Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/7139 E. 2022/9607 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7139
KARAR NO : 2022/9607
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.05.2018 tarih ve 2015/337 E- 2018/133 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.01.2021 tarih ve 2018/1806 E- 2021/63 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Ziraat Bankası … Şube’sinde asıl borçlu …’ın kullandığı krediye müvekkilinin kefil olduğunu, kefalet miktarının 30.000.-TL olmasına rağmen 110.600.-TL anapara ve faiziyle borcunun 134.000.-TL olarak bildirildiğini, faizden sorumlu olması için ihtarnamenin daha önceden gönderilmesi gerektiğini, müvekkilinin halen bankaya 30.000.-TL borcu bulunduğunu ileri sürerek fazlası için olmadığından borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı hakkında henüz kefil sıfatıyla açılmış bir dava veya icra takibi, takipten önce menfi tespit davası açılmasında borçlunun korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmadığını, davacının aynı zamanda 400.000.-TL limit ile ipotek borçlusu olup, ihtarnamedeki sıfat ve muhataplığının söz konusu limit ipoteği sebebiyle olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, davacının davalı bankaya dava dışı …’ın kredisi sebebiyle 30.000.-TL’lik şahsi ve 400.000.-TL’ye kadar ayni sorumluluk altında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı banka tarafından ipotek senedi düzenlendikten sonra dava dışı borçlu …’a 10.11.2014 tarihli toplam 110.600.-TL tutarında tarımsal kredi kullandırıldığı, davacının müteselsil kefili bulunduğu genel kredi sözleşmesinde verilen ipoteğin henüz kullandırılmayan kredi borçlarını teminat altına aldığı açıkça sözleşmede kararlaştırıldığından, ipoteğin daha sonra kullandırılan 07.12.2014 tarihli sözleşme nedeniyle doğan borcu da teminat altına aldığı sonucuna varıldığı, davacının kefalet limiti 30.000.-TL den başkaca, 400.000.-TL’ye kadar ipotek ile sorumlu olduğu anlaşıldığından borcu bulunmadığına yönelik davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından,istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bilirkişi raporu alınmış, duruşma açılmış ve tahkikat tamamlanarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 356/2. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece yargılamasında görülen eksikliğin duruşma açılmak suretiyle tamamlandığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dahi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, yargılamadaki eksikliğin duruşma açılarak giderilmesi hallerinde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hallerde yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi durumun ise kanuna aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken, HMK 356/2 maddesi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.