Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/17853 E. 2009/14232 K. 05.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17853
KARAR NO : 2009/14232
KARAR TARİHİ : 05.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 2000-2008 yılları arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, 2000-2008 (ay ve gün ve belirtmeden) yılları arasında tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbitini istemiştir.
Davacı, 28.08.2008 tarihli celsede aynı tarihli dilekçesini tekrar ederek, davasından feragat ettiğini, feragat nedeniyle red, bu olmadığı taktirde davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istemiş; mahkemece, “sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceğinden davacının beyanı da dikkate alınarak, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigortalılık süresinin tesbitine ilişkin olan bu tür davalardan feragat edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat davanın taraflardan birinin (davacının) netice-i talebinden vazgeçmesidir. Feragat ile yanlız mevcut davadan değil o dava ile istenilen haktan da vazgeçilir. Davadan feragat sonucunda feragata konu teşkil eden hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz.
1982 Anayasa’sının 12.maddesine göre “herkes kişiliğine bağlı dokunulamaz devir edilemez vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahiptir,” 60.maddede ise “herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı, dokunulamaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılır.
506 sayılı Yasa’nın 6. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu bu suretle sigorta olmak hak ve yükümlülüğünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerinin azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak kişi bakımından hem bir hak hem de yükümlülüktür.
Mahkemece davanın yukarıda açıklanan hukuksal niteliği göz önünde tutularak işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları bu yöndedir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2004/12345, 2005/817 K; 8.12.2005 günlü kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 11.2.2004 gün 2004/21-54E.2004/54 K.)
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.11.2009 gününde oy birliği ile karar verildi.