Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/5356 E. 2022/7804 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5356
KARAR NO : 2022/7804
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istekli dava sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 29.11.2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … ve vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalılar ….. v.d. vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, dava konusu 1812 ada 2 parsel sayılı taşınmazda maliki olduğu 14 numaralı bağımsız bölümün satışı konusunda davalı eski kayınpederi …’yı 05.09.2011 tarihinde vekil tayin ettiğini, anılan taşınmazın davalı vekil tarafından 28.11.2011 tarihinde davalı oğlu …’ya satışının yapıldığını, davalı vekilin o dönemde aktif müteahhitlik yapması nedeniyle ve ihtiyaç halinde kullanılması amacıyla satış işlemlerinin kolay bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için vekaletname verdiğini, davalı … adına ise işleme vekaleten annesi davalı …’nın katıldığını, herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, davalı vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, dava dışı eski eşi ….. ile boşanma aşamasında iken işlemi öğrendiğini, davalı …’in taşınmazı alım gücü bulunmadığını ve kötüniyetli olduğunu, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek dava konusu 1812 ada 2 parsel sayılı taşınmazda bulunan 14 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmazsa bedelin faiziyle birlikte ödenmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, zamanaşımı süresinin geçtiğini, boşanma nedeniyle intikam duygusuyla hareket eden davacının, satış konusunda davalı … ile anlaşıp bu doğrultuda vekaletname verdiğini, satış işleminden bir ay sonra davacının kurumuna verdiği mal bildirim formunda dava konusu taşınmaza yer vermediğini, davacının 8 yıl boyunca taşınmazın devredildiğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, satışın iradi olup davacının satış bedelini aldığını, dava konusu taşınmazdaki kiracının da kira bedelini davacıya ödemekte iken, satış tarihinden sonra yeni malike ödemeye başladığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı …’nın vekalet görevini dava konusu taşınmazı davacının bilgisi dışında diğer davalı olan oğlu …’ya değerinin çok altında bir bedelle devrederek kötüye kullandığı, davalılar arasındaki akrabalık ilişkileri göz önüne alındığında diğer davalıların vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince; verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairece; “…davacı tarafından davalı …’ya, çekişme konusu taşınmazın satışı konusunda özel yetki içeren vekaletnamenin 05.09.2011 tarihinde verildiği, çekişme konusu taşınmazın söz konusu vekaletnameye istinaden 28.11.2011 tarihinde davalı …’e satışının yapıldığı, eldeki davanın ise 24.01.2019 tarihinde, yani davacı ile davalı vekilin kızının boşanmalarından kısa bir süre sonra açıldığı, çekişme konusu taşınmazın kira bedellerinin satış tarihinden sonra davacı tarafından alınmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, çekişme konusu taşınmazın satışının davacının iradesine uygun olup, vekalet görevinin kötüye kullanılmasından söz edilemeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.’’ gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur
3. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince; bozma kararındaki gerekçeler benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı … tarafından dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak oğlu olan diğer davalı …’ya devredildiğini, davacıya herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, davalı …ının vekaletnamenin düzenlendiği tarihte davacının kayınpederi olduğunu, davalı adına vekaletname düzenlendiği tarihlerde davacının, tıbbi biyolog olarak İstanbul’da çalıştığını, davalı ile aralarındaki güven ilişkisi ve o dönemde davalı …’nın Tokat’ta aktif olarak müteahhitlik yapması sebebiyle; ihtiyaç duyulması halinde kullanılması ve dava konusu taşınmazın satış işlemlerinin kolay bir şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla davacı tarafından davalı …’nın 05.09.2011 tarihinde vekil tayin edildiğini, ancak davalı tarafa herhangi bir satış talimatı verilmediğini, taraflar arasında taşınmazın satışına ilişkin bir anlaşma yapılmadığını, davalı …’in dava konusu taşınmazın satış bedelini açıklamadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
6.2.2. Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
6.2.3. 6100 sayılı HMK’nın 203. senetle “ispat zorunluluğunun istisnaları” başlıklı maddesinin 1. fıkrasının a bendinde; altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebileceği düzenlenmiştir.
6.3. Değerlendirme
Hükmüne uyulan (V/2) no.lu paragrafta belirtilen bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak ve özellikle satış bedelinin ödendiğinin HMK’nın 203. maddesi uyarınca dinlenen tanıkların beyanlarından anlaşıldığı gözetilerek (V/3) no.lu paragraftada yer verilen şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK’nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, harç peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 29/11/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.