Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/5488 E. 2009/6634 K. 22.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5488
KARAR NO : 2009/6634
KARAR TARİHİ : 22.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalılardan …’ün müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında muvazaalı olarak diğer davalı …’ye borçlandığını ve maaşına haciz konulduğunu öne sürerek düzenlenen borç senedinin ve icra takibinin iptalini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalılar arasındaki senedin muvazaalı olması nedeni ile davanın kabulüne ve davalılar arasında düzenlenen senetle ilgili tasarrufun iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece B.K. 18. maddesi uyarınca davalılar arasındaki icra takibi ve dayanağı senedin muvazaalı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacı muvazaa nedeniyle iptal davasında ister B.K. nun 18. maddesine isterse İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayanabilir. Ancak, bir davada ileri sürülen maddi olgu ve bulgulara göre maddeleri bulmak, uygulamak ve hukuki nitelendirmesini yapmak HUMK. nun 76. maddesi uyarınca hakimin görevidir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı …’ten olan alacağı için icra takibi yaptıklarını; ancak, borçlunun gerçekte olmayan bir borç için diğer davalı …’ye senet verdiğini ve bu senede dayanarak daha sonra icra takibi yapıldığını, yapılan bu işlemlerin kendi alacağının tahsiline engel olmak amacı taşıdığını öne sürerek dava açmış, yargılama sırasında davada B.K. 18. maddesine dayandığını bildirmiştir. Bu durumda dava dilekçesindeki ileri sürülüşe ve tüm dosya kapsamından davanın İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde öngörülen tasarrufun iptali isteğine ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Bu tür davaları ise elinde kat’i (İİK.nun 143.md) yada geçici (İİK.nun 105.md) aciz belgesi olan alacaklılar açabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olup, mahkemece re’sen (kendiliğinden) gözönüne alınması gerekir. Aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay’ca onanmasından (veya bozulmasında) sonra bile sunulma olanağı vardır. Somut olayda, davacı alacaklı tarafında dosyaya sunulmuş geçici veya kat’i aciz belgesi bulunmamaktadır.Bu nedenle davacı tarafa İİK.nun 143. Madesine göre düzenlenmiş kesin aciz belgesi veya aynı yasanın 105. Maddesinde yazılı olduğu şekilde geçici aciz belgesi yerine geçebilecek şekilde düzenlenmiş haciz tutanağı ibraz etmesi için süre verilmesi ve ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 22.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.