YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2113
KARAR NO : 2007/1416
KARAR TARİHİ : 30.04.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’in müvekkiline bonoya bağlı 3000 dolarlık borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi yaptıklarını borçlunun borcunu ödememek için tapuda kayıtlı taşınmazı ablası olan diğer davalıya satış gibi göstererek tapuda devrettiğini işlemin muvazaalı olması nedeniyle iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … taşınmazın bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını davanın açıldığı tarihte kesinleşmiş bir icra takibininde bulunmadığını ve bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile yapılan satışın İİK.nun 283/1 maddesine göre iptaline anılan madde gereğince davacı tarafa haciz ve satış yapma yetkisi verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve takip eden maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Davacının davalılardan …’den 15.1.2004 tanzim, 16.2.2004 vade tarihli bono senedi ile alacaklı olduğu sabittir. 30.3.2006 tarihinde başlatılan icra takibinin davanın devamı sırasında kesinleştiği getirtilen icra dosyasının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Borçlu …’ın senette gösterilen adreste ikamet etmediği belirlenmiş borçlu başka bir adres de göstermemiş bunun sonucu olarak Tebligat Yasasının 35. maddesi uyarınca tebligat yapılması yoluna gidilmiştir.
Düzenlenen icra tutanağında borçlunun herhangi bir malının bulunmadığına yer verilmesi, tapudan gelen kayıtta borçlunun 245 ada 18 parsel numarasıyla tapuda kayıtlı taşınmazın 1/2 payının maliki olması, bunun yanında borçlunun herhangi bir mal beyanında da bulunmaması karşısında içeriği itibariyle sözü edilen haciz tutanağının İİK’nun 105.maddesinde tanımını bulan geçici aciz vesikası olduğunun kabulü gerekip, mahkemenin aynı yöndeki görüşünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Borçlu … ile tasarrufta bulunduğu 3. kişi … kardeş olup bunun aksi iddia olunmamıştır. İİK’nun 278/2.maddesinin 1.bendine göre borçlu … ile 3.kişi … arasındaki akrabalık ilişkisine nazaran yapılan tasarruf bağışlama hükmündedir. Sözkonusu maddenin uygulanmasında 3.kişinin iyi niyetli olması koşulu aranmaz. Borçlunun vadesi gelmiş borcunu ödememek için taşınmazını kardeşine satmasının alacaklılara zarar vermek kasdıyla ve iyiniyetli bir kişiden beklenmeyecek bu tasarruf niteliğinde olduğuda kuşkusuzdur.Bu nedenlere ve kararda yazılı gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, mahkemece borçlu … tarafından diğer davalı 3.kişi …’e yapılan tasarrufun takip konusu alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere iptaline karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değil bozma nedeni ise de bu yöndeki yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir görülmediğinden hüküm fıkrasının 1.bendindeki (İİK’nun 283/1 maddesine göre) tümcesinden sonra gelmek üzere (takip konusu alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) tümcesinin yazılarak hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 164.67.-YTL kalan onama harcın temyiz edenden alınmasına 30.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.