YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6546
KARAR NO : 2009/7549
KARAR TARİHİ : 09.11.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 104 ada 5;170 ada 27, 38; 104 ada 33; 170 ada 30, 33, 34, 51; 104 ada 31; 158 ada 336; 170 ada 58 ve 59 parsel sayılı 4049.53, 4153.07, 14578.37, 3992.64, 1871.28, 1697…., 8726.83, 600.74, 5545.08, 1276.26, 3581.84 ve 7511.55 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan irsen ve taksimen intikal ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 104 ada 5, 170 ada 27 ve 38 sayılı parseller davalı … oğlu …, 104 ada 33, 170 ada 30, 33, 34 ve 51 sayılı parsleller davalı … oğlu …, 104 ada 31, 158 ada 336, 170 ada 58, ve 59 sayılı parseller de davalı … oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazların öncesi murisi babası … …’a ait iken sağlığında çoçukları arasında yaptığı paylaştırma ile 1/2 payını kendisine, 1/2 payını da kardeşi, davalıların babası …’e verdiğini … sürerek taşınmazların 1/2 payının adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişme konusu 104 ada 5 sayılı parsel hakkındaki davanın feragat nedeniyle, diğer parseller yönünden ispat edilememesi nedeniyle reddine ve çekişme konusu 104 ada 5, 170 ada 27, 170 ada 38, 104 ada 33, 170 ada 30, 170 ada 33, 170 ada 34, 170 ada 51, 104 ada 31, 158 ada 336, 170 ada 58, 170 ada 59 sayılı parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 104 ada 31, 33 ve 104 ada 5 sayılı parsellerden davacının keşifte alınan imzalı beyanı ile feragat ettiği, diğer parsellerin ise ortak muris ile ilgisinin bulunmadığı ve davalı tarafın imar ihya ile elde ettiği belirlendiğine göre 104 ada 5, 31, 33; 170 ada 27, 38, 30, 51 ve 58 sayılı parsellere yönelik yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Davacı tarafın 170 ada 33, 34, 59 ve 158 ada 336 sayılı parseller hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece taşınmazların öncesinin tarafların ortak miras bırakanı … …’a ait olduğu, sağlığında mallarını çocukları arasında paylaştırdığı, bu taşınmazların da davalıların murisi … …’a düştüğü, davacıya ise …mevkiinde gayrimenkul verildiği, …’in dava konusu taşınmazları evlatları arasında paylaştırarak davalı tespit maliki mirasçılarına verdiği, davalıların zilyet bulunduğu, davacı tarafın yemin teklifini kabul eden davalıların, taşınmazların … …’dan miras olarak kalmadığı, davacının taşınmazlarda miras … bulunmadığı yönünde yemin etmeleri de göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf, taşınmazların babası … …’a ait iken sağlığında yaptığı paylaştırmada 1/2 payının kendisine 1/2 payının da kardeşi davalıların babası …’e düştüğü iddiasına, davalılar ise, kök muris … tarafından taşınmazların pay edildiği ve halen sağ olan babaları …’e verildiği, davacıya ise başka yerlerin verildiği savunmasına dayanmışlardır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazları öncesinde davalıların babası …’in, daha sonra ise davalıların ./..
kullandığını, ancak …’e nasıl intikal ettiğini bilmediklerini, davacının …Kalesi mevkiinde babasından kalma bir taşınmazının bulunduğunu beyan etmişlerdir. Davacı taraf her ne kadar taşınmazların muris … …’dan intikal etmediği, kendisinin miras hissesinin bulunmadığı, davalıların babası … … tarafından kazanılan yerlerden olduğu hususunda davalılara yemin teklif etmiş, davalılar da yemin teklifini kabul ederek yemin etmişler ise de, bilindiği gibi yemin, “taraflardan birinin, bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında Allah’ı tanık gösterip, namus ile teyit edilerek beyanda bulunulması”dır. Bir vakıanın doğru olup olmadığına yemin edilirse, artık o vakıa hakkında başka delil gösterilmesine gerek olmayıp, o vakıanın doğru olup olmadığı davada kesin olarak ispat edilmiş olur. Davanın çözümlenmesine etkisi olan bir vakıanın ispatı için ispat yükü kendisine düşen taraf, diğer tarafa yemin teklif edebilir. Ancak HUMK.nun 345.maddesi gereğince kendisine ispat yükü düşmeyen tarafa belli bir vakıa hakkında yemin teklif edebilmek için, vakıanın onun (karşı tarafın) kendisine (şahsına) ilişkin olması gerekir. Buna karşılık, ispat edilecek vakıa karşı tarafın kendisine ilişkin ( onun zatından sadır olmuş) değilse karşı tarafa yemin teklif edilemez. Somut olayda taşınmazların davacı … ile davalıların babası …’in ortak murisi …’den kalıp kalmadığı, davacının miras hakkının bulunup bulunmadığı hususu davalılardan sadır olmayan kendilerinin şahsına ilişkin olmayan eylem ve işlem olduğundan, yemin ile çözümlenecek bir husus olmayıp davalıların yemin etmesinin hukuki sonuç doğurmayacağının düşünülmeksizin davacının babası, davalıların dedesi olan muris 15.8.1979 tarihinde ölen … …’ın sağlığında mallarını çocukları arasında paylaştırıp paylaştırmadığı, böyle bir paylaştırma yapmamış ise ölümünden sonra mirasçıları arasında usulüne uygun biçimde paylaşma yapılıp yapılmadığı, davacıya hangi taşınmazın verildiği, dava konusu taşınmazların kime düştüğü, davalıların babası …’e düşüp düşmediği tam olarak araştırılmamış, bu konuda tespit bilirkişileri dinlenilmeden eksik inceleme ile karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yeniden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşifte kök muris … …’ın sağlığında mallarını paylaştırıp paylaştırmadığı, paylaştırmamış ise ölümünden sonra tüm mirasçılarının katılımı ile usulüne uygun biçimde miras paylaşımı yapılıp yapılmadığı, taşınmazların kimin payına düştüğü, diğer mirasçıların karşılığında ne aldığı, taşınmazlarda davacının hissesi bulunup bulunmadığı, davacıya babasından kaldığı söylenen yerin neresi olduğu, davacının dayandığı Kaftar … varisleri adına kayıtlı 1936 tarihli vergi kayıtlarının taşınmazlara uyup uymadığı, kayıtlarda geçen …Kalesi mevkiine ait taşınmazların davacının payına karşılık kalıp kalmadığı, taşınmazları uzun süre davalıların babası …’in hangi sebeple kullandığı, kullanımın neye dayandığı hususları etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, … …’ın sağ olan mirasçıları da dinlenilerek aynı konuda beyanları alınmalı, toplanan delillerin tespit tutanağının edinme sebebi ile çelişmesi halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişilerin beyanlarında geçen muris …’den davacıya intikal ettiği belirtilen …Kalesi mevkiindeki taşınmazın ada ve parsel numarası tespit edilerek bu taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı ve tapu kaydı getirtilerek incelenmeli, kim adına ve ne şekilde tespit edildiği belirlenmeli, davalı tarafın yemin ettiği konunun kendilerinin şahsına ilişkin bulunmadığından (kendilerinin zatından sadır olan eylem ve işlem olmadığından) bu hususta yemin teklif edilemiyeceği, yemin edilse dahi hukuki sonuç doğurmayacağı düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.