YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3470
KARAR NO : 2022/8814
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2018 tarih ve 2015/1194 E- 2018/1403 K. sayılı kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne-reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.02.2021 tarih ve 2019/744 E- 2021/182 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşmalı, davacı-karşı davalı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında … İlçesi’nde kain 16412 nolu parsel üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun Petline kurumsal kimliği altında bayi olarak işletilmesi ve müvekkiline ait ürünlerin satışının gerçekleştirilmesi konusunda 23.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 3. maddesine göre davalı bayinin sadece müvekkilinden alacağı malları bulundurarak satabileceğini, bu duruma aykırılık halinin haklı fesih sebebi teşkil ettiğini, davalı tarafın bayilik sözleşmesi, protokol ve taahhütlerini bir çok defa ihlal ettiğini ve davalıya ihtarnameler keşide edildiğini, 23.09.2010 tarihli taraflar arasında imzalanan protokol gereğince 23.09.2010 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi verildiğini, bayilik ilişkisinin 5 yıl sonunda 23.09.2015 tarihinde sona erdiğini, 23.09.2010 tarihli asgari mal alım taahhütnamesinde bayilik sözleşme tarihinden itibaren davalının müvekkilinden her yıl en az 4000 metre küp beyaz ürün /akaryakıt alacağı, eksik çekilen her metre küp akaryakıt için metre küp başına 45 USD cezai şartın herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırıldığını, işbu taahhütname gereğince müvekkili lehine doğacak herhangi bir hakkının, müvekkili tarafından uzun süre kullanılmamış olmasının o hak ve alacaktan müvekkili tarafından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğinin kabul edildiğini, aynı taahhütnamede alım miktarları açısından müvekkilinin kayıtlarının yegane delil olduğunun kararlaştırıldığını, ancak davalı tarafın asgari alım taahhüdüne uymadığını, ilk olarak … 14. Noterliği’nin 22 Ekim 2012 tarih, 21263 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek, bu ihtarname ile 23.09.2010- 23.09.2011 tarihleri arasında 2050 metre küp eksik alım yapıldığı belirtilerek 92.250,00 USD cezai şart
ve 23.09.2011 -23.09.2012 tarihleri arasında 2076 metre küp eksik alım yapıldığı belirtilerek 93.420,00 USD cezai şart borcunun ödenmesinin istenildiğinin, ihtarnamenin 30.10.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, akabinde aynı noterliğin 23.01.2013 tarih, 1920 yevmiye nolu ihtarnamesinin de aynı mahiyette davalıya keşide edildiğini, davalı tarafın ihlallerine devam etmesi üzerine … 14. Noterliği’nin 02.09.2013 tarih, 17821 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 23.09.2012 tarihinden ihtar tarihi olan 02.09.2013 tarihine kadar ancak 1073 metre küp alım yapıldığı belirtilerek davalıya mal alım taahhüdüne uyması konusunun ihtar edildiğini, … 14. Noterliği’nin 12.09.2015 tarih, 15083 yevmiye nolu ve 26.09.2015 tarih, 15855 yevmiye nolu ihtarnamelerinin gönderildiğini, bu ihtarnamelerle 23.09.2012 -23.09.2013 arasında 2036 metre küp eksik alım yapıldığının belirtilerek 91.620,00 USD cezai şart, 23.09.2013-23.09.2014 tarihleri arasında 2038 metre küp eksik alım yapıldığı belirtilerek 91.710,00 USD cezai şart talebinde bulunulduğunu, ihtarnamelerin 13.08.2015 ve 27.08.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafın taahhütlerini ihlal etmeye devam ettiğini, 5 yılın sonunda bayilik sözleşmesinin sona erdiğini, en son olarak … 14. Noterliği’nin 28 Eylül 2015 tarih, 17379 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek sözleşmenin 5. döneminde 2748 metre küp eksik alım yapıldığı belirtilerek 23.09.2014-23.09.2015 dönemi için 123.660,00 USD cezai şart borcunun tahakkuk ettiğinin, toplam cezai şart miktarının böylelikle 492.660,00 USD olduğunun, bu miktarın davalıdan tahsili gerektiğinin bildirildiğini, ayrıca müvekkili şirket tarafından davalı yana 600.000.00 TL + KDV hibe verildiğini ve istasyona 282.141,77 USD değerinde ekipman ve sabit yatırım yapıldığını, sözleşme süresi sonunda sökülebilir nitelikte olan 159.234,17 USD’lik ekipmanların sökülerek iade alındığını, ancak 122.907,73 USD değerindeki ekipmanların sabit yatırım olduğundan sökülüp iade