Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/38712 E. 2023/255 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/38712
KARAR NO : 2023/255
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Güveni kötüye kullanma

Sanık hakkında bozma üzerine güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin mahkemece yasa yolu bildirimindeki yanıltma nedeniyle süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Milas 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.12.2012 tarihli, 2011/490 Esas, 2012/1084 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 3.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Milas 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.12.2012 tarihli ve 2011/490 Esas, 2012/1084 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin, 16.01.2017 tarihli ve 2014/13575 Esas, 2017/296 Karar sayılı ilâmıyla;
“Sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2017/246 Esas, 2019/231 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 3.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2017/246 Esas., 2019/231 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin, 20.10.2020 tarihli ve 2019/3866 Esas, 2020/10228 Karar sayılı ilâmıyla;
“Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesi kapsamında yer alan ‘Basit güveni kötüye kullanma’ suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının ‘altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasına’ ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesine göre, ‘Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.’ şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile ‘01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.’ şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25…..2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile ‘…kovuşturma evresine geçilmiş…’ ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan ‘…basit yargılama usulü…’ yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece ‘kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı’ verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nın 251/3. maddesinde ‘Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir’ şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nın 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca dosyanın ‘Basit Yargılama Usulü’ yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2021 tarihli ve 2020/698 Esas., 2021/45 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 3.000 TL ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi; atılı suçu işlemediğine, suçun zamanaşımına uğradığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE
1. Suç tarihinin en aleyhe kabul ile katılanın sanıktan aracını geri istediğini beyan ettiği 2010 yılı Kasım ayı olması nedeniyle 30.11.2010 tarihi olduğu belirlenmiştir.
2. Sanığın üzerine atılı “Güveni kötüye kullanma” suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında olması nedeniyle mahkemece dosyanın uzlaştırmacıya tevdi edildiği, ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporunun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar Ceza Muhakemesi Uzlaştırma Yönetmelik’inin 34 üncü maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğu belirlenmiştir.
3. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği zamanaşımın kesilmesi halinde, zamanaşımı süresinin ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağının belirtilmiş olması nedeniyle 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmıştır.
4. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca en aleyhe kabul ile 30.11.2010 olan suç tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2021 tarihli ve 2020/698 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2023 tarihinde karar verildi.