YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14561
KARAR NO : 2009/13630
KARAR TARİHİ : 26.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1996-2007 yılları arasında sürekli olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetki yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava nitelikçe davacının davalı işyerinde 1996-2007 yılları arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinde “İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikâmetgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşmeler muteber sayılmaz” hükmü öngörülmüştür.Görülüyor ki madde de önce davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılacağına ilişkin HUMK.’nun 9. maddesindeki genel kural tekrarlanmış, bununla yetinilmeyerek davanın işçinin işini yaptığı işyerinin bulunduğu yer İş Mahkemesinin de yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. İşçiyi korumak ve kolaylık sağlamak amacıyla düzenlenen bu özel yetki kuralı uyarınca sigortalı işçi (veya işveren) seçimlik hakka sahip bulunmakta, davayı dilerse davalının yerleşim yerinde, dilerse işini yaptığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesinde açabilmektedir.
5521 sayılı Yasa’nın 15. maddesinde ise bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiştir.
Yetki itirazı yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olmadığı davalarda HUMK.’nun 187/2. maddesinde yazılı olduğu üzere ilk itirazlardandır. İlk itirazlar davanın görülmesine engel olan sebeplerdir. Davanın başında ve kanunen öngörülen süre içerisinde ileri sürülmeleri gerekir. Süresi içerisinde ileri sürülmedikçe mahkemece dikkate alınamazlar. Yetkisiz mahkemede dava açılmış olsa bile esasa cevap süresi içinde yetki itarazında bulunulmamış ise taraflar arasında davanın açıldığı mahkemede görülmesi doğrultusunda zımni bir sözleşme olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda gerek davalı Kurum gerekse dava dilekçesi kendisine 8.10.2008 tarihinde tebliğ edilen davalı işverenin 13.11.2008 tarihli ilk oturumda yetki itirazında bulunmadığı, 29.1.2009 tarihli ikinci oturumda 29.01.2009 tarihli cevap dilekçesiyle davalı SGK vekili ile birlikte yetki itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalı işverenin süresinden sonra yapılan yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.