YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/13277
KARAR NO : 2006/1225
KARAR TARİHİ : 21.02.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davalılardan … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 150 ada 9 ve 151 ada 35 parsel sayılı sırası ile 14,548.25 ve 4104.05 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü … adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı … irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, davacı … irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak hazineye karşı dava açmışlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 150 ada 9 nolu parselin hazine adına, 151 ada 35 nolu parselin 1/2 hissesinin davacı …, 1/2 hissesinin ölü tespit maliki … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz irsen intikale, taksime ve zilyetliğe dayalı olarak ölü … adına tespit edilmiş, davacı … taşınmaz ortak miras bırakan …’dan geldiğini ve de miras payı bulunduğunu ileri sürüp her iki parsele yönelik olarak tespit maliklerine karşı, davacı … ise 9 sayılı parsel yününden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak hazineyi hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Mahkemece, tensiple keşif icrasına karar verilmiş, taraflardan ve keşif yerinde ve de ilk oturumda iddia, savunma ve delilleri sorulmamıştır. Bununla beraber davalı 25.5.2005 tarihli dilekçesiyle tapu kayıtları ibraz etmiştir. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve davalının aşamalardaki açıklamalarına göre uyuşmazlık, taşınmazın ortak miras bırakan … mı yoksa davalının
dedesi ve … da oğlu olan …’den mi kaldığı, …’dan kalması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği yönlerinde toplanmaktadır. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişiler bu yönde inandırıcı bir açıklamada bulunmamışlar ve mahkemece de bu yönler kendilerinden sorulmamıştır. Ayrıca, keşif tutanağının incelenmesinden de tutanakların suretli olarak tutulduğu ve bunun sonucu olarak yeterli bir araştırmanın yapılmadığı kanaati doğmuştur. Davalı taşınmazın dedesi …’den kaldığını ileri sürdüğüne nazaran, davacının taşınmazın dedesi …’dan kalıp, terekesinin taksim edilmediğini kanıtlamak zorundadır. Başka bir anlatımla davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa düşmektedir. Mahkemece bu yön, davacı hatırlatılmadığı gibi taraflara delil bildirme olanağı da sağlanmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacıdan iddiası, davalıdan ise savunması sorularak beyanları imzaları ile belgelendirilmeli, bu arada kök miras bırakan …’dan ve de oğlu …’den alınmış veraset belgesi varsa taraflara ibraz ettirilmeli, yoksa …’ın verasete esas aile nüfus kayıt tablosu getirtilmeli, davalı tarafın fotokopileri ibraz ettiği tapu kayıtlarının Türkçe örnekleri ilgilisinden temin edilip merciinden getirtilerek kayıtlardan hangisine dayandığının davalı taraftan sorulup saptanmalı, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişilerle tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, tapu kayıtları yerine uygulanıp kapsamları belirlenmeli, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın Bayramdan mı yoksa oğlu …’den mi kaldığı, …’dan kalması halinde terekesinin tüm mirasçılarının yada temsilcilerinin katılımı ile taksim edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihte taksim edildiği, her bir mirasçıya hangi mevkiiden taşınmaz mal verildiği, taşınmaz mal verilmeyen mirasçıların ne şekilde razı edildiği, …’den kalması halinde de terekesinin taksim edilip edilmediği olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmazın uzun süreden beri davalı ve miras bırakanı babası … tarafından kullanılması halinde bu durumun neyin sonucu olduğu konusu bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, yukarıda yazılı hususlar hakkında gerektiğinde komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve tespitlerine esas alınan kayıtlar getirilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduk-
larına bakılmalı, uzun süre kullanımın taksimin karinesi sayılacağı ilkeleri gözönünde tutulmalı, taraflar adına belgeli yada belgesiz olduğuna bakılmaksızın tespit edilen taşınmazların tutanakları getirtilerek tespit nedenleri üzerinde durularak delillerin değerlendirilmesinde nazara alınmalı, her bir mirasçıya taksimen verilen yerlerin parsel numaraları bildirildiğinde tutanakları getirtilip incelenmeli, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplana ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi, davacının aynı iddialara dayalı olarak aynı kişiler aleyhine açmış olduğu başka taşınmazlarla ilgili davaların biri hakkında verilecek kararın diğerinin de esasını etkilemesi kaçınılmaz olacağından delillerin birlikte değerlendirilmesi yönünden usulün 45.maddesi uyarınca birleştirilerek görülmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması doğru değildir.
Kabule göre de;
Çekişmeli 9 sayılı parsel ölü … adına tespit edilmiştir. Kadastro davaları tespit malikleri yada komisyonca malik kılınan gerçek ve tüzel kişiler …. gösterilmek suretiyle açılması gerekir. Somut olayda hazine adına tespit yapılmadığına göre hazinenin gösterilmesi doğru değildir. Husumet davanın görülebilme koşullarından olup mahkemece re’sen nazara alınması gerekir. Bu durumda davalı … ’nun davasının husumet nedeniyle reddine, dava konusu 9 sayılı parselin tespit gibi ölü … adına tesciline karar verilmesi gerekirken hazine adına tescil edilmesi doğru değildir.
Davalı …’ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 14.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.