YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4436
KARAR NO : 2009/6680
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ayancık İcra Müdürlüğü’nün 2008/313 Esas sayılı dosyasında yapılan 06.05.2008 günlü hacze konu menkullerin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, davacıya ait olduğunu,,resmi kayıtlarda bu durumun sabit olduğunu belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava dilekçesinde davalı alacaklı adının … olarak gösterildiğini, …. olması gerektiğini belirterek, öncelikle davanın husumetten reddi gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarını ileri sürmek hakkını saklı tuttuğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; “davaya konu haczin yapıldığı dükkanı kiralayarak kullanan kişinin davacı olduğu, içerisinde haczedilen eşyaların da davacıya ait bulunduğu, hacizden 5-6 ay önce borçlunun bu yeri boşaltarak eşyalarını aldığı” gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açılan “istihkak” davası niteliğindedir.
1.Somut olayda Ayancık İcra Müdürlüğü’nün 2008/313 Esas sayılı dosyasında, alacaklı … olduğu halde dava dilekçesinde “…” adına yer verilmiş; hüküm, adı geçen şahıs aleyhine kurulmuş,temyiz dilekçesinde bu yönü ile karara itiraz edilmişse de; doğru vekil huzurunda davanın yürütülerek sonuçlandırılması nedeni ile söz konusu durumun karar başlığında her zaman düzeltilmesi olanaklı maddi hata niteliğinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, davalı (alacaklı) vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Haciz ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmıştır.İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. İspat yükü kendisine düşen üçüncü kişi mahcuzları elde bulundurmasının haklı ve hukuki nedenini kanıtlayamamıştır. Sunulan faturalar her zaman temini mümkün, sonradan düzenlenebilen belgelerdendir. Davacı iş yerini borçludan devralmasına dayanak gösterdiği 75.000,00.-YTL borç vermesi ile ilgili iddiasına yönelik bir kanıt da sunamamıştır. Aradaki yakın akrabalık bağı ve devrin takip tarihinden sonra yapılması, üçüncü kişinin borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını bilebilecek durumda bulunması ve bunu bildiği halde iş yerini devralmasının da genel yaşam deneyi kuralları ile bağdaşmaması karşısında, devrin danışıklı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bir an için iş yeri devriniN gerçek olduğu kabul edilse bile, İİK’nun 44. ve BK’nun 179.maddesindeki koşullara uygun yapılmadığı anlaşılan bu devirde, üçüncü kişinin de borçlu ile birlikte alacaklılarına karşı 2 yıl süre ile müteselsil sorumluluğunun bulunduğu Yasa hükmü gereğidir. Bu nedenlerle davanın reddi yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1)numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (alacaklı) Alaattin Saygın vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Alaattin Saygın’a geri verilmesine 22.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.