YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5478
KARAR NO : 2007/1456
KARAR TARİHİ : 01.05.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tesbite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kabulüne ilişkin … Kadastro Mahkemesinden verilen 17.2.2006 gün ve 794/15 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı … mirasçıları … ve müşterekleri vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 17.4.2007 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalılar … ve müşterekleri vekili Av. … geldi, karşı tarafdan davacı … ‘ın hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Kural olarak tapulu yerlerin kısmi zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, tapular tedahül ettiğinde ise mukaddem tarihli ve sahih esasa müstenit olanına itibar edileceği belirtilerek mahallinde yeniden keşif yapılarak davacıya ait tapu kaydının uygulanması, sınırların gösterilmesi, bilinmeyen hususlarda tarafların gösterecekleri tanıkların yerinde dinlenmesi, komşu taşınmazlara ait tahdit beyannameleri ve varsa dayanakları kayıtlarında getirtilerek bunlardan da uygulamada yararlanılması, keşfi izlemeye elverişli ölçekli kroki düzenlettirilmesi, davacı tapusunun çekişmeli yerle birlikte daha geniş bir alanı kapsadığı anlaşıldığı takirde kısmi zilyetlikle taşınmazın iktisap edilemeyeceğinin düşünülmesi ve bundan sonra bir sonuca varılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava
konusu parselin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre ve paylı olarak davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … mirasçılarından … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra taşınmazın tarafların dayandıkları tapu kaydı kapsamında kaldığı ve fakat davacıların dayandığı tapu kayıtlarının daha eski tarihli olduğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. İddia ve savunma ve tesbit nedenine göre uyuşmazlık, taşınmazın davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarımı yoksa davalı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında mı kaldığı yönünde toplanmaktadır. Davacılar iki ayrı tapu kaydına dayanmışlardır. Eylül 1313 yoklama tarih 25-26 nolu tapu kaydının sınırları yönsüz olarak sarik, azatoğlu bağları ve tarafeyni tarik, gittisi olan K.Sani 336 tarih 33-34 nolu tapu kaydının sınırları ise doğusu Mahmut ve İmamefendiler bağları, batısı tarik ve simon bağı, kuzeyi akkel (…) ve simon (keyum) bağları, güneyi tarik okuyup miktarı 1 dönümdür. İkinci dayandıkları Nisan 1335 tarih 61 ve gittisi olan Nisan 1335 tarih 85 ve 86 nolu tapu kayıtlarının sınırları ise doğusu Meyhaneci sarik (marik) batısı (Genel Müdürlükten gelen kayda göre Hammaz namıdiğeri caznascı) yerel tapu sicil müdürlüğündğen gelen kayıtta ise hınhaz namıdiğeri carpanacı, kuzeyi … bağları ,güneyi bağcı yolu okuyup keza miktarı 1 dönümdür. Değişik tarihlerde yapılan keşiflerde bilgisine başvurulan yerel bilirkişiler kayıtlarda yazılı sınırlar yönünden kesin ve inandırıcı bilgi verememişler ve bildirilen sınırlar kayıtlarla da denetlenmemiştir. Ayrıca Eylül 1313 yoklama tarih 25-26 nolu kayıtlardaki sınırlarla gittisi K.Sani 1336 tarih 33-34 nolu tapu kaydının sınırlarındaki değişikliğin neden ileri geldiği ve haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı yönüde araştırılmamıştır. Her iki kaydın kapsamının kaçak ve yitik kişi sınırlarını içermesi sebebiyle yüzölçümleriyle geçerli olacağında duraksamamak gerekir. Fen bilirkişi raporunda kayıt kapsamlarıda gösterilmemiş ve dava konusu taşınmaz içerisindeki yeri belirlenmemiştir. Davalı taraf tapusu ise idari yoldan ve hazinenin satışı ile oluşturulmuş olup evrakı müsbitesi arasında krokisi bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20/A maddesinde kayıt ve belgelerin kapsamlarının olduğunda ve uygulanabilirliği halinde harita ve krokilerdeki sınırlara değer verilerek belirleneceği öngörülmüştür. Fen bilirkişisinin bu yöndeki uygulamasıda yeterli ve keşfi izlemeye elverişli bulunmamaktadır. Bir yere birden fazla kaydın uyması