YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/19640
KARAR NO : 2009/16660
KARAR TARİHİ : 21.12.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emekli aylığına konulan haczin kaldırılması ile aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 1479 sayılı Yasa gereğince almakta olduğu yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılmasını ve aksine kurum işleminin iptilini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulüne ve konulan haczin iptaline karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıya 1479 sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, ödenen aylığına SSK Eskişehir İl Müdürlüğünün 7.3.2008 gün ve 15427 sayılı haciz bildirisi üzerine kendisine ait işyerinin kuruma olan prim vs. borçlarının ödenmemesi nedenine dayalı olarak haciz konulduğu ve 28.5.2008 tarihinde kesinti yapıldığı görülmektedir. Mahkemece işlem tarihi olan Mart 2008 tarihinde 5510 sayılı Yasa’nın 93. Maddesinin yürürlükte olmadığı, eski 1479 sayılı Yasa’nın 67. Maddesi gereğince ” bu kanun gereğinçe bağlanacak aylıklar, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez.” hükmü nedeni ile yapılan haczin kaldırılmasına karar verilmiş ise de yapılan işlem ve niteliği ile hacze olanak tanıyan 5510 sayılı Yasa’nın 93. Maddesi dikkate alındığında bu sonucun doğru olmadığı ortadadır.
Gerçekten kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemiyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural ” derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgil alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur.
Bu açıklamalar karşısında 1.10.2008 tarihinde yürülüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 93. maddesinin tamamlanmamış hukuki olaya uygulayacağının kabulü ile mahkemenin 1.10.2008 tarihine kadar yapılan kesintilerin yasal dayanak olmadığından iptaline ilişkin verdiği kararının doğru olduğu ancak 1.10.2008 tarihinden sonra yapılan kesintilerin ise 5510 sayılı Yasa’nın 93. Maddesi gereğince yerinde olduğundan bu kesintiler yönünden istemin reddine karar vermesi gerekirken davanın tümden kabulüne karar vermesinin hatalı olduğu açıktır.
Yapılacak iş; kurumun 2004/ 10190 ve 10191 sayılı takip dosyaları gereğince davacının yaşlılık aylığına konulan haciz-işlem tarihi gereğince 1.10.2008 tarihine kadar olan kesintiler yönünden istemin kabulüne bu tarihten sonra yapılan kesintiler yönünden ise, davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hatalı yorum ve gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.