Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14314 E. 2023/176 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14314
KARAR NO : 2023/176
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1528 E., 2022/2478 K.
DAVACI BİRLEŞEN
DAVADA DAVALI :… vekili Av. …
DAVALI BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI :… adına Av. …
DAVA TARİHİ : 11.10.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/33 E., 2022/77 K.

Taraflar arasındaki asıl davada Kurum işleminin iptali, birleşen davada alacak istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl dava davalı/birleşen dava davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava davalı/birleşen dava davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1-Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; eski esi ile muvazaalı olarak boşandığı iddiasına dayalı yersiz ödemeye ilişkin borç bildiriminin gerçek olmadığını ileri sürerek, öncelikle müvekkilinin davalı kurumdan almakta olduğu ancak 21.05.2018 tarihli kurum yazısı ile kesilen aylığı üzerine konulan blokajın kaldırılmasına, davalı kurumca müvekkili aleyhine tahakkuk ettirilen asıl borç ve faiz bakımından borçlu bulunmadığının tespitine, davalı kurum tarafından müvekkilinin almakta olduğu aylığından yapılan kesintilerin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2-Birleşen davada davalı/davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla Kurumlarınca davalıya ödenen toplam 62.945,08 TL nin sarf ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurumlarından yaşlılık aylığı almakta iken 25.06.2012 tarihinde vefat eden …’ın kızı davacı …’ın 28.12.2012 tarihinde eşi ile boşanarak kendisine 01.01.2013 tarihinden geçerli olmak üzere yetim aylığı bağlandığını, ancak yetim aylığı almakta iken tekrar boşandığı eşi ile evlenmesi üzerine 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesine göre boşandığı eşi ile fiilen yaşayıp yaşamadığı hususunda gerekli araştırma yapılması sonucu kurumları denetmenliğince düzenlenen 04.11.2015 tarih 2015/81-TA sayılı inceleme raporuna istinaden davacı … (…)’ın eşinden babasından aylık almak için anlaşarak boşandığı ve fiilen birlikte yaşadığı anlaşıldığından 5510 sayılı kanunun 96. maddesinin (a) bendine göre tarafına aldığı aylıkların borç olarak çıkartıldığını, davacı ile eşinin inceleme dönemi içerisine giren tarihlerde AVEA’dan abonelik adreslerinin aynı olduğunu beyanla haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile adres kayıt sistemine göre davacı ile eski eşinin 19.02.2014 tarihinde yani evlilik birliği içerisinde aynı adresi beyan ettikleri, önceki döneme dair davacının Adres kayıt sisteminde kaydının bulunmadığının tespit edildiği bir başka deyişle, davacının 19.02.2014 tarihi öncesinde Aks sistemine göre eski eşi ile birlikte ikamet ettiğinin tespit edilemediği, denetmen raporuna gerekçe edilen tanık …’un mahkememizce alınan yeminli beyanından anlaşılacağı üzere, tanık …’un bilgi ve görgüsünün davacı ile eski eşinin evli oldukları döneme ilişkin ve bu dönemle sınırlı olduğu, tanık …’nın ise yeminli anlatımında davacıyı tanımadığını beyan ettiği, davacının AVEA aboneliğine ait evrakların celbi neticesinde davacının şirket ile kurduğu abonelik sözleşmesinin davacının evli olduğu döneme ait olduğu ve tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında davacının 28.12.2012 – 23.01.2014 dönemi ve 31.07.2017 tarihi sonrasında eski eşi ile birlikte evlilik dışı fiili birlikteliğinin bulunduğuna dair somut bir delilin bulunmadığı, davacı ve eski eşine ait telefon, su abonelik kayıtları, medula sistemi, seçmen bilgileri, tanık beyanları karşısında herhangi bir dayanak ve gerekçe sunulmayan kolluk araştırma tutanağına itibar edilmemiş olup kaldırma ilamı doğrultusunda davanın kabulüne, birleşen dosya yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı/birleşen dava davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece tanık anlatımlarına dayanılarak ve eski eşi ile fiili birlikteliğin bulunduğuna dair somut delillere ulaşılamadığı gibi bir gerekçeyle kurum işleminin iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı ile eski eşinin birlikte yaşadıklarının yargılama aşamasında toplanan delillerle sabit olduğunu, 5510 sayılı Kanun’un 59/2 maddesi gereğince kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirdiği memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksinin ispat edilemediğini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin ve aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Muhtar beyanlarının içerikleri ve sınırlayıcı beyanları birlikte yaşama olgusunun tespiti yönünden kabule elverişli olmadığı, diğer kayıt ve belgeler ve davacı tanık beyanları da ayrı yaşama olgusunu gösterdiği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen kararın dosyadaki delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada Kurum işleminin iptali, birleşen davada alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrası ve 96. madde hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.