Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/5959 E. 2008/6168 K. 14.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5959
KARAR NO : 2008/6168
KARAR TARİHİ : 14.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında, şerefiye bedeli konusundaki genel kurul kararının iptali ile gecikme faizine yönelik olarak borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … Yapı Koop. vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatifçe yapılan dairelerin dağıtımı amacıyla yapılan kur’a çekilişinin hakkaniyete uygun olmadığını ve 2004 yılında kooperatiften çıkmak isteyip 2005 yılında anaparayı ödeyerek üyeliğe döndüğü için kendisinden haksız olarak 7.500,00-YTL gecikme faizi talep edildiğini ileri sürerek, kur’aya ilişkin genel kurul kararının ya da üye olmayanlara yapılan daire satışlarının ve kur’anın iptalini, yeniden kur’a çekilmesini veya şerefiye bedellerinin yeniden belirlenmesini ve bununla birlikte anılan meblağda gecikme faizi borcu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, iddiaların dayanaksız olduğunu, yapılan işlerin genel kurul kararları ve kanuna uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davaya konu kooperatife ait dairelere ilişkin şerefiye bedellerinin tekniğe uygun ve adil olarak belirlenmediği, ayrıca davacının istifa talebi uzun süre askıda bırakıldıktan sonra birikmiş borçlar için faiz istenemeyeceği gerekçeleriyle, davanın kabulüne, 27.229,56-YTL şerefiye bedelinin davalıdan tahsiline ve davacının 7.500,00-YTL faiz borcu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, başlangıçta kur’aya ilişkin genel kurul kararının iptali ya da üye olmayanlara yapılan daire satışlarının ve kuranın iptali ile yeniden kur’a çekilmesini veya şerefiye bedellerinin yeniden belirlenmesini ve bununla birlikte anılan meblağda gecikme faizi borcu olmadığının tespiti olarak açılmış ise de; mahkemece ilk istem şerefiye bedelinin yeniden belirlenmesi olarak kabul edilmiş ve buna göre karar verilmiş, davacı tarafça da bu hususta bir itirazda bulunulmamıştır. Ancak, mahkemece bu hususta kurulan hüküm doğru olmamıştır. Şöyle ki, davalı kooperatifin anasözleşmesinin 61. maddesinde şerefiye bedellerinin nasıl belirleneceği düzenlenmiş olup, davacı tarafça şerefiye bedellerinin saptanması prosedürü sürecinde komisyon tarafından yapılan belirlemeye bir itirazda
./..

2008/5959-6168 S/2

bulunulmamıştır. Ayrıca, bu hususta bir genel kurul kararı alınıp alınmadığı da değerlendirilmeksizin, mahkemece şerefiye bedelinin hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle re’sen yeniden şerefiye bedeli belirlenmiştir. Oysa mahkemece, şerefiye bedeline ilişkin genel kurulda bir karar alınıp alınmadığı araştırılarak, bir karar alınmış ise; bu karara ilişkin açılan bu davada 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesindeki şartlarının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde yalnızca şerefiye bedelinin belirlenmesi prosedürünün kooperatif anasözleşmesinin 61. maddesine uygun olup olmadığı denetlenmek suretiyle, uygun olduğu takdirde davanın reddine, aksi halde bu kararın iptaline karar vermekle yetinilmesi gerekirken, mahkemenin talebe göre bilirkişi raporuna istinaden şerefiye bedelini belirlemesi doğru olmamıştır. Davacının ikinci istemi bakımından ise, istifasının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 13. maddesine uygun bir istifa olup olmadığı, istifanın niteliği, kabule şayan bulunup bulunmadığı hususlarında hiçbir araştırma yapılmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden soyut olarak istifanın sürüncemede bırakıldığı gerekçesiyle davacının gecikme faizinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesi de yasaya aykırıdır. Kaldı ki, davalı kooperatif savunması doğrultusunda davacının istifa dilekçesi sunup sunmadığı hususu da incelenmemiştir. Hal böyle olunca, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşması için belirlenen 550.00 YTL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak, kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı tarafa verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden tarafa iadesine, 14.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.