YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1383
KARAR NO : 2009/4082
KARAR TARİHİ : 09.06.2009
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen. 9.6.2009 Salı günü davacı … tarafından gelen olmadı. Davalı … … Sigorta A.Ş. vekili Av….. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile dava dışı aracın çarpışması nedeniyle meydana gelen hasar bedelinin davacıya ödendiğini belirterek talebe ilişkin hakları saklı kalmak üzere 28.902,62YTL hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyeti bedelinin 22.02.2007 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan reeskont faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza ile araçta meydana gelen hasarların uyumsuz olduğunu, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hasarın teminat dışı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacıya ait araç bu hasarın kaza tesbit tutanağında belirtildiiği şekilde kazaya konu diğer araçla çarpışması neticesi meydana gelmesi mümkün olmadığı, davacının doğru ihbar mükellefiyetini ihmal ittiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK. 1282. maddesi uyarınca sigortacı,
geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda olayın sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu sırada meydana geldiği sabittir. Davalı … tarafından araç üzerindeki hasarın kaza ile uyumlu olmadığı, araca kaza sonrasında hasar verildiğini doğru ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini savunmuştur.dosyada mevcut kazaya karışan diğer aracın kasko sigorta şirketi olan TEB sigorta A.Ş tarafından düzenlenen hasar dosyasında bulunan ekspertiz raporunda diğer aracı gördükleri, hasarların karşılıklı değerlendirildiği, hasarın uyumsuz olabileceğine dair emareye rastlanmadığı belirtilmiştir. Bu durum karşısında rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmaktadır. ispat külfeti somut olayda davalı sigortacıda olmakla, sigortacı rizikonun ihbar edilen yerden farklı şekilde oluştuğunu aracın sigorta teminat dışında ve başka yerde hasarlanıp olay yerine getirildiğini soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamalıdır.Ayrıca olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde dahi bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerektiğinden ve davacı sigortalının kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak rizikonun gerçekleşme şeklini iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına 9.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.