Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/2314 E. 2007/2158 K. 21.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2314
KARAR NO : 2007/2158
KARAR TARİHİ : 21.06.2007

MAHKEMESİ :İstanbul Asliye 7.Hukuk Mah.
Limited Şirketi.
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafından İstanbul Asliye 7.Hukuk Mahkemesinin 2003/160-524 sayılı dosyasından kasko poliçesi nedeniyle aleyhlerine açılmış olan rücu davasından karar kesinleştirildikten sonra icra takibi aşamasında haberdar olduklarını, ilk davadaki tebligatların Ticaret sicilinde kayıtlı olan doğru adreslerine yapılmamış olduğunu, bu nedenle yargılama sürecinden haberdar olamadıklarını, savunma haklarının kısıtlanmış olduğunu belirterek icranın geri bırakılmasına ve yargılamanın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın yasada belirtilen koşullara uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Mahkemece ilk davanın davalısı …Paz.İt.İh.San.Tic.Ltd.Şti’ne dava dilekçesi ve gerekçeli kararın usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği düşüncesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin kararına gerekçe yönünden katılmak mümkün değildir. ilk davada davalıya yapılan tebligatların Tebligat Kanununun 35. maddesine uygun yapıldığı düşünülemez. Mahkemece davalının adresi Ticaret Sicili Memurluğundan sorulmuş, … Memurluğu cevabi yazısında davalı şirketin doğru ünvanın bildirmiş ve istendiği takdirde adresinin bildirileceğini de ifade etmiştir. Mahkemece şirketin doğru ünvanına göre adresi tekrar sorulmamıştır. Bu durumda, davalı şirkete yapılan tebligatların Tebligat Kanunu-

nun 35. maddesine uygun olduğu kabul edilemez. Sonuç olarak da bu durumda ilk hükmün kesinleştiğinin kabulü mümkün değildir. HUMK’nun 445. maddesine göre yargılamanın iadesi kesinleşmiş hükümlere karşı istenebilir. Hüküm kesinleşmediğine göre yerel mahkeme yargılamanın iadesi talebini açıklanan gerekçelere binaen red etmesi gerekirdi. Ancak; sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince;
Mahkemece dava red edildiği halde davalı yararına vekalet ücreti verilmemesi doğru olmayıp bozma nedeni ise de, bu yön yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükümdeki davanın reddine ibaresinden sonra gelmek üzere “Avukatlık Ücret Tarifesinin II. kısmının 7. maddesi uyarınca 350.00YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine” tümcesinin ilavesi suretiyle hükmün HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde yazılı nedenlerle sonucu bakımından doğru olan kararın düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, ve aşağıda dökümleri yazılı 1.90.-YTL kalan onama harçlarının temyiz eden davacı ve davalılardan ayrı ayrı alınmasına 21.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.