YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17129
KARAR NO : 2009/14631
KARAR TARİHİ : 10.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 08.04.1986-10.02.1990 ve 13.09.1994-21.05.2007 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalılara ait işyerinde 08.04.1986-10.02.1990 ile 13.09.1994-21.05.2007 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, 08.04.1986-10.02.1990 tarihleri arasındaki süre yönünden 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesindeki 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile 13.09.1994-21.05.2007 tarihleri arasında ise anılan tarihler arasında kuruma bildirilen hizmet süresi dışında çalışmanın bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç 13.09.1994-21.05.2007 dönemine ilişkin süre yönünden usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalı işyerinden verilmiş 25.10.1995, 21.11.2002, 27.9.2003, 27.4.2004 tarihli işe giriş bildirgelerinin bulunduğu, 25.10.1995-31.3.2001 tarihleri arasında kısmi bildirimler yapıldığı, davacının 6.5.2002-12.8.2002 tarihleri arasında dava dışı başka bir işyerinde çalıştığı, 21.11.2002-9.3.2005 tarihleri arasında davalı işyerinden kısmi bildirimler yapıldığı, 12.3.2005-1.2.2006 tarihleri arasında dava dışı başka bir işverene ait işyerinde çalıştığı, 24.5.2006-8.6.2007 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerindeki çalışmalarının tam olarak bildirdiği anlaşılmaktadır.
Davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi olup bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksIz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilir ise de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Gerçekten, davacının işyerindeki çalışmaları 25.10.1995, 21.11.2002, 27.9.2003 ve 27.5.2004 tarihli davacının imzasını taşıyan işe giriş bildirgesi ile Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiştir. .İşe giriş bildirgeleri ve dosyada mevcut imzalı bordrolardaki imzaların davacıya ait olup olmadığı yönünden inceleme yapılmadığı gibi, anılan imzalar davacı tarafından açıkça inkar edilmiş de değildir. Davalı işverenin ibraz ettiği ücret tediye bordrolarının davacının imzasını taşıdığı anlaşıldığından, davacının bu dönemlerdeki çalışmaları işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin bulunması durumunda tanık sözlerine değer verilemez. Dairemizin giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Yapılacak iş; davacının davalı işyerindeki hizmetinin kesintili geçtiği gözetilerek imzalı bordrolardaki hizmet yönünden davanın reddi ,imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden ise eksik bildirilen süre ile ilgili yukarıda belirlenen yönteme uygun ve davacının işyerinde geçen hizmetini bilebilecek durumda olan bordro veya komşu işyeri kayıtlarına geçmiş kişileri tanık olarak dinlemek, dosya kapsamında yer alan tanık beyanları ile de davacının çalışmalarının kesintisiz geçtiği hususu vurgulandığına göre; eksik bildirilen sürelerdeki çalışma olgusunun varlığını kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde araştırarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Ayrıca 1.1.2000 tarihinden sonraki dönem için ise 506 sayılı Yasa’nın 4447 sayılı yasanın 11.maddesi ile değişik 79/3 maddesinde “Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kuruma verilmemesi veya verilen bilgi ve belgelerin Kurumca geçerli sayılmaması halinde, otuz günden az bildirilen sürelere ait primler Kurumca re’sen tahakkuk ettirilerek 80 inci madde hükümlerine göre tahsil olunur” hükmü bulunduğundan 2000 yılından sonraki dönem için imzalı ücret bordrosu bulunmayan ve çalışmanın varlığı tanık beyanları ile kanıtlanan 30 günden az bildirilen aylar için eksik bildirime dayanak belgelerin kuruma verilip verilmediğini araştırmak ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.