Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/4275 E. 2009/7053 K. 02.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4275
KARAR NO : 2009/7053
KARAR TARİHİ : 02.11.2009


-Y A R G I T A Y İ L A M I –

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : …, … Sigorta A.Ş.

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait/sevk ve idaresindeki araca, davalıların malik ve trafik sigortacısı oldukları aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasar meydana geldiğini belirterek, 8.050.00 YTL hasar bedeli ve 2.500.00 YTL değer kaybı olmak üzere toplam 10.550.00 YTL maddi tazminatın davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olarak) müştereken ve müteselsilen, 2.000.00 YTL manevi tazminatın davalı …’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, araç çalındıktan sonra kazanın meydana geldiğini, olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, sigortalı araç, kimliği meçhul kişilerce çalındıktan sonra kullanılırken kaza meydana geldiğinden, Genel Şartlar A.3.j maddesi uyarınca hasarın teminat dışı olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tarafların kusur durumuna göre, davanın kısmen kabulü ile, 4.575.00 YTL hasar bedelinin davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olarak) müştereken ve müteselsilen tahsiline, 500.00 YTL değer kaybının davalı …’dan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile B.K.’nun 47. ve 49. maddeleri uyarınca şartları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında ve manevi tazminatın reddinde bir usulsüzlük
../…

– 2 –
2009/4275
2009/7053

bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
HUMK’nun 163.maddesinde, “Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini isteyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir daha verilemez” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, HUMK’nun 163.maddesi hükmüne göre, kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi bakımından, ülke koşulları ve hayatın gerçekleri göz önünde tutularak, taraflara yüklenen yükümlülüklerin birer birer açıklanması, masrafların kalem kalem bildirilmesi ve tarafların yapacağı işlevlerin duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık ve kesin olarak belirlenmesi, kesin süre verilen tarafa, süreye uymadığı takdirde davasının bu nedenle reddedileceği konusunda uyarılması gerekir. Yargıtay’ın uygulaması da bu yöndedir. (HGK 25.6.1975-1-1560/837, HGK 18.2.1983-1-1284/141, HGK 24.6.1992-14-296/395, HGK 10.10.2001-14-940/709)
Somut olayda, 23.01.2007 tarihli ara kararında davalı … vekiline, savunmaya ilişkin tüm delil listesini sunması için verilen sürenin yukarıdaki açıklamalar ışığında usulüne uygun bir kesin süre olmadığının kabulü gerekmektedir. Ayrıca, verilen sürenin yasa ve yerleşik uygulamaya uygun kesin süre olduğu kabul edilse bile; davalı vekilince verilen cevap dilekçesinde delillerin gösterildiği anlaşılmaktadır. O halde, davalı vekilinin 29.03.2007 tarihli dilekçesinde verdiği tanık listesindeki tanıkları dinlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- 2918 Sayılı KTK.’nun 107. maddesinde; “Bir motorlu aracı çalan veya gasp eden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasp edilmiş olduğunu bilen veya gereken özeni gösterdiği taktirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin aracın çalınmasında veya gasp edilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz” hükmü yer almaktadır.
../…

– 3 –
2009/4275
2009/7053

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.3.j maddesi uyarınca; “Çalınan veya gasp edilen araçların sebep oldukları ve KTK.’na göre işletenin sorumlu olmadığı zararlar ile aracın çalındığını veya gasp edildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talepler ile çalan ve gasp eden kişilerin talepleri” teminat dışında kalmaktadır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen madde hükümleri, Ankara C.Başsavcılığı’nın oto hırsızlığına ilişkin … No’lu soruşturma dosyası ve tüm delillerle birlikte tartışılıp değerlendirilmeden, yazalı şekilde karar verilmesi de, kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün bu davalı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davalılar yararına BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 15.60.-TL peşin harcın onama harcından mahsubuna, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 2.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.