Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14653 E. 2023/438 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14653
KARAR NO : 2023/438
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/166 E., 2022/2127 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ :17.04.2018
HÜKÜM/KARAR :Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/165 E., 2021/553 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, davacının …, … 7. Aile Mahkemesinin 05.11.2013 tarihli, 2013/696 Esas ve 2013/1390 Karar sayılı gerekçeli kararı ile …’dan boşandığını, boşanmasından ötürü, muhtaç duruma düşen müvekkilinin mevzuattan kaynaklanan, babasından ötürü SGK’dan az da olsa aylık bağlandığını, Ancak SGK’ya yapılan asılsız şikayet sonucu, müvekkilin eski eşiyle muvazaalı boşanarak birlikte yaşamaya devam ettikleri iddiasıyla; davacı müvekkil …’in bu aylığı haksız ve hukuka aykırı olarak kesildiğini ancak davacı müvekkil eski eşi … ile muvazaalı değil, gerçekten boşanmak durumunda kaldığını, müvekkil … evlilikleri düzgün bîr şekilde devam ederken eski eşi … dolandırıcılar tarafından kandırıldığını, üzerine olan evlerini ellerinden aldıklarını, bu hadiseden sonra …, müvekkile hayati zindan ettiğini, şiddet uyguladığını, müvekkilin hayatından endişe ettirecek kadar müvekkili perişan ettiğini, boşanma gerçekleştikten sonra … müvekkile dirlik vermediğini, müvekkil ondan kurtulmak için ikametini değiştirse de bir şekilde tekrar müvekkili bulduğunu, müvekkilin yer değiştirmesine yazılı ve resmi bir delil olarak, müvekkifin … 3. Kadın Konukevi Müdürlüğü’nde kaldığına dair kayıtlar iddialarımızı ispatlayan delilleri sunduklarını, müvekkilin kendini güvende hissetmediğinden konukevinde kaldığını, müvekkilin gördüğü şiddet ve yaşadığı sıkıntılar, kadın cinayetlerinin yüksek oranlarda olduğu ve ne yazık ki devlet eliyle de önlenmesi çok zor olduğundan, müvekkil kendisi için koruma talep ettiğini, İlgili koruma kararı ve diğer belgelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, ayrıca Kaymakamlık Makamının oluru ile verilen bu koruma kararı yazısını da dilekçe ekinde sunduğunu, müvekkilin …’da Demetevler’deki kadın konuk evinde 2 ay, … Öveçler’deki kadın konuk evinde de 2 ay süre ile kaldığını, müvekkil tüm bu sıkıntılara eski eşi … yüzünden katlanmak durumunda kaldığını, hal böyle iken, davalı Kurum yeterli inceleme ve araştırma yapmadan müvekkilin eşinden muvazaalı boyanarak, babasından ötürü kurumdan haksız yere aylık aldığı gerekçesiyle, aldığı bu aylığı usul ve esaslara aykırı olarak kestiğini, eğer kurum yeterli inceleme ve araştırmada bulunmuş olsaydı, müvekkil bu gün maddi imkansızlıklar içinde 3 çocuğuyla beraber perişan olmayacaklarını, müvekkil …, …’da … ile yaşadığı şiddet sorunu yüzünden karakola gitmek zorunda kaldığını, …/Akdere Karakolunda kayıtları bulunan müvekkilin bu karakoldaki ifade, darp raporu, şikayet v.s. diğer tüm bilgi, belge ve kayıtların mahkemenizce istenmesini talep etme gereği hasıl olduğunu, müvekkilin eski eşi … ile boşanması muvazaalı olmak bir yana, Türkiye’de yaşanan bir çok kadınının yaşadığı dram olduğunu, müvekkil boşandıktan sonra yaşadığı tüm bu sıkıntıların üzerine ikametini değiştirip, …’dan uzakta bir hayat sürmek istediğini, boşandıktan sonra müvekkil …’da kendini güvende hissetmediğini, müvekkil hayatına yönelen tehlikeden öylesine korkmuştur ki; …’daki ikametini değiştirip …’ye yerleştiğini, ” … /…” adresine yerleştiğini ve burada eski eşinden uzak bir hayat kurmaya çalıştığını, boşandıktan sonra …’da bulamadığı huzuru eski eşinin bilmediği bir adrese taşınarak, burada kendine yeni bir hayat kurmak istediğini, ancak davacı müvekkil …’ye yerleştikten sonra da … müvekkili bir şekilde bulmayı başardığını, müvekkilin ikametini öğrendikten sonra yine müvekkili sıkıntıya sokacak işler yaptığını, müvekkili bulup darp ettiğini, parasını aldığını, bunun sonucunda da müvekkil ve …’nın hadiseleri Kaletepe karakoluna intikal ettiğini, bu sebeple müvekkilin bu karakoldaki kayıtlarının mahkemenizce getirtilmesini talep etme gereği hasıl olduğunu, bu hadiseye ilişkin savcılık soruşturma numarası 2017/5787 olduğunu, ancak müvekkil …, eski eşinden korkup hayatından endişe