alınamadığını, bunların Han Yapı …İnşaat tarafından istasyona yapılan bina tadilatı, … tarafından yapılan tanoz , kanopi çatı kaplamalarının tamiri, Ensar Yapı … Ltd Şti tarafından yapılan oto yağlama birimi, Özersan … Ltd Şti tarafından yapılan akaryakıt alt yapı tadilatı ve Tottolet tarafından yapılan hijyenik klozet kapak vd. olmak üzere toplam 186.496,24 TL + KDV değerindeki sabit yatırımlar olduğunu, davalının bu kalıcı yatırımları halen kullanarak ticaretine devam ettiğini ve sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek şimdilik 1, 2, 3 ve 4. yıllar için 76.340,00 USD, 5. yıl için 123.660,00 USD olmak üzere toplam 200.000,00 USD cezai şart alacağının ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 29.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, ayrıca sabit yatırımlar nedeniyle şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacının sözleşme edimlerini ve taahhüt etmiş olduğu satış ve reklam politikalarının hiçbirini yerine getirmemesi nedeniyle satışların düştüğünü, bu düşüşten davacının sorumlu olduğunu, protokolün otomasyon başlıklı f bendine ilişkin olarak kurulması gereken MTS’li ve müşteri tanıma ekranlı otomasyon sisteminin davacı tarafından kurulmadığını, bu durumun davacı açısından kusur teşkil ettiğini, davacının vaat ettiği bayii açılışlarını yapmadığı gibi yüksek miktarda alım yapan otobüs, kamyon ve taşıma şirketlerinin tercih ettiği fiyatı düşük olan kırsal motorini kaldırdığını, daha ucuz olan kırsal motorinin kaldırılması ancak diğer tüm dağıtıcıların kırsal motorin satışına devam etmesi nedeniyle müvekkilinin müşteri kaybettiğini, cevabi ihtarnamelerde bu durumu davacıya bildirdiklerini, ayrıca istasyonun önündeki caddenin tek yönlü olarak trafiğe kapatılması ve buradaki çalışmaların uzun sürmesi nedeniyle müvekkilinin elinde olmayan nedenlerle satışların düştüğünü, davacının iskonto oranlarında usulsüzlük yaptığını, vadeli satışlar ve yüklü alımlarda müvekkili şirkete yakın mesafedeki istasyonlara % 12 oranında iskonto uygulanmasına rağmen davacının böyle bir iskonto sağlamadığı gibi vadeli satışlarda yüksek faiz talepleri ile önünün tıkandığını, davacının sabit yatırımlarla ilgili sebepsiz zenginleşme iddiasının asılsız olduğunu, davacının iddia ettiği tüm tesis, araç ve gereçlerin iade edildiğini ve teslim alındığına ilişkin belgeyi sunduklarını, davacı tarafça teslim alınmamış olan yağlama birimini de dilediği anda teslim etmeye hazır olduklarını, her akaryakıt dağıtıcı şirketin konseptinin farklı olduğunu, var olan mevcut olan araç ve gereçlerin sökülerek yeni dağıtıcı firmanın kendi konseptini kurduğunu, tutanak incelendiğinde sadece oto yağlama birimi ile çatı kanopisinin teslim alınmadığının görüleceğini, bunları da teslim etmeye hazır olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karşı davada davacı vekili, davacı – karşı davalının kırsal motorini kaldırması, sözleşme gereği üstlenmiş olduğu otomasyon sistemini kurmaması ve tüm akaryakıt dağıtıcı şirketlerine oranla yarı oranında dahi iskonto yapmaması nedeniyle müvekkili şirketin satış zararı, müşteri kaybı zararına ilişkin olarak müvekkili şirketin uğramış olduğu kazanç kaybına ilişkin olarak şimdilik 20.000,00 TL’nin ticari faizi ile birlikte davacı – karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Karşı davada davalı vekili, sözleşmeye göre davalı – karşı davacının intifa tesis ederek aynı zamanda ipotek tesis etmesi gerektiğini, bu edimlerini yerine getirmediğini, buna rağmen müvekkilinin karşı tarafa hibe vererek sabit yatırım yaptığını, MTS ile müşteri tanıma ekranlı otomasyon sisteminin aynı olduğunu, MTS sisteminin kısa yazılışı olup, müvekkili şirket tarafından otomasyon ve MTS’nin kurulduğunu, ayrıca self stop sistemini de kurduğunu, bazı dağıtım firmalarında bulunan taşıt tanıma sisteminin müvekkili şirkette bulunmadığını, bunun bir kusur olmayıp kaldı ki bu sistemin şirketlerinde olmadığını davalının iyi bildiğini, bu sistemi kuracaklarına dair bir taahhütlerinin bulunmadığını, karşı tarafın MTS ile taşıt tanımayı birbirine karıştırdığını, kırsal motorinin müvekkilince kaldırılmadığını, satışının yasal mevzuatla yasaklandığını, istasyonun… Caddesi’nin tek taraflı olarak bir süreliğine trafiğe kapatılmasının taahhütlerin yerine getirilmesini engel teşkil