YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/127
KARAR NO : 2006/802
KARAR TARİHİ : 09.02.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm taraflarca süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 126 ada 76 parsel sayılı 7184,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı … taşınmazın çalılık vasfında bulunduğuna ve Rumlardan kalma metruk arazi olduğuna dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile 4.10.2004 tarihli teknik bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 699.13 metrekarelik kısmın mer’a vasfı ile hazine adına, aynı tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 513.27 metrekarelik ve (B) harfi ile gösterilen 875.39 metrekarelik kısımların zeytinlik vasfı ile hazine adına, geri kalan 5096,98 metrekarelik kısmın taspit gibi davalı adına tapuya tesciline, (A) harfi ile gösterilen yer üzerindeki 14 adet ve (B) harfi ile gösterilen yer üzerindeki 24 adet zeytin ağacının davalıya ait olduğunun 3402 Sayılı kadastro Yasasının 19/2 maddesi gereğince tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz irsen intikale, taksime ve zilyetliğe dayalı olarak davalı … adına tesbit edilmiş, davacı … taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalma bir yer olması yanında çalılık yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. davalı yargılama aşamasında tapu kaydına dayanmıştır. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve ibraz olunan tapu kaydına nazaran, uyuşmazlık, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan bir yer olup olmadığı ve dayanılan tapu kaydının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı yönlerinde toplanmaktadır. Davalının dayandığı 8.10.1940 tarih 177 sıra nolu sicilden gelen 18.11.1975 tarih 33 sıra nolu tapu kaydının sınırları doğusu bayır yolu ve fundalık, batısı bursa yolu, şimalen … oğlu … cennuben Hazine, metruke okumakta olup miktarı 7200 metrekaredir ve de 2510 sayılı İskan yasası hükümlerine göre oluşturulmuştur. Mahkemece söz konusu kaydın evrakı müsbitesi arasında haritası olup olmadığı sorulmamıştır. Yerel bilirkişinin kaydın taşınmaza uyduğu yönündeki sözleri taşınmaza kuzey yönden sınır teşkil eden 75 nolu parsele revizyon gören ve aynı şekilde oluşturulan tapu kaydının güney sınırına davalının dayandığı tapu kayıt maliki … oğlu …’i, davalı tapusunun kuzey sınırında 75 nolu parselle ilgili tapunun maliki … oğlu …’i okumak suretiyle kaydende doğrulanmıştır. Tapunun doğu ve batı sınırlarında okunan yolların varlığı toprak tevzi komisyonunca düzenlenen haritada da görülmektedir. Ne varki keşif sırasında bilirkişi ve tanıklardan doğu ve batıdaki yolların güzergahları ve hangi isimle anıldıkları ayrıntılı olarak sorulup saptanmamıştır. Diğer taraftan tapu kaydının miktarı 7200 metrekare olmasına karşın taşınmazın kadastro sırasında belirlenen yüzölçümü 7184.53 metrekare olarak hesaplanmıştır. Tapu kayıtları mülkiyet hakkı bahşeden kayıtlardan olduğuna göre davacının asgari 7200 metrekarelik bir yerin maliki olması gerekir. Taşınmaza kuzeyden sınır teşkil eden 75 nolu parsele revizyon gören tapu kaydının miktarı 1650 metrekare olmasına karşın taşınmazın kadastro sırasındaki belirlenen yüzölçümü 2796.83 metrekaredir. Bu durumda 75 nolu parselde tapu kaydına nazaran 1146.83 metrekarelik bir fazlalık bulunmaktadır. Hal böyle olunca dava konusu parsel ile 75 nolu parsel arasındaki tapu tesis tarihindeki ortak sınırın nereden geçtiğinin belirlenmesi de, davalı tapusuna kapsam tayini yönünden önem arzetmektedir. Mahkemece bu yön üzerinde de durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde mahkemece davalının dayandığı tapu kaydının evrakı müsbitesi arasında harita yada krokisi olup olmadığı merciileri nezdinde araştırılmalı, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, takiben önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkla tüm tesbit bilirkişileri ve sonradan taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, dayanılan tapu kaydı ve olduğunda harita ve krokisi yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklara tapu kaydının doğu sınırında okunan bayır yolu (bağlar yolu) ile batı sınırında okunan Bursa yolunun tapunun tesis edildiği 1940 yılı itibariyle arazi üzerindeki güzergahlarının neresi olduğu göstertilerek krokisine işlettirilmeli, yine bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz ile bitişik 75 nolu parseli tapu tesis tarihlerinde
ayıran ortak sınırın nereden geçtiği yine arazi üzerinde göstertilmek suretiyle sorulup saptanmalı, kayıtta geçen her iki yolun kadim yollar olup olmadığı konusunda bilgi alınmalı, davalı tapusunun yazılı sınırlarına göre kapsamının yüzölçümü ile geçerli olduğu düşünülerek dava konusu 76 ve komşu 75 nolu parselleri ayıran ortak sınırın belirlenmesi halinde kayıda kapsam tayin ederken ortak sınırın esas alınarak doğu ve batıdaki yollarla bağlantı kurulması gerektiği ilkesi gözönünde bulundurulmalı, yukarıda açıklandığı üzere davalının mülkiyet hakkının tapu kaydında yazılı miktarla sınırlı olduğu, tapulu yerlerde zilyetliğin mülkiyetin koşulu olmadığı düşünülmeli, ortak sınırının belirlenmesi yönünden gerektiğinde komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, toprak tevzi haritasında taşınmazın doğu ve batısında görülen yolların gerek 75 ve gerekse 76 nolu parsellerle ilgili tapu kayıtlarında yazılı yollar olup olmadığı da bilirkişi ve tanıklardan sorulmalı, itirazlı olduğu anlaşılan 75 nolu parselle ilgili davanın sonuçlanmış olması halinde verilen kararın kesinleşme şerhini içeren bir örneği getirtilerek davaya etkisi üzerinde durulup delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, fen bilirkişisine yapılan uygulamaları ve keşfi izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; meraların tescile tabi ve özel mülkiyete konu olan yerlerden olmadığı düşünülmeden taşınmazın C ile işaretli kısmın mera olarak hazine adına tescili yoluna gidilmiş olması da doğru değildir.
Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 9.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.