YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18482
KARAR NO : 2009/15944
KARAR TARİHİ : 08.12.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1984 doğumlu olan oğlu …’nin malul olduğunun tespiti ile sağlık sigortalısı yardımlarından yararlanması gerektiğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1.Dosyadaki yazılara,toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı doğuştan özürlü olan 1984 doğumlu oğlu …’nin bakıma muhtaç olduğunun tesbiti ile Bağ Kur sağlık sigortalılık hizmetlerinden yararlanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Mahkemece Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 30.04.2008 tarih 2986 sayılı raporunda belirlenen esaslar doğrultusunda davacının oğlunun çalışma gücünün 2/3 sini kaybetmediğinden malül sayılamayacağından Bağ Kur sağlık yardımlarından faydalanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dava nitelikçe 1479 sayılı Yasanın ek 11.maddesi uyarınca sigortalının bakmakla yükümlü olduğu ve 18 yaşına girmesi nedeni ile sağlık karnesi iptal edilen oğlunun tedavi giderlerinin sigortalı davacı üzerinden yapılması gerektiğinin tesbiti istemine ilişkindir. Bir başka deyişle davacı dava ile ; oğlu …’nin maluliyet aylığı almasını değil, bakmakla yükümlü olduğu, doğuştan özürlü ve çalışamaz durumda olup 18 yaşına girdiği için sağlık karnesi iptal edilen oğlunun tedavisinin kendi üzerinden ve Bağ Kur tarafından yapılmasını amaçlamıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasanın ek 11.maddesinde;
“Sağlık sigortası yardımlarından;
a) 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babaları,
b) Yaşlılık ve malullük aylığı almakta olanlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babaları,
c) Ölüm aylığı almakta olanların yararlanacağı, yine anılan Yasa’nın 32. maddesinde “Kurumun, malullük aylığı bağlanan sigortalıları ve çalışamayacak durumda malul çocukları, kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduruncaya kadar kontrol muayenesine tabi tutabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 3/10.maddesinde: “ Bakmakla yükümlü olduğu kişi: Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinin dışında kalan genel sağlık sigortalısının, sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan;(!)
a) Eşini,
b) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın bu Kanuna göre malul olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını,” ifadesi ile sigortalının sağlık yardımlarından yararlanabilecek kişileri belirlemiştir.
Aynı kanunun 62. maddesi ise:“Bu Kanun gereğince genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamak bir yükümlülüktür.
Sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan genel sağlık sigortalısı ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler yararlandırılır” hükmünü içerir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında davacının sağlık yardımlarından yararlandırılmasını talep ettiği, çocuğunun çalışma gücünün 2/3’sini kaybedip kaybetmediğinin değil “çalışamayacak durumda malul olup olmadığının”araştırılması gerektiğinin kabulü gerekir.
Yapılacak iş; Adli Tıp Kurumundan davacının çocuğunun “çalışma gücünün 2/3 ni kaybetmese de çalışamayacak şekilde malul olup olmadığı” konusunda rapor almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.