Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2875 E. 2009/4093 K. 09.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2875
KARAR NO : 2009/4093
KARAR TARİHİ : 09.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı, davalı … vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu …’ın kamu alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla Bursa …. ilçesi, …. Ada, 71 parselde, kayıtlı taşınmazını 27.6.2002 tarihinde bacanağı davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptalini dava ve talep etmiş; 14.12.2006 tarihli dilekçesiyle taşınmazın 26.12.2005 tarihinde dava dışı 4.kişiye satıldığını belirterek davanın alacak davasına dönüştüğünü, 50.000.00.-YTL’nın satış tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili takip konusu alacağın kesinleşmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı … tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre bedeller arası fahiş fark, yakın akrabalık ve davalı 3.kişinin borçlunun maksadını bilebilecek kişilerden olduğu gerekçesiyle satışın iptale tabi olduğu, ancak davalı 3.kişinin taşınmazı elden çıkarması nedeniyle davanın bedele dönüştüğü bu nedenle davanın kısmen kabulü ile bilirkişi tara
fından belirlenen vergi borcu miktarı olan 43.167.30.-YTL’nin 26.12.2005 satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı, davalı … vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava 6183 sayılı AATÜHK’nun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için kamu veya kurum alacağının iptal konusu tasarruftan önce doğmuş bulunması, kurum alacağının ve bu alacak için yapılan icra takibinin kesinleşmiş olması gereklidir. Yasanın 30.maddesinde borçlunun malı bulunmadığı ve borç yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı muameleler borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olacağı ifade edilmektedir. 31.madde de ise 27, 28, 29 ve 30.madde de sözü edilen tasarruf ve muameleden faydalanan 3.şahıs şayet malı elden çıkarmışsa, elden çıkardığı tarihteki bedelinden sorumlu olacağı hükmün altına alınmıştır.
2-Somut olayda davalı borçlunun 28.6.2007 tasarruf tarihine kadar 2000-2001 ve 2002 yıllarına ait gelir, stopaj ve KDV olmak üzere toplam 43.985.02.-YTL vergi borcu olduğu ve bu döneme ait emirlerinin 28.3.2003 ve 10.7.2003 tarihlerinde tebliğ edildiği ve borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği, davalıların bacanak oldukları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dolayısıyla tasarrufun 6183 sayılı Yasanın 24 ve 30.maddeleri gereğince iptale tabi olduğu yönündeki mahkemenin kabulü doğru olup davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak, tasarrufun iptali davasının bedele dönüşmesi halinde Dairemizin yerleşmiş kararlarına göre bedele temerrüd faizi yürütülemez. Keza borçlu hakkındaki takip devam ettiğinden hükmedilen tazminattan borçlunun 3.kişi ile birlikte sorumlu tutulması da isabetli değildir. Bu nedenle borçlunun tazminattan sorumlu tutulması ve borç miktarının satış tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması doğru görülmediğinden hükmün bu yönlerden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Yasanın 31.maddesi hükmünce tasarruf tarihine kadar olan (27.6.2002) takip konusu alacak ve ferileriyle sınırlı ve taleple bağlı kalınarak 50.000.-YTL’sı tazminatın davalı …’dan tahsili gerekirken 26.12.2005 tarihi itibarıyla hesaplanan borç miktarının yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 9.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.