Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/4095 E. 2007/4034 K. 03.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4095
KARAR NO : 2007/4034
KARAR TARİHİ : 03.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde dahili – davalı İsviçre Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, müvekkili … adına trafikte kayıtlı olup Avşar Belediye Başkanlığı tarafından kullanılan araca, davalılar …. ve …’ın malik sürücüsü oldukları aracın tam kusurlu çarparak hasara neden olduğunu belirterek, 950.000.000 TL hasar bedelinden davalıların trafik sigorta şirketinden tahsil edilen 237.795.000 TL’nın mahsubu ile bakiye 712.205.000 TL tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar … ve … vekili, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz ederek, müvekkiline ait aracın kasko sigortalı olduğu İsviçre Sigorta A.Ş.’ne davanın ihbarını istemiştir.
İhbar olunan İsviçre Sigorta A.Ş. vekili, davalı taraf aracı müvekkili şirket nezdinde kasko sigortalı olup, sorumluluklarının 100.000.000 TL İMM poliçe limiti ile sınırlı olduğunu bildirerek, dava dilekçesinin delilleriyle birlikte taraflarına tebliğini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 474.705.000 TL’nın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; hüküm davalı İsviçre Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 388. maddesi gereğince karar da hüküm sonucunun açıkca yazılması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun, açık ve anlaşır şekilde olması gerekir. Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki farklılık Mahkeme kararına karşı güven ilkesini de sarsar. Somut olayda, kısa kararda davanın kabulüne denildiği halde, gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Kabule göre, İsviçre Sigorta A.Ş.’nin de tazminata mahkum edilmesi biçiminde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç usul ve yasaya uygun değildir. İsviçre Sigorta A.Ş. hakkında harç yatırılarak usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığı gibi, ihbar dilekçesi tebliğ edilen kişi davada taraf sıfatını kazanamaz. Ancak, İsviçre Sigorta A.Ş.’nin de aleyhine hüküm kurulduğundan temyiz incelemesinin yapılması gerekmiştir. İsviçre Sigorta A.Ş.’nin kaza tarihi itibarıyle sorumluluk limiti aşılmak suretiyle hüküm kurulmasıdoğru olmadığı gibi, davalı … şirketinin temerüd tarihi araştırılmadan kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı İsviçre Sigorta A.Ş. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temlyiz eden dahili – davalı İsviçre Sigorta A.Ş.’ne geri verilmesine 3.12.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.