etmediğini, davalı ile yapılan anlaşma gereğince gerekli iskontoların yapıldığını, tüm ariyetlerin teslim edildiği iddiasının doğru olmadığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, taraflar arasında 23.09.2010 tarihli bayilik anlaşması, aynı tarihli protokol ve aynı tarihli asgari mal alım taahhütnamesi imzalandığı, sözleşmenin 5 yıl süreli olup süre sonunda sona erdiği, 23.09.2010 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi incelendiğinde, bayilik sözleşme tarihinden itibaren davalının davacıdan her yıl en az 4000 metre küp beyaz ürün /akaryakıt alacağı, eksik çekilen her metre küp akaryakıt için metre küp başına 45 USD cezai şartın herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, işbu taahhütname gereğince davacı lehine doğacak herhangi bir hakkın, davacı tarafından uzun süre kullanılmamış olmasının o hak ve alacaktan davacı tarafından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğinin kabul edildiği, aynı taahhütnamede alım miktarları açısından davacının kayıtlarının yegane delil olduğunun kararlaştırıldığı, alınan bilirkişi raporunda sözleşme süresince yıl yıl eksik çekilen akaryakıt miktarı belirtilerek, asgari mal alım taahhütnamesine göre hesaplama yapılarak cezai şart miktarının 492.660,00 USD olarak saptandığı, ek raporda ise davacı tarafın eksik alıma rağmen sözleşmeyi sürdürmesi nedeniyle cezai şart miktarını talep edemeyeceği yönünde görüş bildirilmiş ise de, asgari alım taahhütnamesinde söz konusu cezai şartın hiçbir ihtara gerek kalmaksızın ödeneceği kararlaştırılmış olduğu gibi davacı tarafından her yıl sonunda eksik alım miktarının ve cezai şart miktarının ihtarname ile davalı tarafa bildirilmesi nedeniyle cezai şart talebinden feragat edilmediği, bu hakkını gönderdiği ihtarnameler ile talep ettiği anlaşıldığından bilirkişi raporundaki ek görüşe itibar edilmeyerek, davacının eksik alımlar nedeniyle cezai şart talebinde haklı olduğu sonucuna varıldığı, cezai şart miktarının 492.660,00 USD olarak saptandığı, bilirkişi heyeti bu miktarın davalının ekonomik mahvına sebep olacağını raporlarında bildirmeleri nedeniyle takdiren belirlenen cezai şart miktarının 1/5’i olan 98.532,00 USD’nin davalı-karşı davacıdan tahsil edilerek davacı-karşı davalıya verilmesine ilişkin hüküm kurulduğu, davacı tarafın sabit yatırımlarla ilgili talebi yönünden ise yerleşik Yargıtay uygulamasına göre iddia edilen sabit yatırımları başka bir dağıtım şirketinin bayisi olarak çalışan davalının istasyonunda bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa taşınmaza değer katıp katmadığının tespiti için keşif suretiyle alınan rapor ve ek rapor, ayrıca davalı tarafından dosyaya sunulan teslim belgesi de birlikte değerlendirilerek sadece yağlama ünitesi nedeniyle davacının 8.500,00 TL talep edebileceği, davacının bir kısım talep ettiği sabit yatırımların davalı bayinin bir sonraki imzaladığı sözleşme akabinde yeni dağıtım şirketince yaptırıldığı, davacının bir kısım talebinin menkul mal niteliğinde ya da gerçekleştirilen işlerle ilgili olması nedeniyle sabit yatırım olarak değerlendirilemeyeceği ve Total Oil Bayii olarak faaliyet gösterilen istasyonda mevcut olmadığı da belirtilerek geri kalan talebinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı taraf yağlama ünitesini teslime hazır olduğunu, bu ünitenin davacı tarafından teslim alınmadığını iddia etmiş ise de, daha önce teslim edilen ve tutanakla belirtilen ekipmanların içerisinde yer almadığı, dava dilekçesi ile birlikte bu ünitenin istenmesine rağmen davalı tarafça fiilen teslim edilme /davacı tarafça kabul edilmemesi halinde mahkemeden teslim yeri belirlenmesi konusunda herhangi bir talep ileri sürülmediğinden ve dava tarihi itibariyle değerlendirme yapılabileceği kuralı gereğince yağlama ünitesinin bedelinin davalıdan tahsili şeklinde hüküm kurmak gerektiği, davalı – karşı davacının ise, davalının kırsal motorini kaldırması, sözleşme gereği üstlenmiş olduğu otomasyon sistemini kurmaması ve tüm akaryakıt dağıtıcı şirketlerine oranla yarı oranında dahi iskonto yapmaması nedeniyle müvekkili şirketin satış zararı ve müşteri kaybı zararına ilişkin olarak müvekkili şirketin uğramış olduğu kazanç kaybına ilişkin olarak şimdilik 20.000,00 TL’nin ticari faizi ile birlikte davacı – karşı davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ettiği, ancak rapor ve ek raporda belirtildiği üzere kırsal motorinin EPDK tarafından kaldırılması, taşıt tanıma sisteminin yasal bir zorunluluk olmaması, ayrıca iskonto ve komisyon gibi taleplerin davalı – karşı davacı tarafından ispat edilememesi nedeniyle karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, davacı tarafın toplam 200.000,00 USD cezai şart talep ettiği, mahkemece davalının ekonomik mahvına sebep olacağı gerekçesi ile cezai şart miktarından indirim yapıldığından cezai şart talebi açısından ret edilen kısım yönünden davacı – karşı davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile, 98.532,00 USD cezai şart bedelinin 07.10.2015 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı – karşı davalıya verilmesine, bu konuda davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı – karşı davalının diğer talebinin kısmen kabulü ile 8.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı -karşı davalıya verilmesine, davacı – karşı davalının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı Eşiyoklar Petrol ve İnş. Turz. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacı-karşı davalı şirketin 1.dönem (23.09.2010-23.09.2011) için ihtarnameyi 22.10.2012 tarihinde, yani 1. yıl bittikten yaklaşık 1 yıl sonra, 2. dönem (23.09.2011-23.09.2012) için ihtarnameyi 23.01.2013 tarihinde, yani 2. yıl bittikten yaklaşık 4 ay sonra gönderdiği, ayrıca bu ihtarnamede davacı tarafça “3. dönemin başlangıcı olan 23.09.2012’den bugüne kadar ise sadece 567 m3 akaryakıt aldığınız tespit edilmiştir” ibaresinin yer aldığı görülmekle 1. ve 2. dönemler için süresinde ihtirazi kayıt konulmaksızın edimlerin ifasına devam edilmesi, 3. dönem (23.09.2012-23.09.2013) için gönderilen ihtarnamenin henüz dönem sona ermeden gönderilmesi, 4. dönem (23.09.2013-23.09.2014) için dönem sonundan yaklaşık 11 ay sonra ihtarname gönderilmesi ve ihtirazi kayıt konulmadan ifaya devam edilmesi nedeniyle davacı-karşı davalının ilk 4 yıl için cezai şart talep edemeyeceği, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 23.09.2015 tarihinde sona erdiği hususunda ihtilaf bulunmadığından, son yıla ilişkin cezai şart isteminde bulunabileceği gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken, cezai şart istemi yönünden yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, buna göre sözleşmenin son yılında bilirkişi raporu ile davalı-karşı davacının 2748 m3 eksik alım yaptığı tespit edildiğinden, davacı tarafça 2748×45=123.660 USD cezai şart alacağı talep edebileceği, İlk Derece Mahkemesi’nce davalı-karşı davacı şirketin ticari defter ve belgeleri, bilançosu üzerinde inceleme yaptırılarak cezai şart tutarının davalı-karşı davacının ekonomik mahvına sebebiyet verip vermeyeceği hususunda alınan ek bilirkişi raporunda, davalı-karşı davacı şirketin öz varlık miktarı (753.229,07 TL) ve öz kaynak yapısı tespit edilmiş olup, güncel dolar kuru da dikkate alındığında belirlenen 123.660,00 USD’nin davalı-karşı davacının ekonomik mahvına sebebiyet verebileceği değerlendirilerek belirlenen cezai şart tutarından 1/3 oranında indirim yapılarak 82.400,00 USD cezai şart tutarının davalı-karşı davacıdan tahsiline karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi’nce karar vermek için gerekli olan taraf delillerinin toplandığı, davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıdan önce ve sonra yaptığı sözleşme dönemlerindeki satışlarının incelenmesinin uyuşmazlığın çözümü için gerekli olmadığı, eksik alım yapılmasının davacı-karşı davalının sözleşmeye aykırı eylemlerinden kaynaklandığının ispatlanmadığı, akaryakıt istasyonu önündeki yolun tek taraflı olarak kapatılmasının mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, tacir olan tarafları sözleşme hükümlerinin bağlayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede MTS’li ve müşteri tanıma ekranlı otomasyon sistemi kurulacağı düzenlenmiş olup, ayrıca bir taşıt tanıma sistemi kurulacağına dair hüküm bulunmadığı, yine taşıt tanıma sistemi kurulmasının yasal bir zorunluluk da olmadığı, davalı tarafça, daha önce davacıya teslim edilen ve tutanakla belirtilen ekipmanların içerisinde yağlama ünitesinin yer almadığı, dava dilekçesi ile birlikte bu ünitenin istenmesine rağmen davalı tarafça fiilen teslim edilmediği