Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/3070 E. 2006/5249 K. 08.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3070
KARAR NO : 2006/5249
KARAR TARİHİ : 08.06.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 145 ada 23 parsel sayılı 10503,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek çalılık niteliğiyle davalı hazine adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı … ve müşterekleri tapu ve vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı… mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın davacıların dayandıkları tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve çalılık niteliğinde bulunduğu düşüncesi ile hazine adına tespit edilmiş, davacılar iki ayrı tapu kaydına ve vergi kaydına dayanarak tespitin iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Tespit nedenine ve ileri sürülüşe göre uyuşmazlık, taşınmazın dayanılan tapu ve vergi kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı yönünde toplanmaktadır. Dayanılan tapu kayıtlarından K.Sani 334 tarih 87-88 nolu

sicilden gelen 5.10.1934 tarih 4 sıra nolu tapu kaydının sınırları doğusu evvelce urlak (Urlalı) ……bahçesi, batısı … bahçesi, güneyi Çallızade … bahçesi okuyup miktarı 3680 m2, diğeri ise Mart 309 tarih, 25 ve 26 nolu sicillerden gelen 14.1.1935 tarih 23 sıra nolu kayıttır. Mart 309 tarih, 25 ve 26 nolu kaydın sınırları yönsüz olarak … … yetimleri ve … ve … zeytinlikleri ve çay, 14.1.1935 tarih 23 nolu kaydın sınırları ise yönlü olarak doğusu çay, batısı … … yetimleri ve kısmen Vakıf, kuzeyi yol, güneyi … okumakta olup miktarı 2300 m2 dir ve kadastro sırasında kayıt 145 ada 9 parsele revizyon görmüştür. 5.10.1934 tarih, 4 sıra nolu tapu kaydı ise 153 ada 1 nolu parsele revizyon görmüştür. Tapu kayıtlarının taşınmaza uyduğunun yada taşınmazın tapu kayıtları kapsamında kaldığının kabulü için sınırlarda okunan kişi yerlerinin ve ayrıca 14.1.1935 tarih 23 nolu kaydın sınırında okunan Vakıf ve değirmen yerlerinin arazi üzerinde bilirkişilere göstertilip düzenlenecek krokiye işaret ettirilmesi gerekir. Bilgilerine başvurulan yerel bilirkişilerin kayıtların uygulanması ve kayıtlarda yazılı sınır yerleri ile ilgili sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. 5.10.1934 tarih 4 sıra nolu tapu kaydının güney sınırında okunan Çallızade … bahçesi diye bildirilen 2 nolu, yine aynı kaydın batısında okunan … bahçesi olarak gösterilen 144 ada 1 nolu parselin kadastro tutanakları ile tespitlerine esas alınan kayıtlar getirtilip uygulanarak yerel bilirkişi sözlerinin denetlemesi yapılmamış, kuzeydeki 26 ve güneydeki 3 nolu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ve dayanağı kayıtlar getirtilip taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okudukları da belirlenmemiştir. 145 ada 24 ve 25 ve 153 ada 1 nolu parsellere revizyon gören 5.10.1934 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydının doğusu Urlalı Veli dayı denmesine karşın doğudaki 9 nolu parselin tespitine esas alınan 14.1.1935 tarih 23 nolu tapu kaydının ve geldisinin iktisaplarında söz konusu kişi adına yer verilmediği halde

dayanak tapunun dava konusu parselleri kapsadığının kabulünün nedenleri de anlaşılamamıştır ve ayrıca tapu kayıtları da ilk tesisinden itibaren düzenli bir biçimde intikalleri ile birlikte getirtilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, kayıt örnekleri eklenerek gerek 14.1.1935 tarih 23 ve gerekse 5.10.1934 tarih 4 sıra numaralı tapu kayıtları ilk tesislerinden itibaren iktisap sebepleri de yazılmak suretiyle düzenli olarak intikalleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığın’dan ve alınacak cevaba göre gerektiğinde yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli. İlk tesis kayıtlarındaki miktar ve sınırlarla intikali olan kayıtlardaki miktar ve sınırlar arasında farklılık doğduğunda nedenleri sorulup varsa bununla ilgili belge örnekleri getirtilip incelenmeli bu arada 144 ada 1 nolu parsel ile 24 nolu parsele kuzeyden sınır teşkil eden 26 ve 23 nolu parsele batı yönden ikinci derecede sınır teşkil eden 2 ve 3 nolu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanağı olan kayıtlar celbedilmeli, daha sonra tüm tespit bilirkişileri ile önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak taşınmazı ve çevresini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla dayanılan tapu kayıtlarıyla 528 tahrir nolu vergi kaydının uygulaması yapılarak aidiyet ve kapsamları kesin olarak saptanmalı, bilirkişilere tapu kayıtlarındaki ve vergi kaydındaki kişi yerlerinin nereleri olduğu arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bu arada 14.1.1935 tarih 23 nolu tapu kaydının güney sınırında yazılı değirmen ve batı sınırında sözü edilen Vakıf yerinin nereleri olduğu da arazi üzerinde aynı yöntemle belirlenmeli, bilirkişiler tarafından bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, güneydeki 11 ve 19 nolu parsellere revizyon gören tapu kayıtlarının kuzey sınırında okunan … ………… karısının davacılar ve miras bırakanları olan kişiler olup olmadığı üzerinde de durulup delillerin değerlenmesinde ve uygulamada nazara alınmalı, kayıtların taşınmaza uygunluğu halinde sabit sınırlı oldukları gözetilerek kapsamlarının

miktarlarına göre değil, sınırlarına değer verilerek belirleneceği ilkesi dikkate alınmalı, tapu kayıtlarının uymaması halinde önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların 1936 ve 1937 yıllarından beri taşınmazın tarımsal amaçla zilyet edilmediği ve boş bırakıldığı yolundaki sözleri zilyetliğin iradi terki’nin göstergesi sayılmalı ve bunun sonucu olarak zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve özellikle kayıtlardaki sınır yerlerini açıkça yansıtır ve izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 8.6.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.