Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/16647 E. 2009/14616 K. 10.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16647
KARAR NO : 2009/14616
KARAR TARİHİ : 10.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, SSK’lı süreleri hariç 21.2.1993- 31.5.1997 tarihleri arası 2925 sayılı yasa sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.01.1997-31.05.1997 tarihleri arasında kalan sürede 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun yargılamanın yenilenmesi yolu ile tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, 01.02.1993 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalar dışında 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespiti amacıyla açtığı davanın davalı Kurumun 1993,994,1995,1996 yıllarına ait prim ödemelerini göndermesi nedeniyle 21.02.1993-01.01.997 tarihleri arasındaki dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğu süreler dışında 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve 01.05.2002-31.01.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olmadığı sürelerde aynı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, ancak kararın kesinleşmesinden sonra Kuruma yaptıkları başvuru üzerine 01.01.1997-31.05.1997 tarihleri arasındaki dönemle ilgili olarak davacının 2925 sayılı Yasaya göre primlerini ödediği bildirilerek, tahsil makbuzu ve alındı belgesinin gönderildiğini davalı Kurumun önceki yargılama sırasında 1997 yılına ait pirim ödemelerine ilişkin belgeleri bildirmemek suretiyle davacının 1997 yılına ait hizmetinin tespitine engel olduğunu ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi yoluyla 21.02.1993-31.05.1997 tarihleri arasında kalan dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğu süreler dışında 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve 01.05.2002-31.01.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olmadığı sürelerde aynı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yargılamanın yenilenmesi istemi kabul edilerek mahkemenin kesinleşen 19.07.2007 gün ve 2007/459E. 2007/750K sayılı ilamının iptaline ve 21.02.1993–31.05.1997 tarihleri arasında kalan dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğu süreler dışında 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve 01.05.2002–31.01.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olmadığı sürelerde aynı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verilmişse de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
Yargılamanın iadesi olağanüstü bir kanun yoludur ve sebepleri H.U.M.K,’nun 445.maddesinde sınırlı (tahdidi) olarak sayılmıştır. Bu sayılanlar dışındaki bir nedenle yargılamanın iadesi talep edilemez. (YHGK.17.04.1996 gün ve 1996/10–112–282 sayılı ilamı). Davacı da H.U.M.K.’nun 445’de sayılan sebeplerden 1 numaralı bende dayanmıştır.

Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve eksikliklerinden dolayı, maddi anlamda kesin hükmün ortadan kaldırılmasını ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurabilmesi için öncelikle hükmün kesinleşmiş olması şarttır.
Davanın yasal dayanağı olan HUMK’nun 445/1 maddesinde yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak ”Yeni bir senet veya belgenin ele geçirilmiş olması gösterilmiştir.
Davacı bu bende dayandığından, bu bendi daha yakından incelemekte yarar bulunmaktadır.
Yeni bir senet ya da belgenin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilmesi için, aşağıdaki koşulların tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre;
a)Bu senet ya da belgenin davaya bakıldığı sırada mevcut olması,
b)Yeni ele geçirilmiş olan senet veya belgenin, hükmü etkileyecek nitelikte olması,
c)Bu senet veya belgenin hükmün verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
d)Bu yeni senet veya belgenin yargılama sırasında bir zorlayıcı nedenden (mücbir sebep) veya lehine hüküm verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması,
e)Yargılamanın yenilenmesini isteyen tarafın bu senet veya belgeyi yargılama sırasında elde edememesinde kusurlu olmaması gereklidir.
Buna göre, kendi kusuru ile bu senet veya belgeyi yargılama sırasında elde edememiş ve mahkemeye vermemiş olan taraf yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunamaz.
Somut olaya baktığımızda; davacının davasının dayanağı olan 28.03.2008 tarihli Kurum yazısı eklerinden 1997 yılına ait primin tahsilinden sonra alındı belgesinin düzenlenerek bir nüshasının imzası karşılığı davacıya verildiği ve alındı belgesinin kaybedilmemesi gerektiği konusunda uyarıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kendisinde bulunan sureti saklama konusunda özen göstermeyen ve önceki yargılama sırasında bunu sunmayan davacının bu belgenin elde edilememesinde kusurlu olduğu ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yasanın aradığı koşullar bulunmadığı halde yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.