YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17470
KARAR NO : 2009/15103
KARAR TARİHİ : 19.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1993-10.03.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı şirkete ait iş yererinde 1993-10.3.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını ileri sürerek eksik bildirilen sürelerin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının 1993-2006 tarihleri arasındaki kısmi çalışmalarının işverence kuruma bildirildiği ,davacı tarafından tanık olarak gösterilen kişilerin ise 1994,1995,1996 yıllarında kısa dönemlerle çalıştıkları davacı tarafından çalışmanın kesintisiz olduğu isbatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup isabetsizdir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, davalı iş veren yanında 15.2.1994 tarihinden 10.3.2006 tarihleri arasında sigortalı çalışmalarının kuruma kısmi olarak bildirildiği, ihtilaflı dönemde çok sayıda işe giriş ve çıkışlar bildirilmesine rağmen iş veren tarafından hiç işe giriş bildirgesi düzenlenmediği iş yerine ait 1993-2006 yıllarına ait 4 aylık dönem bordrolarının kuruma verildiği,1993/3 dönem bordrosunda … adına 34 günlük çalışmanın 19438309 sigorta sicil nosu üzerinden bildirildiği ,sigorta sicil nosundaki değişiklik nedeniyle bu çalışmanın davacıya ait olup olmadığının anlaşılamadığı görülmüştür.Nitekim bu dönem davaçının hizmet çetvelinde de yer almamaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda eksik bildiriler sürelerin yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz.
Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları bulunduğu halde sadece 1993-1998 tarihleri arasında kısa dönemlerle çalışan tanıkların anlatımı ile yetinilerek davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle sonuca gidildiği ortadadır.
Yapılacak iş;öncelikle 1993/3 dönem bordrosunda …. sigorta sicil nosu ve … adına yapılan bildirimin davacıya ait olup olmadığı saptanmalı ,uyuşmazlık konusu döneme ait S.S.K.’ya verilen ve dosya içersinde bulunan dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar arasından ihtilaflı dönemin tamamında adı geçen ve özellikle 1993-2006 dönemde de bildirimi bulunan re’sen tesbit edilecek tanıkların bilgilerine başvurmak, Bordro tanıklarının adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile 1993-2006 tarihleri arasında kesintisiz gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve oluşacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.