halinde daha eski ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verilmesi gerektiği yönündeki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik yoksa da daha eski tarihli tapu kaydına değer verilebilmesi için kaydın hukuki değeri yitirmemiş olması gerekir. Davacı tapularının maliklerinden Mahmut efendinin 1933, imam efendinin de 1935 tarihlerinde öldükleri kayden sabittir. Kayıtlar intikal görmemiştir. Taraflar arasında mirascılık ilişkisinin varlığı da ileri sürülüp kanıtlanmış değildi. Bu durumda kayıt maliklerinin ölümlerinden sonra tesbit tarihine kadar geçen süre zarfında davalıların 20 yılı aşkın süre ile çekişmesiz olarak zilyet olduklarının sabit olması durumunda davacı tapusunun hukuki değerini kaybedeceği kuşkusuzdur. 20.41981 tarihinde yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişilerden … yukarda yazılı şekilde davalıların satıcısının zilyetliğini söylemiş ise de bilirkişinin bu beyanı diğer yerel bilirkişilerce doğrulanmamış ve bu yönde tanık bilgisine başvurulmamıştır. Her nekadar davalı tapusunun evrakı müsbiteleri arasında bulunan 18.10.1946 tarihli keşif tutanağında davalı tarafın zilyetliğine yer verilmişse de o tarihten sonra taşınmazda kim yada kimlerin zilyet oldukları sorulup açıklığa kavuşturulmamış ayrıca tutanak bilirkişileri de tanık sıfatı ile dinlenilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde taşınmazla öncesi bir bütün olduğu bildirilen komşu 51 nolu parseller ilgili dava dosyası mahkemesinden istenilmeli, güneydeki 38 ve 39 nolu parsellere revizyon gören tapu kayıtları ilk tesislerinden itibaren intikalleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel müdürlüğünden celb edilmeli, dava dışı 27 nolu parselle ilgili kadastro tutanağı ve dayanakları merciinden istenilmeli, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının kadastro sırasında herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görüp görmediği mercileri nezdinde araştırılıp olduğunda revizyon gördüğü parsellerle ilgili tutanakları getirtilmeli, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi seçiminde aynı yöntem izlenmeli, daha sonra önceki keşiflerde dinlenen ve hayatta olan yerel bilirkişilerle taraflarca gösterilecek tanıklar ve tüm tesbit bilirkişileri ve bu meyanda 1946 tutanağın imzacılarının hayatta bulunanlarının huzuru ile yerinde yeniden keşif yapılarak taraf tapu kayıtları elverdiğince yaşlı ve yansız 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu aracılığı ile gereği gibi yerlerine uygulanmalı,kayıtlarda yazılı sınırlar bilirkişilere zeminde göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, davacı taraf tapularının kapsamlarının yukarda yazılı nedenlerle yüzölçümleri ile geçerli olacağı davalı taraf tapusunun kapsamınında haritasına göre belirleneceği ilkesi göz önünde bulundurulmalı, ayrıca bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, hangi tarafın zilyet ettiği, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taraf tapularının taşınmaza uyduğunun saptanması ve davalıların da zilyet olmaları ve de zilyetliklerinin süresinin tapu maliklerinin ölüm tarihlerinden sonra 20 yıla ulaşması durumunda davacı tapularının hukuki değerini yitireceği düşünülmeli, Komşu 50 nolu parselle ilgili davada davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının taşınmaza uymadığı taşınmazın davalı taraf tapusunun kapsamında kaldığı gerekçesiyle verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kararın eldeki dava için uygulama ve aidiyet yönünden güçlü delil oluşturacağı nazara alınmalı, fen bilirkişilerine yapılan keşif ve uygulamaları ve de özellikle davalı taraf tapusunun dayanağı haritanın kapsamını ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini yansıtır ve izlemeye olanak verir biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davalı … Mirasçılarından …’nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 500.00.YTL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 1.5.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.