ettiği için ve tv haberlerinde seyrettiğimiz üzere bir kadın cinayetine kurban gitmekten korktuğundan, sırf başına daha fazla bela açmasın diye bu soruşturma dosyasında karşı tarafla uzlaştığını ve ardından yine ikamet değiştirip şu anki adresine taşındığını, müvekkilin çektiği sıkıntılara diğer bir kanıt olarak … ile ceza mahkemesinde müvekkilin müşteki olduğu bir ceza davasının açılmış bulunduğunu, müvekkilin eski eşinden gördüğü şiddeti, verdiği diğer tüm sıkıntıları görebilmesi adına bu ceza dosyasının dosya arasına alınmasını, müvekkilin evliliğini muvazaa ile bitirmediğine dair tüm bilgi ve belgeleri toplaması ve böylece adaleti tecelli ettirmesi gerektiğini, aksi halde müvekkil için telafisi olmayan zararlar ortaya çıkacağını, müvekkilin boşandıktan sonra … ile birlikte yaşandığını, davalı Kurum, müvekkilin tüm bu yaşadıklarının aksini iddia ederek, haksız olarak müvekkilin aylığını kestiğini, boşandıktan sonra tek başına 3 çocuğuna bakmaya çalışan müvekkil maddi sıkıntılar içinde yaşamaya çalışırken, davalı kurumun bir de aylığını kesmesi müvekkili tamamen maddi imkansızlıklar içinde bıraktığını, müvekkil boşandıktan sonra, çocukları için …’dan aylık toplam 100 TL iştirak nafakası hükme bağlanmış iken, müvekkilin bu şahıstan gördüğü şiddet ve korku sebebiyle bu nafakayı da alamadığını, müvekkil çocuklarına tek başına bakmaya çalıştığından Başbakanlıktan çocukları için yardım ödemesi aldığını, eğer müvekkil eski eşi ile yaşamaya devam etseydi, bu yardım ödemelerini alacak aciz haline düşmeyeceğini, müvekkilin kiraladığı konut ve ödediği faturalar kendi üzerine olduğunu, (konut kirası) (kırgaz tahsilat makbuzu) (doğalgaz açma formu) erkek egemen bir toplumda normal bir ailede bu kayıtlar erkeğin üzerine yapılır iken, müvekkil tek başına yaşadığından bu kayıtları üzerine aldığını, bu durumda müvekkilin boşandığı eşiyle muvazaalı olarak birlikte yaşamadığını açıkça gösterdiğini, müvekkilin maddi imkansızlıklar içinde açtığı bu davaya devam edebilmesi için mahkemenizden adli yardım/müzaharet talebinde bulunma gereği hasıl olduğunu, müvekkil boşandığı eşinden çocukları için hükmedilen 100 TL iştirak nafakasını dahi alamadığını, çocuklarını başbakanlıktan aldığı yardımlarla geçindirdiğini, bu sebeple maddi imkansızlıklar içinde 3 çocuğunun da sorumluluğu üzerinde olan müvekkilin adli müzaharet talebinin kabul edilmesine karar verilmesini ilgili belgeler olan fakirlik belgesini, araç tescil kayıt örneği, müvekkilin üzerine taşınmazın bulunmadığına ilişkin tapu kaydı, SGK hizmet dökümünü dilekçemizin ekinde sunduklarını, müvekkil … tek başına çocuklarına bakmakta ve evin yükünü taşıdığını, ailesinin geçimini sağlamak adına kendi üzerine kredi çekmiş ve söz konusu aylığının kesilmesi yüzünden çekmiş olduğu bu krediyi ödeyemez duruma düştüğünü, …Yatırım Bankası A.Ş., müvekkili icraya verdiğini, icraya ilişkin belgeler dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkil eşiyle birlikte yaşamaya devam etse temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olmayacağını, borcunu ödemede aciz halinde olmayacağını, davalı Kurumun müvekkilin eşiyle muvazaalı olarak boşanıp birlikte yaşamak suretiyle kurumdan aylık almaya devam ettiği gerekçesiyle yapılan işlem usul ve esaslara aykırı olduğunu, hukuka aykırı olan bu işlem yüzünden müvekkil şu an maddi imkansızlıklar içinde olduğunu beyanla kesilen aylığın tekrar bağlanmasını talep ve dava etmiştir

II.CEVAP
Davalı SGK vekili tarafından: Davacı tarafından ikame edilen dava hukuken yersiz ve mesnetsiz olup; kurum tarafından yapılan tahakkuk işlemleri 5510 sayılı Kanun’un 56. ve 96. maddesinin göre yapılmış olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil kurum içi yazışmaların sona ermemiş olması nedeniyle, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan belgeler henüz sunulamamış olsa da, sonradan dosya kapsamına ibraz edilecek belgelerin incelemesinde de anlaşılacağı üzere, müvekkil Kurum denetmenleri tarafından tanzim edilen rapor çerçevesinde incelenen, adres araştırmaları, medula sistemi kayıtları ve alınan ifadeler doğrultusunda davacının boşandığı eşi ile aynı evde yaşamaya devam ettiği ve bu süreçte de sigortalı babasından