Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/2733 E. 2008/5069 K. 03.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2733
KARAR NO : 2008/5069
KARAR TARİHİ : 03.11.2008

… Şirketi ile … A.Ş. v.d. aralarındaki dava hakkında, Bayramiç Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 12/10/2006 … ve 2005/188 Esas, 2006/166 Karar sayılı hükmün, Dairenin 08.11.2007 … ve 2007/3363 Esas, 2008/3530 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı … şirketi vekilince kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, 2004/80 Esas sayılı dosyada dava dilekçesiyle, karşı yönden gelen … …’in sevk ve idaresindeki … plakalı aracın, davacı şirkete kasko sigortalı … …’nun sevk ve idaresindeki … plakalı araca çarparak hasara neden olduğunu, davalı tarafın kusurlu olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini açıklayarak, 15.725.00-YTL’nın, ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, zamanaşımı itirazı ile birlikte faizin başlangıç tarihini kabul etmediklerini, poliçe limiti ile sorumlu olduklarını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … …’in, davadan önce öldüğü anlaşılmıştır.
Davacı, mahkemenin 2005/8 esas sayılı dosyası ile ölü … … mirasçıları aleyhine aynı olaya dayalı olarak dava açmış, davalar birleştirilerek yargılamaya devam edilmiş, davalılar vekili, derdestlik itirazı ile birlikte olayda zamanaşımının da gerçekleşmiş olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, birleştirilen 2005/8 Esas ve mevcut 2005/188 esas sayılı davaların kabulüne, 15.725.00-YTL’nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, asıl davanın davalısı sigorta şirketi vekili ile birleştirilen davanın davalıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairenin 08.11.2007 … ve 2007/3363 Esas, 2007/3530 Karar sayılı ilamı ile, (1/a-b) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar … v.d. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalılar yararına, (2/a-b) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … şirketi
vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına bozulmasına karar verilmiş, bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uymayan ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigortasından kaynaklanan TTK’nun 1301. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı sigortanın sigortalısı … …’nun sevk ve idaresindeki araca, karşı yönden gelen … …’in sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu hasar meydana gelmiş, olay esnasında sürücü … … ölmüştür. Trafik kazası 06.11.2002 tarihinde meydana gelmiş, davacı …, sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle … … mirasçıları aleyhine davayı 2 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra 07.01.2005 tarihinde açmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sigorta rücu davalarında zamanaşımı, 17.01.1972 … ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği gibi halefiyet ilkesine göre, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi olup, aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacının halef olduğu sigorta ettiren ile zarar sorumlusu olan davalılar arasındaki ilişki trafik kazasına dayandığından, 2918 Sayılı KTK’nun 109.maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. 2918 Sayılı KTK’nun 109/1 maddesinde “motorlu araç kazalarından … maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha … bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” hükmüne yer vermiştir. Maddenin özellikle 2.fıkrasında ” dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise ceza zamanaşımı uygulanacağını belirtmiştir. Somut olayda, davalıların miras bırakanı … …’in trafik kazasına neden olduğu ve tam kusurlu bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.10.2000 … 2001/19-652 esas, 2001/705 sayılı kararında “2918 Sayılı Kanun’un anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü Ceza Kanunu’nda öngörülen daha … zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olabilmesi, sadece eylemin Ceza Kanunu’na göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmaktadır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu vardır. Söz konusu yasa hükmü ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte, bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması … aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı” belirtilmiştir. Ayrıca uygulamada, ceza zamanaşımı ile ilgili Dairemizin, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin ve 19.Hukuk Dairesi’nin Hukuk Genel Kurulu kararına paralel kararları mevcuttur.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; birleştirilen davada davalıların murisi … …’in neden olduğu olay esnasında kendisinin de öldüğü ve davacıya sigortalı aracın hasarlanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının, aynı zamanda TCK’nun 455. maddesi çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması, bu eylemle ilgili ceza davasının anılan hükmünde öngörülen cezanın süresi ve türü itibariyle aynı kanunun 102.maddesi uyarınca 7.5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 2918 Sayılı KTK’nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli bulunması, davanın kaza tarihinden itibaren 7.5 yıl geçmeden açılmış olması karşısında zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, birleştirilen dava yönünden; mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak belirlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar … v.d. vekillerinin (1/b) bendinin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı … şirketi vekilinin yerinde görülmeyen sair karar düzeltme itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairenin 08.11.2007 … ve 2007/3363-3530 sayılı bozma ilamının (1/a) bendindeki bozma nedeni ortadan kaldırılarak, yerine “…davalılar … v.d. vekilinin (1/b) bendinin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,” yazılmasına, peşin alınan harcın istek halinde tashihi karar isteminde bulunana geri verilmesine 3.11.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.