Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/2804 E. 2008/5381 K. 19.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2804
KARAR NO : 2008/5381
KARAR TARİHİ : 19.11.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalı borçlu … …’ın alacaklısından mal kaçırmak amacıyla, İstanbul … mahallesi, 1058 ada 137 parselde kayıtlı 1.kat 3 nolu meskenini 25.10.2004 tarihinde arkadaşı davalı …’e, … …’in de aynı taşınmazı 8.11.2004 tarihinde akrabası olan davalı …’a sattığını belirterek, satış işleminin muvazaalı olduğunun tespitine, tapu iptal ve tesciline gerek olmaksızın taşınmazın mevcut durumu ile alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak haciz ve satışı ile alacağın tahsiline, kötüniyetli davalıların %40’dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … cevap dilekçesiyle, davalılarla arkadaşlığı ve akrabalığı olmadığını, taşınmazı icra takibinden önce ve 90.000.00YTL’ye aldığını ve daha sonra sattığını, aciz belgesi sunulmadığını, alacağın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması gerektiğini, iyiniyetli olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili cevap dilekçesiyle, taşınmazı iyiniyetle 3.kişiden aldığını, borçlu ve 3.kişi ile aralarında akrabalık bulunmadığını, aciz belgesi sunulmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … … tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre dava hukuki niteliği itibarıyla satış işleminin muvazaa nedeniyle iptali istemi olarak kabul edilmiş, dava konusu taşınmazın satış bedeli olarak 90.000.00YTL’nin ödendiği, davacı tarafından aciz vesikası yada geçici aciz vesikası ibraz edilmediği, bu durumda sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanısıyla davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf davalı borçlunun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla (muvazaalı biçimde) taşınmazını 3.kişiye sattığını, 3.kişinin de 4.kişiye satış yaptığını açıklayarak alacağın tahsilini sağlamak amacıyla dava açmıştır. Bu dava tasarrufun iptali davası biçiminde de vasıflandırılabilir. Yerleşmiş Yargıtay uygulamasında kabul edildiği gibi muvazaya dayalı olarak tasarrufun iptali davası açılabilir. Muvazaalı işlemin tarafları dışında kalan 3.kişi, muvazaaya dayalı davasını her türlü delille ispat edebilir. Mahkemenin açıklanan ilkeye uymayan, muvazaanın sadece yazılı belge ile ispat edilebileceği görüşüne katılmak mümkün değildir. Ancak dosya kapsamında incelenen delillerden alacağın 20.11.2004 tarihinde çeklere bağlandığı anlaşılmaktadır. Davalının satış işlemi ise 25.10.2004 tarihinde gerçekleşmiştir. Kısaca tasarruf, takibe konu alacağın doğduğu tarihten önce yapılmıştır. İptal davalarında davacı alacağının, iptali istenen tasarruftan önce doğmuş olması dava şartıdır. Davanın öncelikle bu nedenle reddedilmesi ve sonucuna göre de davalı tarafa AAÜT gereğince maktu ücreti vekalet verilmesi gerektiği halde, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Toplanan delillere ve açıklanan nedenlere göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.