Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/13074 E. 2023/1070 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13074
KARAR NO : 2023/1070
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, … ilçesi, … Mahallesinde bulunan 1609 ada 42 parsel sayılı taşınmazın 311,25 m²lik hissesinin 1977 yılında muris Halil Bal’dan kendilerine intikal ettiğini, davalı idarece yol ve köprülü kavşak yapılmak suretiyle el atıldığını, 44300/A nolu parselasyon planı kapsamında zayiat olarak gösterilmesinin taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesine engel olmadığını beyanla kamulaştırmasız el atma tazminat alacağının el atma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın İmar İdare Heyetinin 21.10.1960 tarihli ve 707 sayılı kararı ile onaylanan 44300/A nolu parselasyon planı ile 4980 m² yüzölçümlü 1609 ada 42 No.lu kadastro parselinin 3735 m²si muhtelif imar parsellerinde hisselendirilirken 1245 m²lik kısmının zayiat olarak gösterildiği, 1609 ada 42 No.lu parselin uhdesinde kalan ve zayiat olarak gösterilen 1245 m²lik miktarın online tapu kayıtlarında yaşamadığını, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Daire Başkanlığının 06.09.2011 tarihli ve 1563-4575 sayılı görüş yazısı ile Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2012/7409 Esas, 2012/15375 Karar sayılı ilâmıyla zayiat ayrılan miktarın tapudan terkin edilmesinin belirtildiğini, bu bağlamda Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2010/24 Esas, 2011/118 Karar sayılı kararıyla 2290 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca zayiat olarak ayrılan kısımların bedeline hükmolunmayacağı gözetilerek verilen davanın reddedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) geçici 6 ncı maddesi uyarınca bedelsiz terkin yapılamayacağını, davaya konu taşınmaz bölümünün zayiat ya da düzenleme ortaklık payı olmayıp yola giden olarak ayrıldığını, bu nedenle bedelinin verilmesi gerektiğini, 44300/A No.lu parselasyon planının kesinleşmesinden çok sonra 02.03.1977 tarihinde tescil edilen ve sonrasında satışların yapıldığı taşınmaz nedeniyle bedelin ödenmesi gerektiğini, 2290 sayılı Kanun’un 1956 yılında yürürlükten kalktığını ve hükümsüz olduğu ileri sürülmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın öncesinde 4980 m² alanlı kadastral parsel iken İmar İdare Heyetinin 21.10.1960 tarihli ve 707 sayılı kararı ile onaylanan 44300/A nolu parselasyon planı ile uygulamaya alınarak taşınmazın %25’i oranına tekabül eden 1245 m² zayiat kesildikten sonra kalan 3735 m²nin imar ada ve parsellere şuyulandırılarak tescillerin sağlandığı, zayiat olarak kesilen bölümün tapuda malikleri adına yaşamaya devam ederken dava tarihinden önce 20.09.2018 tarihli ve 35706 yevmiye nolu işlemle terkin edilerek tapu kaydının kapatıldığı anlaşılmış olup parselasyon planının onaylanarak kesinleştiği tarih itibarıyla parselasyon planının yasal dayanağını oluşturan 6785 sayılı İmar Kanunu’nun (6785 sayılı Kanun) 42 nci maddesinin yürürlükte olduğunu, yapılan zayiat kesintisinin yasal %25 oranını geçmediği, davacılar vekili tarafından iddia edilen 1977 tarihli tescillerin murislerin ölümü üzerine davacı ve diğer hissedar mirasçılar adına intikal ile yapılan tescil tarihi olduğunu, zayiat olarak kesilen bölümün meri 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci maddesinde düzenlenen düzenleme ortaklık payı olduğunu ve bedelinin istenilemeyeceğini, zira Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kesinleşmiş yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğu dikkate alındığında yazılı gerekçe ile davanın reddine dair kararda usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebebelerini tekrar etmiş ayrıca 6785 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin 22.11.1963 tarihli ve 1963/65-278 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ve iptal kararının geriye yürüyemeyeceği kuralı iptal edilen hükümlere göre kazanılmış hakların korunmasına yönelik olup davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa’nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi Anayasa Mahkemesi kararı ile taşınmazın gerçek bedeli ödenmedikçe kamulaştırma yapılamayacağı ve gerçek karşılığının ödenmesi gerektiği vurgulanarak iptaline karar verildiğini, kaldı ki yapılan uygulamanın 6785 sayılı Kanun’un 42 nci maddesine dayandırılması mümkün olmayıp davalı idarenin muvafakat alınmadan ve kamulaştırma yapmadan fiilen taşınmaza haksız olarak el attığının sabit olmasına göre taşınmaz bedeline hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacılar tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6785 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi.

3. 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmazın uygulamaya alındığı 44300/A nolu parselasyon planının onaylandığı 21.10.1960 tarihinde yürürlükte olan 6785 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi uyarınca 1245 m²lik kısmı zayiat olarak ayrılmış olup hâlen yürürlükte olan 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinde düzenlenen imar düzenleme ortaklık payının karşılığıdır. Bu durumda söz konusu madde 22.11.1963 tarihli ve 1963/65-278 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve bu karar 14.01.1964 tarihli Resmî Gazete’de ilan edilerek yürürlük kazanmış ise de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi gözönüne alındığında ve tapunun davacılar uhdesinde olmasının da sonucu değiştirmeyeceği zira resen terkin edilmesi gereken bu parsel yönünden zayiat olarak ayrılan bölüm bedeli verilemeyeceğinden davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.