YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13875
KARAR NO : 2023/22
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/321 E., 2022/288 K.
DAVA TARİHİ : 03/03/2016
HÜKÜM/KARAR : Davanın Konusu Kalmadığından Esası Hakkında Karar
Verilmesine Yer Olmadığı
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince (kapatılan) İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusu kalmadığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının oğlunun 5510 sayılı Kanun’un 4.maddesinin 1.fıkrasının a bendi kapsamında sigortalı iken 28.09.2012 tarihinde vefat ettiğini, geriye maaş bağlanabilecek mirasçı olarak davacının kaldığını, davacının 15.04.2014 tarihli dilekçe ile davalı kuruma ölüm aylığı almak için başvuruda bulunduğu ancak davalı kurumun 03.09.2014 tarihli yazısı ile davacının talebinin denetim raporunda herhangi bir değişiklik bulunmaması sebebi ile reddettiğini, bu işlemin iptali için … 1 .İş Mahkemesinin 2015/656 E sayılı dosyasından dava açıldığı fakat mahkemece 6552 sayılı Yasa’nın 64.maddesi gereğince davadan önce kuruma müracaat edilmediğinden davanın reddedildiği bu kararın kesinleştiğini, davacının 22.01.2015 tarihinde oğlu …’dan ölüm aylığı bağlanması için davalı kuruma müracaat ettiği fakat talebin 01.02.2016 tarihli 1.624.776 sayılı karar ile reddedildiğini, sigortalı murisin toplamda 1286 günlük sigorta primi ödenmiş olduğundan 5510 sayılı Yasa’nın 32. maddesi gereğince davacının ölüm aylığına hak kazandığının ortada olduğunu ileri sürerek, davacıya ölen sigortalı oğlundan ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki davalı kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın görev ve çözümünde … iş mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, davacının aylığa hak kazanabilmesi için sigortalının sağladığında sigortalı tarafından geçiminin sağlanması gerektiğini, bu amaçla yapılan inceleme sonrası sigortalının babası ve annesinin gelir tespiti sonrasında aylık gelirlerinin 2012 ve 2013 yılı davacı yönünden 474,44-TL olduğunun belirlendiği, bu sebeple 01.10.2012-22.11.2013 arası için ölüm aylığı ödendiğini, sigortalının annesinin 25.10.2013 vefat etmesi nedeniyle davacının aylık gelirinin 948,79-TL olduğunu, bu durumda asgari ücretten fazla gelir elde etmenin ortaya çıkması nedeni ile aylığının ödenmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2016/72 Esas, 2018/382 Karar sayılı kararıyla; “Davanın Kabulü ile; Davacıya oğlu olan sigortalı muris … …’tan dolayı ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 01.02.2016 tarih, 1.624.776 sayılı davalı kurum işleminin iptaline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
… Bölge Adliye Mahkemesi, 10. Hukuk Dairesinin 01.02.2019 tarihli ve 2019/2415 Esas, 5030 Karar sayılı kararıyla; ”Kurum daha evvel gelir testi yaparak sonucuna göre bekar olarak ölen oğulları dolayısıyla davacı ve eşine aylık bağlamış ancak müteveffanın annesinin 25.10.2013 tarihinde vefatından sonra herhangi bir gelir testi yapmadan eşin ölümüne bağlı olarak davacının taşınmazlarından elde ettiği gelirin tamamının davacıya kalacağı bunun da net asgari ücretten fazla olduğu varsayımıyla aylık kesilmiştir. Kurumca aylık kesme işlem tarihi itibariyle yeni bir gelir testi yapılmamıştır. Davacının taşınmazlarından elde ettiği gelirden hareketle işlem tesis edilmiştir. Oysa getirtilen tapu kayıtlarının incelenmesinde davacının taşınmazlarının eşinin ölüm tarihinden bir gün önceki bir tarih olan 24.10.2013 tarihinde sattığı görülmektedir. Böylece kurum işleminin dayanağı kalmamıştır.” gerekçeleriyle davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Mahkemece yapılacak iş, Tarım İlçe Müdürlüğünden aktif iki tarlanın geliri olup olmadığı hususunu araştırmak, taşınmazların satış bedellerinin miktarı ve davacının gelirine katkısını bilirkişi marifetiyle belirlemek, 5510 sayılı Yasa’nın 55. maddesi