ya da davacı tarafça kabul edilmemesi halinde mahkemeden teslim yeri belirlenmesi konusunda herhangi bir talepte bulunulmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi’nce yağlama ünitesi bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin yerinde olduğu, alınan rapor ve ek raporda da belirtildiği üzere kırsal motorin satışının EPDK tarafından kaldırıldığı, iskonto oranlarının uygulanmadığına yönelik ve karşı dava dilekçesinde belirtilen diğer iddiaların davalı-karşı davacı tarafça ispatlanmadığı, davacı taraf toplam 200.000,00 USD cezai şart talep etmiş olup davalının ekonomik mahvına sebep olacağı gerekçesi ile cezai şart miktarından indirim yapıldığından cezai şart talebi açısından ret edilen kısım yönünden davacı – karşı davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmediği gerekçesiyle davalı- karşı davacının istinaf başvurusunun karşı dava yönünden esastan reddine, davalı- karşı davacının istinaf başvurusunun asıl dava yönünden kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile 82.400,00 USD cezai şart bedelinin 07.10.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/ a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı – karşı davalıya verilmesine, cezai şart yönünden davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı – karşı davalının diğer talebinin kısmen kabulü ile 8.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı – karşı davalıya verilmesine, davacı – karşı davalının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi (2021) itibariyle 78.630,00 TL’dir.
İlk Derece Mahkemesi’nce asıl davada, asıl davanın kısmen kabulü ile 98.532,00 USD cezai şart bedelinin 07.10.2015 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı – karşı davalıya verilmesine, bu konuda davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı – karşı davalının diğer talebinin kısmen kabulü ile 8.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı -karşı davalıya verilmesine, davacı – karşı davalının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı-karşı davalı …Ş. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. Davalı-karşı davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi, davalı- karşı davacının istinaf başvurusunun asıl dava yönünden kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile 82.400,00 USD cezai şart bedelinin 07.10.2015 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı – karşı davalıya verilmesine, cezai şart yönünden davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı – karşı davalının diğer talebinin kısmen kabulü ile 8.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı – karşı davalıya verilmesine, davacı – karşı davalının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar vermiştir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi’nce İlk Derece Mahkemesi’nden farklı olarak davacı-karşı davalı aleyhine 16.132,00 USD daha az miktarda cezai şart alacağına hükmolunmuştur. Bu miktarın dava tarihi olan 14.12.2015 tarihindeki kur değeri karşılığı (1 USD=2.9720 TL) 47.944,31 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun’un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı-karşı davalının kendi hakkında kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalının Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13.022,35 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı-karşı davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya adesine, 08.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, dava dilekçesinde, 23.09.2010-23.09.2011 dönemi için 92.250 USD, 23.09.2011 – 23.09.2012 dönemi için 93.420 USD, 23.09.2012 – 23.09.2013 dönemi için 91.620 USD, 23.09.2013- 23.09.2014 dönemi için 91.710 USD ve 23.09.2014 – 23.09.2015 dönemi için de 123.660 USD cezai şart alacağı bulunduğu, 1,2,3 ve 4. dönem için toplam 76.340 USD son dönem için de 123.660 USD olmak üzere toplam 200.000 USD cezai şartın tahsili istemi ile, 1,2,3 ve 4. dönemlere ilişkin dava kısmi dava olmak üzere 200.000 USD dava değeri üzerinden harç yatırarak dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davacının toplam cezai şart alacağının 492,660 USD olduğu, bu miktarın davalının ekonomik mahvına sebep olacağı gerekçesiyle 4/5 oranında indirim yapılarak 98.532,00 USD cezai şarta hükmedilmiştir.
