Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/4079 E. 2006/6736 K. 18.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4079
KARAR NO : 2006/6736
KARAR TARİHİ : 18.07.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Kadastro sırasında 106 ada 16 parsel sayılı 168.90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Ocak 2003 tarihinde kesinleşen orman tahdit haritasında kültür arazisinde kalması ancak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesindeki şartların oluşmaması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir.Askı ilan süresi içinde davacı …… satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı … adına tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz hazine adına tesbit edilmiş, davacı satın alma ve zilyetliğe dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık tesbit günü itibariyle davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesine öngörülen taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı bu meyanda ortada kesin hükmün bulunup bulunmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Taşınmazın, Asliye hukuk Mahkemesinin 21.11.1991 gün 1981/168-1991/503 sayılı tescil ilamlarının kapsamında kaldığı keşfen belirlenmekle beraber davacının söz konusu ilamın tarafı olmaması nedeniyle usulün 237. maddesinde tanımını bulan kesin hükmün varlığından söz etme olanağı yoktur. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın tescile tabi yerlerden olması, zilyetliğinin tesbit gününe kadar aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, uzman bilirkişi raporunda açıkca vurgulanmakla beraber, ziraatçi bilirkişiden rapor alınmamış, tanık dinlenilmesi yoluna gidilmemiş, senedin uygulaması yapılmamış, usule aykırı olarak yerel bilirkişi seçilen tutanak bilirkişisinin sözleri ile yetinilerek hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, davacıdan taşınmazı ve öncesini iyi bilen tanık göstermesi istenmeli, istekleri halinde hazineye de aynı olanak sağlanmalı, daha sonra taraflarca gösterilecek tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri vede senet mümzileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, davacının dayandığı satış senedinin yerel bilirkişi aracılığıyla uygulaması yapılıp taşınmaza ait olup olmadığı belirlenmeli, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, davacının ve satıcısının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, işleniş tarzı ve süresi ile ilgili konularda teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, davacı ve satıcısı adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tesbit yada tescil edilip edilmediği mercileri nezdinde araştırılıp olduğunda tutanakları getirtilerek incelenmeli, fen bilirkişisine yapılan keşfi ve senedin uygulamasını yansıtır biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 18.7.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.