YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/20108
KARAR NO : 2009/16568
KARAR TARİHİ : 17.12.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı şirket ;işçi Mustafa Yılmaz’ın 3.9.2003 tarihinde iş kazasına uğramadığının ve sigortalıdaki rahatsızlık ile iddia konusu olay arasında illiyet bağının bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı işveren şirket, işçi Mustafa Yılmaz’ın 03.09.2003 tarihinde davacıya ait işyerinde iş kazasına uğramadığının ve sigortalıdaki rahatsızlık ile iddia konusu olay arasında illiyet bağının bulunmadığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece davacının ayrı dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı bu davada tespitine karar verilmesi talep edilen hususların İstanbul 1. İş Mahkemesinin 2005/637 Esas nolu dosyasında görülen tazminat davasında tartışılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir.
Öte yandan 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Sosyal Güvenlik Kurumunca olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde olayın ilgisi olan sigortalı veya hak sahipleri “olayın iş kazası olduğunun tespiti” istemli dava açabilecekleri gibi, Kurumca olayın iş kazası olarak kabul edilmesi halinde de olayın ilgilisi olan işverinin de “olayın iş kazası olmadığının tespiti ” istemli dava açabileceği, gerek sigortalı veya hak sahiplerinin gerekse işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca belirlenen sürekli iş göremezlik oranınca itiraz etmeleri halinde “sürekli iş göremezlik oranının tespiti” istemli dava açabilecekleri Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş kararları ile kabul edilmektedir. Açılacak bu davalarda davanın tarafları sigortalı veya hak sahipleri ile işveren ve hak alanını ilgilendirdiğinden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığıdır.
Olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmesi halinde “olayın iş kazası olmadığının tespitine” ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadıkça tazminat davasına bakan mahkemece bu husus nazara alınamayacağından ve yine İş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadıkça Sosyal Güvenlik Kurumunca davacıya mahkemece belirlenecek “sürekli iş göremezlik oranı” esas alınarak gelir bağlanmayacağından bu gelirin peşin sermaye değeri maddi zarardan düşülmeden Kurumca karşılanmayan maddi zarar miktarını belirleme imkanı bulunmadığından maddi tazminat istemli Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olmadığı bir davada “olayın iş kazası olmadığının” tespitine karar verilemeyeceği ve sürekli iş göremezlik oranının tespitinin yapılamayacağı, yapılması halinde maddi tazminat istemli davanın sonuçlandırılmasının fiilen mümkün olmadığı ortadadır.HGK.’nun 07.02.2007 tarihli, 2007/21-69 Esas, 2007/55 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 12.06.2006 tarihli sigorta müfettişinin raporu üzerine Kurumun olayı iş kazası olarak kabul ettiği,İstanbul 1.İş Mahkemesinin 2005/637 Esas sayılı dosyasında işçi tarafından davacı işveren aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat istemli davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, Kurum olayı iş kazası olarak kabul ettiği için ve işveren aleyhine açılan tazminat davasında Kurum taraf olmadığından davacı işverenin olayın iş kazası olmadığının tesbitini istemekte hukuki yararı olduğu kabul edilmelidir.
Öte yandan olayın iş kazası olmadığının tespitine ilişkin davanın asıl amacı 506 sayılı ve 5510 sayılı Yasa gereğince sigortalıya iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmamasının teminine yöneliktir. Bu durumda bir sosyal sigorta olayının iş kazası sayılıp sayılmaması sigortalının da hak alanını ilgilendirir.Zira olayın iş kazası sayılmaması halinde Kurumca sigortalıya geçici ve sürekli iş göremezlik ödeneği ödenmeyecektir.
Dava konusu olan hukuki ilişki birden fazla kişi arasında ortak olup da, bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde, dava arkadaşlığı maddi bakımdan zorunludur. Burada dava arkadaşları arasındaki hukuki ilişki son sıkı olup Mahkeme, mecburi dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve bir tek karar verir.
Olayın iş kazası olmadığının tesbit istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hüküm gerek sigortalının gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hak alanını etkileyeceğinden sigortalı ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava bütün mecburi dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya bir kaçına karşı açılmış ise bu halde, dava sıfat yokluğundan reddedilemez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya bir süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davanın teşmili müessesesi uygulamada ” dahili davalı ” olarak nitelendirmekte olup, davayı teşmil eden davacının bu işlem için ayrı bir başvuru harcı ödemesi gerekir. Gerekli harç ödenmez ise mahkeme davacının davanın teşmili talebini inceleme konusu yapılamaz ve davanın teşmil edildiği kişi ihbar olunan üçünçü kişi olarak kabul edilir, aleyhine hüküm kurulamaz.
Somut olayda davacı işveren davayı yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yöneltmiş, sigortalı vekili mahkemeye verdiği 11.01.2008 tarihli dilekçesi ile davalı Kurum yanında davaya müdahale talebinde bulunmuş, harç yatırmamış, mahkemece de davalı yanında müdahil olarak katılmasına karar verilmiş ve bu şekilde davaya fer’i müdahil olmuştur. HUMK.’nun 57. maddesi gereğince mahkemece fer’i madahil hakkında karar verilemeyeceğinden yapılacak iş; davacıya davayı yöntemince sigortalı Mustafa Yılmaz’a yönlendirmesi için önel vermek usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına giderek olay ile davacıdaki mevcud arıza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, daha açık bir anlatımla davacıdaki arızanın olduğu iddia edilen olay sonucu oluşup oluşmadığı araştırılarak çıkacak sonuca göre olayın iş kazası olup olmadığı konusunda bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine ,17.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.