son fıkrası ve 35. maddesi 3. fıkraları gereği yeni talebe göre yeniden inceleme yapma yetkisi ve görevi bulunan Kurumdan ( her ne kadar davalı konumunda olsa da), davacının gelir durumuyla ilgili yeni bir müfettiş ya da denetmen araştırması yapmasını istemek, Kurumun raporu ve bulgularıyla, bilirkişi raporu ve toplanan yeni delilleri kıyaslamak, araştırmayı genişleterek elde edilecek sonuçlara göre karar vermek olarak gösterilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davalı kurumdan gelen 14.06.2022 tarihli müzekkere cevabında, davacıya oğlu … …’dan talep etmiş olduğu ölüm aylığının 28.09.2012 tarihinden itibaren bağlandığı, kurumca yapılan denetim raporu gönderildiği” gerekçesiyle davanın konusu kalmadığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; oğulları … …’dan dolayı aylık talebinde bulunan babası davacı … … ve annesi … … hakkında ilgili kanun gereğince Adıyaman Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Denetmenlerince araştırma yapıldığını, söz konusu raporda her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin 25.10.2013 tarihinden sonra asgari ücretin net tutarından fazla olduğu, sonuç ve kanaatine varılmış olması nedeniyle aylık talepleri 02.11.2013 tarihinden sonra yerine getirilemediğini, ayrıca Annesi … … 25.10.2015 tarihinde vefat etmesiyle 23.11.2013 tarihi itibariyle aylığı kesildiğini, davacı hakkında ise yeniden araştırma yapıldığını, 08.12.2021 tarih 2021/412900-77 sayılı Denetim Raporu ile 28/09/2012 tarihinden itibaren gelir bağlandığını ve davacının ölüm tarihi olan 02.03.2022 tarihine kadar aylık ödendiğini, Mahkemece bu nedenle davanın konusuz kaldığından red kararı verildiğini, ancak Kurum aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi yersiz olduğunu, Kurumun aylık bağlamanın yasal şartlarının oluşup oluşmadığını araştırmak zorunda olduğunu ve bunun da 08.12.2021 tarihli denetim raporuyla sağlandığını, Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya vefat eden sigortalı oğlundan ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ve aksi yöndeki davalı kurum işleminin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) 5510 sayılı Yasa’nın 34. maddesi (d) bendinde; “Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25 i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 251 oranında aylık bağlanır.” hükmü,
5510 sayılı Yasa’nın “Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 35. maddesinde: “ Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar;
a) Sigortalının ölüm tarihini,
b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi, takip eden ay başından itibaren başlatılır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir.
Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde, 34 üncü maddede belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır. (Mülga son cümle: 17.4.2008-5754/67 md.)” hükmü 5510 sayılı yasanın “Gelir ve aylıkların düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri” başlıklı 55. maddesinde: “ Bu Kanuna göre gelir veya aylık bağlanan sigortalı ile hak sahibi kişilerin durumlarının, kendilerine veya başka hak sahiplerine bağlanmış bulunan gelir veya aylık tutarının düzeltilmesini gerektirir bir şekilde değişmesi halinde gelir veya aylık tutarları, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ödeme dönemi başından başlanarak yeni duruma göre düzeltilir.
Gelir ve aylık alma şartlarının devam edip etmediğine yönelik yoklama işlemlerine ilişkin usûl ve esaslar ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
2)AAÜT nin 6. maddesi “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle Kurumun da kabulünde olduğu üzere 08.12.2021 tarih ve 2021/412900-77 sayılı Denetim Raporu ile yapılan inceleme sonrasında, dava tarihinden sonra olmak üzere, 28.09.2012 tarihinden itibaren davacıya gelir bağlandığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…