Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/3135 E. 2009/6469 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3135
KARAR NO : 2009/6469
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi), Ankara 3. İcra Müdürlüğü’nün 2007/8431 Esas sayılı dosyasında yapılan 11.07.2007 günlü hacze ilişkin, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkmesi’nce 2007/701-766 sayı ile takibin devamı kararı verildiğini, mahcuzların bir bölümünün kendilerine ait faturalı mallar iken diğerlerinin de fatura karşılığında borçludan satın alınmış olduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı), çevreden sorulduğunda, borçlunun çalıştığı iş yerinde hacizden bir gün önce acele ile tabelanın söküldüğünü öğrendiklerini,yine haczin yapıldığı gün borçlu adına kargo geldiğini ve yine borçlu adına bazı belgelerin ele geçirildiğini, bu durumların tutanağa geçtiğini, yine borçlu şirket çalışanının haciz mahalline gelerek tutanağı imzaladığını ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunmadığını,dava harcının mahcuzların değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek, davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; “kısa sürede bir iş yerinden çok miktarda eşya satın alınmasının iş yeri devri mahiyetinde olduğu, BK’nun 179. maddesi uyarınca devralının da devredenle birlikte 2 yıl sorumluluğunun bulunduğu,davacı tarafça sunulan delillerin bu durumun aksini kanıtlamaya elverişle olmadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açılan “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davaları İİK’nun 97/11, HUMK uyarınca genel hükümler dahilinde basit yargılama usulüne tabidir ve dava değeri de alacak miktarı ile mahcuzların değerinden hangisi az ise ona göre belirlenir.Bununla birlikte İİK’nun 97/9. maddesi mahcuzların satışının gerçekleşmesi halinde dava değeri bedele dönüşeceğinden dava değeri olarak kesinleşen satış miktarının dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda dava konusu mahcuzların 22.08.2007’de 41.350,00.-YTL bedelle satışının yapılarak ihalesinin de kesinleştiği anlaşılmaktadır.Bu durumda dava reddedildiğine göre, kendisini bir vekille temsil ettiren davalı (alacaklı) yararına satış bedeli üzerinden nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru değil ve bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı (alacaklı) … A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 3 . bendindeki “davalı kendini bir vekille temsil ettirdiğinden davalı vekili için takdir edilen 4.100,00.-YTL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” tümcesinin çıkartılarak yerine “davalı vekili için takdir edilen 4.535,00.-YTL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına,hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 15/10/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.