kalan ölüm aylığını almaya devam ettiği tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun ile hak sahiplerine tanınan ölüm aylığı hakkı, sigortalının ölümü nedeniyle destekten yoksun kalanlar için düzenlenmiş olup, bu doğrultuda m.34/b-3 hükmü ile yaşı ne olursa olsun evli olup da sonradan boşanan kadınların anne veya babasından kalan ölüm aylığının %25’ine hak kazanacağı belirtildiğini, dolayısıyla bu hak ile sigortalı tarafından geçimi sağlananların, sigortalının ölümü ile destekten yoksun kalmasının önüne geçilmesi amaçlanmış, sigortalının boşanmış kız çocuklarına ise, eşlerinin de desteklerinden yoksun kalmaları nedeniyle bu hak tanındığını, 5510 sayılı Kanun m.56/2’de “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” Hükmüne yer verildiğini, anılan hüküm ile hakkın kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek istenildiğini, bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkın kötüye kullanılması durumunda hak sahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir ve aylıktan yararlandırılmama yöntemi benimsendiğin, zira sigortalının boşanan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanmasının sebebi eşin desteğinden yoksun kalması olup, her ne sebeple olursa olsun boşandığı eşiyle birlikte yaşamak onun desteğinden faydalanmak anlamına geldiğinden, hukuk düzeninin kötü niyetli bu hareketi kabul etmesi mümkün olmayacağını, 5510 sayılı Kanun’un 59. maddesine göre, “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” Bu haliyle müvekkil kurum kayıtlarının aksini ispata yarayan delil sunamayan davacının davasının reddinin gerektiğini , yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2017/2007 E., 2017/9904 K., Sayılı ilamında “ 5510 sayılı Yasa’nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletildiğini, Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum’ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınması gerektiğini,” Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.” Hükmüne yer verildiğini, dolayısıyla, tarafların fiili ve sürekli birlikte yaşama durumu açıkça ortaya koyulduğundan, müvekkil kurum tarafından gerçekleştirilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamakta olup, yersiz olarak ödenen ölüm aylıklarının kötü niyetle hareket eden davalıdan tahsilinin gerektiğini, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesine göre, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” denildiğini, bu hüküm doğrultusunda mevzuata uygun olarak, davacıya yersiz olarak ödenen ölüm aylıklarının iadesi talep edildiğini, izah edilen nedenlerle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilen davanın reddini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Dosya kapsamına gelen yazı cevapları, tanık beyanları ve İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10.06.2021 tarihli ve 09.11.2021 tarihli tutanaklar, Medula kayıtları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirliğinde davacı ve eşinin, boşandıkları süreçte de birlikte yaşamaya devam ettikleri anlaşılmıştır. Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarının tarafların ayrı yaşadıklarına yönelik davacının ev halini … kadar yakın olmadıkları, görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı bu sebeple davacının, eski eşi ile birlikte yaşamadıklarını ve eylemli olarak ayrıldıklarını ispat edemediği, 5510 sayılı Yasanın 59. maddesi ” Kurumun denetim ve Kontrol ile görevlendirilmiş memurları; bu kanunun uygulanması bakımından, iş kanununda belirtilen teftiş kontrol ve denetleme yetkisine haiz oldukları, kurumun denetim elemanları tarafından tutulan rapor ve tutanakları aksi sabit oluncaya kadar muteberdir” hükmü de gereğince davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle;
Davanın reddine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; 5510 sayılı Yasa’nın 56/2. fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle davacıya yersiz ödendiği tespit olunan aylıkları kesen Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların faiziyle ödenmesi istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,5510 Sayılı Yasanın 56. maddesi, 59. maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.