YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18241
KARAR NO : 2023/1253
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Beraat
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.06.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul (Kapatılan) 18. Sulh Ceza Mahkemesinin, 22.01.2013 tarihli ve 2012/201 Esas, 2013/73 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 21.02.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda İstanbul (Kapatılan) 73. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/654 Esas, 2016/232 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri;
1. Kamu davası açılmasına sebep olan uyuşturucu maddenin, kolluk görevlileri tarafından sanığın üzerinde, evinde veya iş yerinde arama yapılmaksızın, umumi pazar yerindeki tezgahın altında görülerek elde edildiğine,
2. Sanığın da uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla satın aldığını beyan ettiğine,
3. Sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekirken beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya, dosya içerisindeki delillere aykırı olduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Görevli polislerce düzenlenen tutanak içeriğine göre, suça konu uyuşturucu madde içeren 3 adet naylon poşetin pazar tezgahı altında bulunduğu, sanığın emniyet ifadesinde suça konu uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu ve bulunduğu yere attığını beyan etmesi üzerine, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kamu davası açıldığı, ilk aşamada Kapanan İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde, sanığın savunmasının alınmasından vazgeçilerek 22.01.2013 tarihli kararla, atılı suçu işlediği sabit görülerek tedavi ve denetim serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kesinleşen kararın denetim serbestlik müdürlüğüne gönderildiği, sanığın hastanedeki tedaviye uyumsuz olduğu, bir yıl içerisinde iki defa yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle infaz işlemleri durdurularak, gereği için infaz dosyasının gönderildiği, ancak suça konu uyuşturucu maddenin, sanıkla herhangi bir irtibat kurulmadan pazar tezgahı altında ele geçirildiği, sanığın ikrarlı emniyet ifadesi üzerine hakkında kamu davası açıldığı, sanığın, müdafii huzurunda alınmamış ikrarlı emniyet ifadesinin hükme esas alınmasına yasal olarak olanak bulunmadığı, sanığın Mahkeme huzurunda vermiş olduğu savunmasında, atılı suçu işlemediğini savunduğu, emniyette vermiş olduğu ikrar içeren ifadesini reddetme nedenlerini açıkladığı, hukuka uygun olmayan önleme üst aramasıyla elde edilen delil olan uyuşturucu maddenin varlığı olmadan, mevcut diğer hukuka uygun delillere dayalı olarak sanığın atılı suçu işlediği sübuta ermediği, bu nedenlerle, mevcut hukuka uygun delil durumuna göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde her türlü kuşkudan uzak biçimde vicdani kanaat oluşmasına yeter, kesin, tutarlı delil bulunmadığı gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
25.02.2012 günü saat 00.15 sıralarında devriye görevini ifa eden ekibin pazarın kurulduğu yerde park etmiş halde bulunan aracın ön kısmında şüpheli hareketler sergileyen dört şahıs görmesi üzerine yanlarına intikal edip kimlik tespiti ve GBT sorgulaması yaptığı, aranmadıklarının anlaşıldığı, üst aramalarında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, şahısların bulunduğu yerde pazar tezgahı alt kısmına bakıldığında şeffaf naylon poşet içinde üç adet parça şeklinde toplam net 0,2 gr suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, sanığın tutanağı imzalamaktan imtina ettiği, kollukta müdafisiz alınan savunmasında ele geçen maddenin kendisine ait olduğunu beyan ettiği, diğer üç şahsın kollukta alınan beyanlarında ise madde ile ilgilerinin bulunmadığını belirttikleri, sanığın kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise suçlamayı kabul etmeyerek ilk aşamada korkması nedeniyle beyanda bulunduğunu savunduğu, 5271 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı gözetildiğinde, üzerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, olayı müteakip uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan sanığın, pazar tezgahının alt kısmında bulunan suça konu uyuşturucu madde ile ilgisi bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin
suçun sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun bulunmuştur.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul (Kapatılan) 73. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/654 Esas, 2016/232 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair husular yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.