YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2943
KARAR NO : 2009/4096
KARAR TARİHİ : 09.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu …’un alacaklısından mal kaçırmak amacıyla, Kadıköy ….. Cad.1672 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmazını 24.6.2005 tarihinde davalı … ‘e, ….’in de 7.4.2006 tarihinde davalı … ‘ye sattığını belirterek, tasarrufun iptaline, iptal edilmediği takdirde, 10.860.00YTL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminat olarak tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş, 7.10.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle tazminat miktarını 44.002.00.YTL daha arttırarak toplam 54.802.00.YTL tazminatın hüküm altına alınmasını savunmuştur.
Davalı …, dava konusu taşınmazı 12.5.2005 tarihinde bedelini ödeyerek davacıdan aldığını ve bu satım sözleşmesi gereği davacıya borçlu bulunmadığını, taşınmazın davalı … tarafından kendisinden banka kredisi ile alındığını, zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığını, tasarrufun borçtan önce yapıldığını, taşınmazın 4. kişiye satışının olması nedeniyle husumet yöneltilemiyeceğini, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Sivri vekili, taşınmazın iyiniyetle ve 4. kişi olarak üzerindeki ipotekle birlikte 64.000.00.YTL’ye alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan delillere göre, davacı davasının ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277. ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davalarıyla borçlunun taşınır taşınmaz mal hak ve alacakları üzerinde 278, 279, 280 maddelerinde tanımlanan biçimde yaptığı işlemlerin sadece alacaklısı açısından geçersizliğinin hükmen saptanması dava konusu mal hak ve alacaklardan doğrudan yada satışı suretiyle takipten alacağının giderleriyle birlikte karşılanması amaçlanmaktadır.
Somut olayda, bilirkişi raporu ve yeminli tanık beyanına göre, davacı davasının ispatlayamadığından reddine karar verilmiş ise de, red gerekçesinin hangi hukuki sebebe dayandığı anlaşılmamaktadır. Davalı borçlunun 12.5.2005 tarihli satış sözleşmesine istinaden verdiği çekler nedeniyle davacıya borçlu olduğu, hakkındaki takiplerin kesinleştiği ve haczi kabul malının bulunmadığı anlaşıldğından dava konusu devirler yönünden İİK.nun 278, 27, 280, 283/2 maddeler gereğince değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, HUMK.nun 388.ve Anayasanın 141. maddelerine aykırılık oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.