı, 26.06.2012 tarihli ve 2012/67 Esas, 2012/258 Karar sayılı kararı, 12.06.2012 tarihli ve 2012/560 Esas, 2012/227 Karar sayılı kararı, 25.01.2011 tarihli ve 2011/122 Esas, 2011/7 Karar sayılı kararı, 16.02.2010 tarihli ve 2010/251 Esas, 2010/25 Karar sayılı kararı, 02.02.2010 tarihli ve 2010/239 Esas, 2010/14 Karar sayılı kararı, 15.12.2009 tarihli ve 2009/200 Esas, 2009/290 Karar sayılı kararı, 03.10.2006 tarihli ve 2006/30 Esas, 2006/210 Karar sayılı kararı, 13.11.2001 tarihli ve 2001/239 Esas, 2001/247 Karar sayılı kararı ile 28.04.1998 tarihli ve 1998/117 Esas, 1998/155 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
5. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.
6. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın kardeşi maktulü öldürme kararını önceden verdiğine, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçmesine rağmen öldürme kararlarında sebat ettiğine ilişkin dava dosyasına yansıyan bir kanıtın bulunmadığı, sanığın savunmasından ve dinlenen tanık beyanlarından olayın ani kast altında geliştiği sonucuna varılmakla, Mahkemece sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kabul edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Eksik Ceza Tayini
a. Haksız Tahrik
Sanığın, olay günü maktul tarafından kendisine karşı gerçekleştirilen haksızlık içerdiği anlaşılan, gece sayılan bir zamanda ikametinin demir kapı camını kırmak suretiyle konut dokunulmazlığını ihlal eylemi ile olaydan önceki zamanlarda maktulun diğer aile bireylerine karşı tutum ve davranışlarının sanıkta oluşturduğu hiddet ve elem duygusunun yoğunluğu nazara alınarak sanık lehine makul oranda haksız tahrik koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b. Takdiri İndirim Sebebi
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece, sabıkasız sanık lehine, hükmolunan cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim sebebi uygulandığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Meşru Savunma veya Meşru Savunmada Sınırın Aşılması
Her ne kadar sanık ve müdafii, maktulün çıktığı yerden tüfek alma ihtimali ve olay öncesinde sanığı öldürebileceğine dair sözleri üzerine sanığın meşru savunma kapsamında eylemi gerçekleştirdiğini beyan etmiş ise de, maktulün olay anında silahsız olduğunun anlaşılması, sanığa ait olay tarihli adli muayene raporunda, herhangi bir darp – cebir izinin bulunmadığının belirtilmesi karşısında, sanık lehine meşru savunma veya meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Suç Vasfı
Suçta kullanılan tüfeğin öldürmeye elverişli olması, atış sayısı, ateş edilen yer ile maktulün bulunduğu yer arasındaki mesafe, otopsi raporunda belirtilen saçma yaralanmalarının isabet yerleri, maktulün, ”Sol alt ekstremite kırıkları ve iç organ (ince bağırsak) yaralanmasıyla birlikte büyük damar (popliteal artel, popliteal ven, femoral arter, femoral ven) yaralanmalarından gelişen dış kanama sonucu yaşamını yitirdiğine” ilişkin tespit ve eylem sonrası sanığın davranışları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bu yöndeki savunmasının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminin nitelikli kasten öldürme olarak vasıflandırılmasında ve buna göre uygulama yapılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Fazla Ceza Tayini
Gerekçe bölümünde yer alan (A-2-a) paragrafında açıklanan nedenlerle sanık lehine takdir olunan haksız tahrik indirim miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2022/661 Esas, 2022/1037 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.