Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11579 E. 2009/13743 K. 27.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11579
KARAR NO : 2009/13743
KARAR TARİHİ : 27.10.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 15.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.4.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava ve taraf ehliyeti Kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce re’sen göz önünde tutulur. Davacının Uşak Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.06.2003 gün 2003/656E – 2003/858K sayılı ilamı ile vesayet altına alındığı ve davanın da vesayet altındaki kişi adına vasi tarafından verilen vekâletname ile açıldığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Öte yandan vesayet altındaki kişi adına vasinin dava açabilmesi için 4721 sayılı TMK’ nun 462/8. (Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı TMK’ nun 405/8) maddesi gereğince vesayet makamından izin almak zorundadır. Dosya içerisinde vesayet makamının dava açılmasına izin verildiğine ilişkin karar mevcut değildir. Hal böyle olunca vesayet altındaki kişi için (yürürlükten kaldırılan 743 sayılı T.M.K 405/8 ve yürürlükte olan 4721 sayılı T.M.K’ nun 462/8.maddeleri gereğince) vesayet makamından dava açmaya izin alınmadan yargılamanın sürdürülerek sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabul ve uygulamaya göre de; 11.09.2001 Havale tarihli dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere, davacı iş kazası nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunurken, kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun olmadığını belirtmiş, giderek davalının tam kusuruna dayanmışlardır. 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun hak sahiplerinin manevi tazminatlarının takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir. Somut olayda, kazalının %30 oranında kusurlu bulunduğu kusur raporu karara esas alınmıştır. Hal böyle olunca ve özellikle, davacının kusursuz olduğu belirtilerek dava açılmış olmasına göre, manevi tazminatının davacının müterafik kusuru gözetilerek bir miktar indirim yapılmak suretiyle belirlenmesi gerekirken, talep gibi manevi tazminat takdir edilmesi hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.