Oysa harçlandırılan dava değeri 200.000 USD olup 4/5 indirimin bu miktar üzerinden yapılması, 1,2,3 ve 4. dönem için 15.268,00 USD, son dönem içinde 27.732,00 USD olmak üzere 43.000 USD’e hükmedilmesi ve davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesi gerekirdi.
İlk Derece Mahkemesince hüküm olunan 98.552,00 USD cezai şart için sadece davalı tarafca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davacının yalnız son dönem için cezai şart talep edebileceği, bu miktarın 123.660 USD olduğu, bu miktarın davalının ekonomik mahvina sebep olabileceği gerekçesiyle 1/3 oranında indirim yapılarak 82.400,00 USD cezai şarta hükmedilmiştir.
Davacı, 23.09.2014-23.09.2015 dönemi için dava dilekçesinde 123,660 USD cezai şart talep etmiş olup ilk derece mahkemesince bu miktarın davalının ekonomik mahvına sebep olabileceği gerekçesiyle 4/5 oranında cezai şarttan tenkisat yapılarak karar verilmişse de bu halde İlk Derece Mahkemesince hükmedilmesi gereken miktar 27.732,00 USD olup İlk Derece Mahkemesince bu dönem yönünden talep aşılarak fazlaya hükmedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı sadece davalı yanca istinaf edilmiş olup davalı yönünden cezai şarttan 4/5 oranında indirim yapılması hususunda usulü kazanılmış hak oluşmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacının sadece son yıl için cezai şart talebinde bulunabileceği kabulüne göre son yıl için davacı lehine hükmedilmesi gereken miktar yukarıda da açıklandığı üzere 27.732,00 USD dir.
İlk Derece Mahkemesince takdiri tüm indirimler yapıldıktan sonra hükmolunan 98.532,00 USD davalı tarafca temyiz edilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince 27.732,00 USD cezai şarta hükmedilmesi gerektiğinden fark 70.800,00 USD yönünden dava red edilmek ve davalının vekalet ücreti vs. ilişkin temyiz itirazları Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesince kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı temyizi yönünden kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
KARŞI OY
Asıl dava, taraflar arasında yapılan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve asgari mal alım taahhütnamesinde öngörülen yıllık asgari ürün alımı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart alacağı, sabit yatırımlar nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat davası, karşı dava ise, davacı – karşı davalının akaryakıt bayilik sözleşmesindeki edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, asgari alım taahhüdü nedeniyle davacı-karşı davalının tüm dönemler boyunca cezai şart alacağı talep edebileceği kabul edilmiş, ancak belirlenen cezai şart alacağından 4/5 oranında indirim yapılarak davacı-karşı davalı yararına 98.532,00 USD cezai şart alacağı hüküm altına alınmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi’nce davacı-karşı davalının ilk dört yıllık döneme ilişkin cezai şart alacağı talep edemeyeceği kabul edilerek bu döneme ilişkin dava dilekçesinde talep edilen 76.340,00 USD cezai şart alacağının reddine karar verilmiş, beşinci dönem için davacı-karşı davalının cezai şart alacağı talep edebileceği kabul edilip bu döneme ilişkin hesap edilen 123.660,00 USD alacaktan 1/3 oranında indirim yapılarak davacı-karşı davalı yararına 82.400,00 USD cezai şart alacağı hüküm altına alınmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi’nce beşinci döneme ilişkin reddedilen miktar yönünden (mahkemece takdiri indirim yapılması nedeniyle) davalı-karşı davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetli ise de ilk dört dönem için esastan reddedilen 76.340,00 USD bakımından davalı-karşı davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini düşündüğümden ve bu yönden asıl davada Bölge Adliye Mahkemesi‘nce verilen kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.